Menu

Wolfgang Amadeus Mozart’ın Hayatı ve Bilinmesi Gereken 7 Eseri




Mozart (1756, Salzburg – 1791, Viyana) Klasik Batı Müziği’nin en üretken, en etkili bestecilerinden biridir. Eserleri, senfonileri, konçertoları, oda orkestralarını, piyanoyu, operayı ve korolu müzikleri etkilemiştir. 35 yıllık ömrüne 626 eser sığdırmıştır. Günümüzde müzik tarihinin en büyük dehalarından biri olarak kabul görmektedir.

mozart çocukluğu

Jean-Baptiste Greuze’nin 1763-64 yılında yaptığı Mozart portresi

Babası Leopold Mozart, Arşövek Prens’in saray bestecisi ve 2. orkestra yöneticisiydi. Dünyaya gelen 7 çocuğundan sadece 2’si yaşadı: Wolfgang Amadeus ve ondan 5 yaş büyük ablası Marianne (ailede çağırıldığı gibi, Nannerl). Evde sık sık arkadaşlarıyla bir araya gelerek müzik yapan baba Leopold, 1757’de kızının müzik eğitimine başlaması gerektiğini düşünmüş, Nannerl da klavsen çalmaya başlamıştı. Böylece bebek Wolfgang, yalnızca babası ve arkadaşları çalarken değil, ablası çalışırken de müzik duyuyordu.

mozart çocukluğu

Pietro Antonio Lorenzoni’nin 1763 yılında yaptığı çocuk Mozart portresi

Mozart – Bir Yaşam Öyküsü kitabının yazarı İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nda flüt sanatçısı olan, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde de Müzik Tarihi dersleri veren Aydın Büke “Birçok Mozart araştırmacısı ya da müzik tarihçisinin aksine Mozart’ın en büyük şansının babası olduğunu düşünüyorum. Otoriter, tatlı sert, inanılmaz mantıklı bir insan. Babası olmasaydı Wolfgang o yeteneğinden hiçbir şey kaybetmezdi ama serseri, oralarda buralarda dolaşırdı. Çünkü büyük bir kısmı tanrı vergisi bir yetenek, ama bu yeteneğin böyle olağanüstü besteciye dönüşmesinin tek nedeni Leopold’un bilinçli eğitim politikası. Wolfgang’ın babası dini bütün bir Katolik. Mozart 4-5 yaşında harika çocuk belirtileri gösterince, “Tanrı bu mucizenin benim oğlum olarak doğmasını lütfetti. Bu çocuğu iyi yetiştirmek benim Hristiyanlık borcum” diye düşünüyordu.”

Symphony No.40 In G Minor K.550 – Molto Allegro

5 yaşındaki Mozart, müzikseverleri şaşkınlığa düşürecek, kendisi için gurur kaynağı olacak klavsen için iki kısa parçayı besteleyerek müzik tarihindeki yerini alacaktır. 1 Ekim 1762 tarihinde halk önüne çıkarak ilk konserini Linz şehrinde gerçekleştirmiştir. 27 Kasım 1769 tarihinde başpiskoposluk Saray Orkestrası baş kemancılığına getirilmesi, 12 yaşındaki bir çocuk için oldukça onur verici bir olay olmuştur. Henüz o yaşında bestelediği yapıt sayısı elliyi aşmıştır. 9 Ekim 1770 tarihinde zorlu bir sınavdan sonra Bologna’daki Accademia Filarmonica’ya kabul edilmiştir. Bu kurumdan alınan diploma 14 yaşında ve bestecilik kariyerinin başında olan genç bir delikanlı için çok önemlidir.

Lacrimosa

Aydın Büke Mozart’ın kişiliğini şöyle anlatıyor: “Mektuplarını Mozart, o kadar daldan dala atlayarak yazıyor ki. Hiç nokta, virgül koymadan konuları birbirine bağlıyor. Tam bir hiperaktif insan tarzı. Mozart’ın çocuk tarafı hiç bitmiyor ve büyümüyor. İnsanları çok seviyor. Ortam ne kadar kalabalık olursa olsun o bir anda kendi içine çekilip beste yapabiliyor. Beyninin çok farklı çalıştığı kesin. Beethoven’le arkadaş olmayı istemeyebilir, çünkü o çok hırçın, kavgacı, kulağı da iyi duymadığı için bağıran çağıran, burnu büyük bir tip. Mozart çok kafa, gülüp söyleyen, her türlü ortama rahatlıkla uyum sağlayan bir insandı diyebiliriz. Arkadaşımız olsun isteyeceğimiz bir tip. Komiklik yapan, gülen söyleyen, piyanonun başına geçip taklitler yapan, renkli bir insan.”

Eine Kleine Nachtmusik Allegro

Mozart, müziğinin gelişmesinin yanı sıra kendine özgü bir müzik anlayışını ortaya koyma olanağı yakalamıştır. “Mozart, sonat formunu, sonat, senfoni, yaylı çalgılar dörtlüsü ve konçertolarda, eşsiz güzellikteki ezgiler içinde uygulamış ve klasik piyano konçertosunu ilk kez büyük bir parlaklığa ulaştırmıştır. Mozart, Viyana ve Mannheim okullarının uyguladığı çalgı müziği tekniğinin özelliklerini sentez yapıp, bunları kendi müziğinde benimsetebilmiştir. Evrensel değerleri savunmuş ve bunları müziğine yansıtmıştır. Kadını, sıradan insanı ve acıyı işlemiş, soylularla zaman zaman alay etmiş, dünyaya iyimser bakmıştır. Hüznünü notaların derinliklerine gömmüştür. Bütün eserlerinde kendisini ulusal kavram içinde sınırlamadan Alman, İtalyan, Fransız müziği ve kültüründen etkilenmiş, böylece evrensel bir bütünlüğe ulaşmıştır.

Piano Concerto No. 21 – Andante

Annesi ile beraber 23 Eylül 1777’de, Münih, Mannheim ve Paris’i kapsayan bir Avrupa turuna çıktı. O dönemin en iyisi Mannheim Orkestrası ile çalar. Aynı kentte, Weber ailesinin küçük kızı, şarkıcı Aloysia Weber’e aşık olur. Mozart aşık ama çok dile getirmiyor. Flört de ediyorlar. Ama babasının ısrarı sonucu annesiyle Paris’e gidip aylarca kalır. 1778’de annesinin Paris’te ölümüyle derinden sarsılır.

O sırada Aloysia Münih’te operada şarkı söylüyor. Orada yeniden karşılaştıklarında Mozart’ın yüzüne bakmadığı gibi, Wolfgang’ın üzerindeki matem kıyafetleriyle de dalga geçiyor. Mozart iki yıl sonra Viyana’ya gidip Weber ailesiyle tekrar karşılaşıyor. Aloysia başka biriyle evlenmiştir. Aloysia’nın kardeşi Constanze ile birlikteliği başlar. Baba bu evliliğe sonunda sefalete düşeceği ve bestecilik kariyerinin zarar göreceği düşüncesiyle karşı çıkar.

constanze mozart

Constanze Mozart

Can sıkıcı olaylardan sonra, evlilik töreni 4 Ağustos 1782’de Viyana’da Saint-Étienne Katedrali’nde yapıldı. Mozart babasına yazdığı mektupta şöyle der:

“Nikahımız kıyılınca karım ve ben ağlamaya başladık. Orada bulunan herkes, rahip de dahil olmak üzere, bu durumdan çok etkilendi ve ağlamaya başladı. Artık sevgili Constanzem, Salzburg’a gelmek için eskisinden yüz kat daha fazla istekli ve ben de onu tanıdığınız zaman ne denli mutlu olduğuma sevineceğinizi tahmin edebiliyorum. Sevgili karım ve ben 1000 kez ellerinizden öpüyor, sevgili ablamızı tüm kalbimizle kucaklıyoruz. Her zaman size sadık oğlunuz.”

6 çocukları olmasına rağmen, sadece 2 tanesi yaşadı.

aloysia weber

Aloysia Weber

Mozart’ın Constanze ile beraberliği için çok şey yazıldı. Kuşkusuz, yeteneklerine karşın bilgisiz ve koket olan Constanze’nin Mozart’ın dehasını anlayabilmesi olanaksızdı. Constanze karşısında kendisine tapan bir koca görüyordu, başka şeye de aldırdığı yoktu. Onun yapay ve hafif yaradılışının bu dahi bestecinin yaşamını gölgeleyen güçlükleri ağırlaştırdığı gerçektir. Mozart’ın kısa süreli ayrılıklarda bile eşine yazdığı mektuplardan sevgi, şefkat ve romantizmle yüklü bir felsefe yansır.

Mozart’ın ilk biyografisi Mozart’ın eşi Constanze’nin ikinci kocası Nissen tarafından yazıldı. Bu mektupların büyük bölümü Constanze tarafından ikinci kocasına verilir. Mektupların Constanze ile ilgili kısımlarında hep bir sansür var, bunları onun yaptığı söylenir.

Karısının en çok eleştiri aldığı konu da Mozart’ın mezarının kaybolmasıdır. O yıllarda hijyenik kurallar nedeniyle ölen kişi hava karardıktan sonra kireçlendikten sonra mezarlığa götürülüyor. Gömülüşü 8 Aralık’ta berbat bir havada olur. Mezarlığa Constanze, hasta ve hava kötü diye gitmez. Büyük bestecinin cenazesine gelen birkaç dostu, yağmurla karışık kar fırtınası şiddetlenince birer ikişer dağılırlar. Mezarlığa kadar kimse kalmaz. Ölüsü, fakirlere mahsus ortak bir çukura konur. O dönemde Viyana’nın orta sınıfı için geçerli olan örf ve adetlere uygun olarak, Mozart’ın naaşı herhangi bir mezar taşı konulmadan ortak bir mezara gömülür. Daha sonra da nereye gömüldü diye Constanze merak edip gitmez.

Figaro’nun Düğünü

Mozart hayatında dönem dönem maddi zorluklar yaşamıştır. Karakter olarak savruk olması, karısının hastalığı, yolculuklar, giyim kuşam buna neden oluyordu. Birçok arkadaşından borç almış, borcu ödenmemiş şekilde ölmüştür. Aydın Büke şöyle diyor: “Mozart’ın mükemmel bir borç isteme taktiği var. Kendini acındırarak istiyor. Mozart, müziğinde de aynı şeyi yapıyor. Bestelerinde ilk andan sizi o havanın içine sokar. Tanrım, eyvah gibi laflarla aryalara başlar siz de mahvolursunuz. Aynı şekilde “Ah dostum, mahvoldum ben, bittim” diye başlıyor mektuba. Peşinden kendini de, karşısındakini de dolduruşa getiriyor. Borçlarına teminat olarak da kendisine gelecek kazançları gösteriyor.”

Requiem

Hastaydı, Lorenzo da Ponte’ye yazdığı mektupta “Bununla beraber, yaşam ne kadar güzeldi ve korunarak gelişen meslek ne kadar şanslı… Fakat, insanın kendi yazgısını değiştirmesi olası değil. Hiç kimse, günlerini belirleyemez. Boyun eğmek gerek. Tanrı bundan hoşnut olacak… Bitiriyorum. Bu benim cenaze şarkım ve onu yarım bırakmak zorundayım.” diyor. Kont Walsegg’in eşinin anısı için sipariş ettiği ünlü Requiem isimli eserini kastediyor olmalıydı.

Hasta yatağındaki Mozart, eserini bitiremeden 5 Aralık 1791’de 35 yaşında ölür. Karısı, baldızı ve öğrencisi Süssmayr başındaydı. Genç bir bestekar ve Mozart’ın öğrencisi Franz Xaver Süssmayr, Constanze tarafından Requiem’i bitirmesi için görevlendirilir. Constanze öncelikle Joseph Eybler’e başvurur, ancak Eybler beceremez ve görevi reddeder.

In Search of Mozart (Mozart’ın 2006’da kutlanmakta olan 250. doğum yılı vesilesiyle yapılan Mozart’ın İzinde, ünlü bestecinin hayatı hakkında çekilen ilk uzun metrajlı belgeseldir)

Mozart’ın öldürüldüğü söylentileri ölümünden hemen etrafta yayılmaya başladı. 1791′de bir Berlin gazetesi, Mozart’ın ölümünden sonra cesedinin şişmiş olması, zehirlendiği yolunda kuşkular doğurdu diye yazmıştı. Kuşkular en başta Mozart’ın öğrencilerinden birinin kocası, Franz Hofdemel üzerinde toplanmıştı ama kanıt yoktu. 1820’lerde, Avusturyalı eski bir saray bestecisi Antonio Salieri’nin Mozart’ı kıskandığı için öldürdüğü söylendi. Bu gerçek dışı bir söylemdi. Daha sonraki yıllarda Salieri, akıl hastanesindeyken kendisini ziyarete gelenlere “Mozart’ı ben öldürmedim bütün dünyaya söyleyin” diyor.

mozart

Barbara Krafft’ın 1819’da yaptığı Mozart portresi

Mozart, 1784’te küçük bir Viyana Mason locasına katılmıştı. Aktif bir üyeydi, son tamamladığı eseri Sihirli Flüt dahil, Masonik temaları olan birçok eser bestelemişti. Örneğin, Mason törenlerinde büyük anlam taşıyan 18 rakamı, Mozart’ın operasında da önemli bir yere sahipti. II. sahnenin başında, on sekiz papaz ve on sekiz sandalye vardır ve koronun söylediği şarkının ilk bölümü on sekiz ölçülüktür. Ayrıca bu sahneye orkestranın girişinde on sekiz nota grubu yer alır. Bu nedenle, onu masonların zehirlediği söylendi.

1991′de, Mozart’ın ölümünün 200. yıldönümünde toplanan bir tıp sempozyumunda, ölüm nedeni için en baş sıraya iki neden yerleştirilmişti: Böbrek yetmezliği ve akut romatizmal ateş. Ama hiçbirinin bestecinin zehirlendiğine inanmaması dışında, uzmanlar arasında açık bir uzlaşma yoktu. Mozart’ın ölümüne dair somut bir tıbbi kanıt yok. Otopsi yapılmamış. Tahlil sonuçları yok. Hepsinin ötesi de cesedi de yok. Fakat kısa süre önce yayınlanan bir makaleye göre, yıllar içinde araştırmacılar Wolfgang Amadeus Mozart’ın ölüm nedenine ilişkin 118 teori ortaya atılır.

Kaynak
Wolfgang Amadeus MozartKlasik Dönem Bestecisi Mozart’ın Yaşamı, Müzik Anlayışı ve Klarnet Eserleri, Mozart – Bir Yaşam Öyküsü, Aydın Büke, Aydın Büke Habertürk Röportajı


Facebook Yorumları

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir