Menu

Türk Da Vinci’si İlhan Koman’ın Eserleri ve Hayatı



En önemli heykeltıraşlarımızdan, Türk Da Vinci’si olarak adlandırılan İlhan Koman, Edirne’de 17 Haziran 1921’de doğar. Ailesi ile bu şehirde 1940’lı yıllara kadar yaşar.

Dedesi Jön Türkler’in ileri gelenlerindendir ve istibdat yönetimine karşı özgürlükleri savunmaktadır. Annesi de özgürlüğüne düşkün bir insandır. Cumhuriyet ilan edilmeden önce bile Edirne’de rahatça dolaşabilmekte ve istediği kıyafet ile dışarı çıkmaktadır. Cumhuriyet ilan edilip de kılık kıyafet kanunu getirildiğinde bu kanunlara ilk önce uyan da o olur.

can yucel, sadi ozis, ilhan koman

Can Yücel, Sadi Öziş, İlhan Koman, 1950

Babası ise doktordur. Böyle bir aileden gelmesi dolayısı ile özgür bir çocukluk yaşar. Yazları İstanbul’a dedesini ziyarete gidişlerde, Koman’ın ilgisini çekip hoşlandığı şeylerden biri de Haliç’teki vapurları izlemekti. Daha beş-altı yaşlarında gemi maketleri yapmaya başlayan Koman’ın ilk tasarımlarını yapmasında Haliç izlenimlerinin payı büyüktür. Liseye gittiği günlerde bile gemi inşaat mühendisi olmayı tasarlıyordu.

Bir Evliyaya

İlhan Koman ki tıraşsız heykeltıraş
Uçmağa doğru sakallı…
Elinde bombalarla bebekler
Heykel gibi olmayan heykeller,
Taşınırdı garip maacir
Güneyinden Kuzeyine Kutupların
Battı batacak teknesiyle
Varmak için Edirne’ye
Selimiye’ye

Can Yücel

ilhan koman

17 yaşındayken tüberküloza yakalanan Koman’ın durumu çok ağırlaşır, ailesi neredeyse umudu keser. Tedavisi için Edirne’den İstanbul’a götürülüp getirilir. Bu nedenle, askerlik görevinden muaf tutulur. Bu uzun dönemi değerlendirmek için Akademi’ye başvurmaya karar verir. İlgililere resimlerini gösterdikten sonra Akademi’ye kabul edilir. Yıl 1941 ve İkinci Dünya Savaşı’nın en bunalımlı dönemidir.

ilhan koman, 1947

İlhan Koman, 1947

İlhan Koman, derslerde antik heykellerden yaptığı kopya ve orneman (süsleme) çalışmalarıyla hocalarının dikkatini çeker, resimden çok bu işlere yatkın olduğunu, bu sebeple heykel bölümüne gitmesi gerektiğini öneren hocalarının öğüdüne uyar ve bir yıl sonra Akademi’nin Heykel Bölümü’ne geçer.

ilhan koman ilk calismalari

İlhan Koman’ın öğrencilik çalışmalarından, 1947

Heykel bölümünü birincilikle bitiren İlhan Koman, o yılların devlet bursundan yararlanarak 1947’de Paris’e gönderilir. Paris’te başladığı atölyeye ancak iki ay dayanabilir. O, alışılmış klasik eğitimi zaten Akademi’deyken almış, soyut çalışmalarına başlamıştır. Paris’teyken en önemli okul onun için Louvre Müzesi ve Rodin Müzesi’dir. 1951 yılında Paris’teki bursu biten Koman, İstanbul’a dönerek mecburi hizmetle Akademi’de asistanlık görevine başlar.

Sadi Calik, Can Yucel, ilhan koman

Şadi Çalık, Can Yücel, İlhan Koman, 1950, Paris

Türkiye’de yaptığı en önemli yapıtlarının başında Anıtkabir’deki rölyefi bulunmaktadır. Yapılan yarışmayı Koman kazanır ve çıkış merdivenlerinin doğu kanadını düzenleme işi ona verilir. Paris’te eğitim gördüğü süre içinde eski Yunan eserlerinden çok Mezopotamya ve Mısır sanatı ilgisini çeker. Koman’ın Anıtkabir için yaptığı rölyefte bu ilginin tesiri açıkça görülmektedir. Rölyef Sakarya Savaşı’nı konu almaktadır. Fakat bize Persopolis’teki Pers Sarayı’nın duvar rölyeflerini ve Mısır taş kabartmalarını hatırlatır.

ilhan koman, anıtkabir

İlhan Koman’ın eseri Anıtkabir’deki rölyef, 1954

İlhan Koman 1957 yılında Brüksel’e gider, 1958 yılında ise İsveç’in en sakin yerlerinden birine yerleşir. 7 yıl sonra, Hulda ismini vereceği bir tekne satın alır. Hulda, İsveç’in bir tersanesinde Baltık ticaret gemisi olarak tasarlanır, uzun yıllar Baltık Denizi’nde ticaret gemisi olarak hayatını sürdürür. Sanatçı, Hulda’yı ailesiyle yaşadığı yer ve atölyesine dönüştürür. Yıllar sonra, 2010 yılında İlhan Koman Vakfı tarafından düzenlenen Hulda Festivali kapsamında sanatçının gemisi Hulda, Stockholm’den yola çıkıp İstanbul’a, Koman’ın hem öğretim gördüğü, hem de ders verdiği Akademi’nin rıhtımına getirilir.

ilhan koman hulda

İlhan Koman maddenin ve doğanın içindeki sonsuz devinimin heykellerini yapar. Onun tüm işleri dinamiktir. Aynı Ortaçağ’daki demirci ustaları gibi demir ve çeşitli metal unsurlarla sanatını doğurmaya çalışır. Güneş Karabuda’nın Sakallı Kaptan-ı Derya Hayrettin benzetmesinden çok, Koman Ortaçağ’da çeşitli metal unsurlarla uğraşan bir simyacı gibi gelir izleyene. Türkiye’deki son yıllarında ve İsveç’e gittiği ilk yıllarda malzeme olarak metali kullanır, 1956-1965 yılları arasını, Demir Çağı olarak adlandırır. Koman, bu dönemde adeta demirle boğuşur, hatta bazen ona işkence yaptığını bile düşünür.

ilhan koman, demir cagi 1957

Demir Çağı, 1957

Koman, 1965 sonrasında ahşap yapıtlarıyla karşımıza çıkar. Fakat aynı zaman içerisinde duralit, bronz, demir, plastik gibi birçok malzemeyi de kullanır. Bu dönemde oluşturduğu geometrik ve iç içe geçmiş objeler konstrüktif akımın etkisini rahatlıkla hissettirir. İlhan Koman’ın işlerinde seyirci de malzeme kadar eserin ve devinimin bir parçasını oluşturur. Derviş ve Yuvarlanan Kadın gibi heykellerde, hareketi başlatan, seyircinin doğrudan fiziksel müdahalesidir.

ilhan koman, yuvarlanan kadin

Yuvarlanan Kadın, 1983

ilhan koman, dervis

Derviş, 1970

Ağacı canlı bir malzeme olarak niteleyen İlhan Koman, bu eserine ağaçta olduğuna inandığı mistizm nedeniyle Derviş adını verir. Ahşap malzemenin kullanıldığı bu yapıtta ön plana çıkan unsur, ahşabın esnekliğinden önemli ölçüde yararlanmış olmasıdır. Yukarıdan bağlı olan bu heykel aşağıda oluşturulan platformun hareketi ile dönmeye başlar. Bu yapıtta ve Koman’ın daha birçok yapıtında sonsuzluğa doğru uzanan bir devinim imgesi çıkar karşımıza.

ilhan koman, whirlpool, 1975-80

Whirlpool, 1975-80

Sonsuzluk –1 türevlerinde, Sonsuz Sütun’da, Hyperformlar’da hareket seyircinin zihninde süreklilik kazanır, form sonsuzluğa uzanır. Koman, rotorları için (döneç) rüzgarı, doğanın gücünü malzeme olarak kullanmıştır.

ilhan koman, to infinity

To Infinity, 1986

ilhan koman, sonsuz sutun

Endless Column (Sonsuz Sütun), 1975

ilhan koman, to infinity, 1986-2

To Infinity, 1986

ilhan koman, leonardodan

Från Leonardo (Leonardo’dan), 1971, İsveç

Leonardo’dan isimli çalışması da, Koman’ın bakış açısının ipuçlarını verir. Leonardo, İlhan Koman’a ilham veren ünlü deseninde, insan bedenini üç çember içine yerleştirmiştir. Koman, kentin boyut ve ölçülerinin, insan bedeninin oranlarına uyması gerektiğini söyleyen Vitruvius’a gönderme yapmaktadır. İlhan Koman’ın desene eklediği dördüncü çemberde, insan bedeni soyutlanarak barış işaretine dönüştürülmüştür. Koman’a göre insan her şeyin ölçüsü olduğu zaman kent, içinde yaşamaya değer bir yer olacaktır. Bu düşüncede soyutlama, insanı ve mekanı hedef alır, onları tarihin içindeki geçici kimliklerinden sıyırır, sonsuzluğun içine bırakır.

ilhan koman, akdeniz heykeli

Akdeniz Heykeli, 1980

İlhan Koman “İnsanın kucaklaşması, sevgisi anlatılırken Akdeniz aklıma geldi. Akdeniz büyüktü, bizden bir denizdi. Kucak açmayı bu adla anlatmak istedim. Sevgiyi ve kucaklaşmayı anlatırken bir kadının bütünlüğünden yararlanmak istedim.” der.

Hareket, İlhan Koman’ın heykellerinin temel öğelerinden biridir. Heykellerin esas formu, devinim halinde mekanda kapladıkları boşluktur. İşte Akdeniz Heykeli, bu yüzden dalgalanan, titreşen, deniz kokulu bir ilahedir, onu izleyerek önünden geçen seyircinin hareketiyle rüzgarda savrulmaya başlar. Akdeniz Heykeli’nin yarısı metalden, diğer yarısı boşluktan yapılmıştır. Dolayısıyla içinde bulunduğu mekan onun organik bir parçasıdır.

ilhan koman - akdeniz heykeli

1981’de Sedat Simavi Görsel Sanatlar Ödülü’nü kazanan Akdeniz Heykeli, Halk Sigorta için yapılır ve Zincirlikuyu’da inşa edilen Genel Müdürlük binası önüne yerleştirilir. İlhan Koman, heykele ayrılan yerden memnun kalmamış, heykeli tasarladığı gibi renklendirememiştir ve maddi imkansızlıklar yüzünden şirketin şartlarını kabul etmiştir. 2000 yılında Halk Sigorta’nın adının Yapı Kredi Sigorta A.Ş. olarak değiştirilmesi sonucu heykelin mülkiyeti bu şirkete geçer. Şirket, eseri herhangi bir özel mülk olarak görür, onun üzerinde hak iddia eder. Akdeniz, kısa bir süre Galatasaray Meydanı’nda sergilense de, Levent’te beton bloklar ve otoyollar arasında kalmaya mahkum edilir. Yakın dostu Güneş Karabuda’nın, İlhan Koman’ın görüşü olarak anımsadığı sözlerle “Şöyle güneyde bir Akdeniz kentinin liman girişine konsa, gelen geçen gemiler ona düdük çalsa, selam etse güzel olurdu.” der.

ilhan koman, pi serisi

Pi Serisi, 1980-1983

İlhan Koman, birden fazla pi sayısı içeren yüzeyler yaratmayı dener. Bir dairenin çapı değiştirilmeden, yüzeyinin pi sayısının katları ile artırılarak kıvrılmasıyla oluşan bir seri çalışma yapar. Sonsuz sayıda pi kullanılınca, yüzeyler katlanarak, kavisler yaparak iç içe geçerler. Ortaya çıkan, çevreyi ve merkezi birbirine bağlayan katmanlarca yüzeyden oluşan, baş döndürücü bir küredir. Sanatçı bu şiirsel tasarımın mimari bir yapı olarak hayata geçirilmesini istemiştir. İnsanlar, yapının içinde gezerken yüzeyler onlarla birlikte hareket edecek, yapı durup baktıkları her noktadan bambaşka görünecektir. Tam merkezden dışarıya doğru baktıklarında ise tüm yüzeyler çizgiye dönüşecektir. İlhan Koman’ın amacı, insanlara yaratıcı, öznel bir bakış açısı kazandırmak, içinde yaşadıkları koşulların tek ve mutlak olmadığını hatırlatmaktır.

ilhan koman ve sadi calik

İlhan Koman ve Şadi Çalık, 1952

İlhan Koman, İsveç Parlamentosu’ndaki Kraliyet Arması rölyefini yapar ve rölyefin arkasına bir not bırakır: “Hayatın bir cilvesi, sizin devletin alamet-i farikasını da bir kara kafalı yaptı.”

ilhan koman, kare metal

Kare Metal, Mobilya Tasarımı, 1953-1956

İlhan Koman, Sadi Öziş, Şadi Çalık ve Mazhar Süleymangil’in 1950’lerde belki de ek gelir kazanmak için giriştikleri mobilya işi ve elde ettikleri başarı gerek maddi yetersizlikler gerekse de ülkenin içinde bulunduğu durum yüzünden sadece Türkiye sınırları içerisinde kalmıştır. Bu gerçekten de Türkiye’de tasarım tarihi adına büyük bir adımdır.

“Kendi evliya olduğu için herkese evliya derdi. İngiltere’de okurken, Paris’e geldiğimde İlhan-Sadi çiftini tanıdım, hemen hiç ayrılmazlardı. Onlarla buluşmak ne büyük keyifti, sanırım İIhan’la hayatımın en önemli, en güzel devresi geçti. İlhan’ın bana ilk çarpan özelliği, dünyanın en asil adamı olmasıydı. Boylu, acayip bir zayıflık, hani filinta derler ya, öyle bir yapısı vardı. Bu asalet İlhan’da hiçbir zaman ukalalık haline gelmemiştir, insanlara yaklaşırdı, yineliyorum bence en çarpıcı özelliği asaletiydi. İnsanları dışlamayan gerçek bir asaletti bu, uyduruk değildi. İkinci özelliği, o zaman Grande Chaumière’de küçük bir atölyede keçi ve boğa heykelleri yaptığını anımsıyorum.” (1996, Can Yücel)

“İlhan Koman’ın yapıtları Stockholm alanlarında yıllardır insanlarla birlikte yaşamını sürdürüyor demiyorum. Zincirlikuyu’daki Akdeniz adlı o görkemli anıtı İlhan bize de getirdi demiyorum. Açtığı sergileri, gittikçe artan ününü, insanların yavaş da olsa onun farkına vardıklarını da söylemek istemiyorum. Onu övmek de istemiyorum bütün bu başarılarla. İlhan da bütün bunların hiçbirisini istemez. Her ermiş kişi, sanatçı gibi o köşesinde kendi kozasını hiçbir çıkar düşünmeden, cömertçe kendini işine, insanlara vermek ister. Ve orada Stockholm’da, bir deniz kıyısında gemisinin yanındaki heykellerini koyduğu mağarada kozasını örmeye, çoğaltmaya çalışır. Aydınlık, güzel, görkemli, sevinç dolu, alçak gönüllü.” (Yaşar Kemal, Milliyet Sanat Dergisi, 15 Mart 1981)

ilhan koman, whirlpool, 1990

Whirlpool, 1990, İsveç

İlhan Koman 30 Aralık 1986’da 65 yaşındayken İsveç’in başkenti Stockholm’de hayatını kaybeder. Vasiyeti üzerine yakılıp külleri çok sevdiği Baltık Denizi’ne dökülür.

Kentler ve Gölgeler Programı’nda İlhan Koman’ın arkadaşlarından yazar Demir Özlü, İlhan Koman’ı Stockholm’de anlatıyor.

Tadımlık / İlhan Koman için

çelebi bir korsandı o
fora ediyor bütün yelkenlerini
demir alıp engine süzülüyordu
evcil kadırgasıyla her akşam
bir gül yağmuruna tutuluyordu
tunç toplarıyla isveç kıyılarına
yürekli bir kaptandı o
sevdiği uğruna ölse ne gam
ama rüzgârlı heykelleriyle
ölümün toprağına çıktığından
çamura ve mermere doymamıştı daha
evcil kadırgasından bir akşam
üstünde düşleri çığlık çığlığa

Oktay Rifat

Kaynak
İlhan Koman Resmi Websitesiİlhan Koman Bitirme Teziİlhan Koman ve Kurulacak Müzesi Üzerindeki KarabulutlarSonsuzluğa Ulaşma Serüveninde Bir Yolcu: İlhan Koman


Facebook Yorumları

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir