Menu

Tasavvuf ile İlgileniyorsanız Okumanızı Önerdiğimiz 10 Kitap



Tasavvuf, kaynağı, gelişimi ve yaklaşım biçimi itibariyle sürekli olarak tartışmaların odağında olmuştur. Her şeyde yaratıcının yansımasını arayan tasavvuf, sevgi ve hoşgörü odaklı bir geleneğe sahiptir.

İnsanlığın gelişim sürecinde gizemli unsurların ilgi çekiciliği, tasavvufta da kendisini göstermiş ve etkisinin dönüştürme gücü, ilgili olsun veya olmasın herkeste, tasavvufa karşı bir merak uyandırmıştır. Yazıya başlamadan küçük bir hatırlatma yapmakta fayda var. Popüler ve daha ziyade kişisel gelişim kitabı kategorisinde değerlendirilebilecek tasavvuf içerikli kitapları bu listeye almadık.

1. 100 Soruda Tasavvuf – Abdülbaki Gölpınarlı

abdulbaki golpinarli

Edebiyat, tarih ve tasavvuf Abdülbaki Gölpınarlı’nın ilgilenmiş olduğu konuların başında gelir. Her ne kadar Mahmut Erol Kılıç Hoca, Abdülbaki Gölpınarlı’nın edebiyat tarihçisi olduğunu, tasavvuf konusunda uzman olmadığını söylese de, tasavvuf tarihi ve Mevlevilik araştırmaları uzmanı olarak kabul görmüştür. Mevlana, Yunus Emre ve Fuzuli gibi Türk Edebiyatı’nın önemli mutasavvıf ve edebiyatçıları hakkında yapmış olduğu çalışmalar ve yazmış olduğu eserler, bu alanda tercümeleri, yazdığı
şiirler bulunmaktadır.

“Şeriat yobazı, karıncayı çiğnemekten çekinir. Kur’an-ı Kerim “Size selam vererek, sizinle buluşan kişiye Müslüman değilsin demeyin” buyurduğu, kitap ehline bile dokunmadığı, onları dinlerinde serbest bıraktığı, Hz. Peygamber, Allah’ın birliğine inananın cennete gireceğini bildirdiği halde, en küçük müsamahayı bile kabul etmez, din uğruna, Allah aşkına adam boğazlamayı cihad sayar, kendi gözündeki merteği görmez, alemin gözündeki çöpe takılır gözü. Tarikat yobazı, her şeyi Tanrı tecellisi görür, herkese aynı gözle bakmayı söyler, fakat kendi yoluna uymayanları “Avam, zahid, Yezid, yabancı” sözleriyle kınar, adam yerine saymaz. Şeriat yobazına göre Müslüman, yalnız kendisidir, kendine uymayanlar dinsizdir. Hele başını ustura ile traş ettirmeyen, sakalını çembervari bırakmayan, başına bere giymeyen kişiyi gavur sayar, her yeniye, her yeniliğe düşmandır. Tarikat yobazı, esmaya kaptırır kendini, rüyalara dalar, hayal alemlerine girer, dünyayı sanki boşlamıştır, ama aklı mangırdadır, gönlü dünyaya bağlı. Fakat kerametler satar, gaybden haber verir, dünyayı tasarruf eder aklınca. Ya çıkarına göre laf eder, iş görür yobaz ya da devrini anlamayacak, muhitini farketmeyecek kadar kendini sabit fikirlere kaptırmıştır, aklını yitirmiş bir hastadır yobaz.”

2. Tasavvufa Giriş – Mahmut Erol Kılıç

mahmut erol kilic

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç’ın tasavvufla ilgili birçok çalışması var. Kitap, daha çok İstanbul Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde 2002-2008 yılları arasında devam etmiş olan Bir Doktrin ve Kültür Olarak Tasavvuf derslerine katılan bazı dostların tuttukları notlardan ve bant çözümlerinden hazırlandı. Sohbet havasında geçen bu derslerde gerek doktrin gerekse pratik olarak kültür ve medeniyet tarihimiz üzerinde derin izler bırakan bir dünya görüşü karşılaştırmalı olarak ele alınmaya çalışıldı. Kılıç, tasavvufu anlatırken bunun bir bilgi değil, bir düşünce tarzı, bir usul, bir metod olduğundan bahsediyor ve ancak bu metod izlenmek suretiyle bir tür bilgiye ulaşılabileceğini söylüyor.

“Hayatın manasını düşünmeden yaşamaya kodlanan modern insanın anlamsızlığı, gayesizliği bazı çıkar çevrelerinin istediği bir müşteri tipini meydana getirdi. Maneviyatı merkeze alan insan, modern-kapitalist tüketim anlayışı çarkının içine adeta bir çivi sokar. Maneviyat, tüketim çarkına girmeyen bir insan modeli çıkarır ortaya. Hayatın anlamını nesnelerde değil, kendisinde arayan insanlardır bunlar. Kendisine asli ve değişmez olanın zevki tattırılmadığı sürece insan, bozulan ve her gün değişen şeylere bağımlılığını arttıran bu çark içerisinde öğütülmeye devam etmektedir. Psikolojik olarak sıkıntıdadır çağdaş insan. “Kalpleri ancak O’nu anmak tatmin eder” yasası durmadan çiğnenmektedir çünkü. Modern insana, sahip olduğu şeyle anlam veriliyor, “Sen, neye sahipsen osun” deniliyor. Oysa geleneksel anlamda kişiyi insan yapan, sahip olduğu bilgilerle ne kadar tekamül ettiğidir, neyin peşinde olduğudur. Mevlana “Ne arıyorsan osun sen” der.”

3. Aşktan Dinle – Cemalnur Sargut

cemalnur sargut

Cemalnur Sargut, 20 yıl kimya öğretmenliği yapar. Fakat hayatında tasavvuf hep vardır. Tasavvuf konusunda hocaları Kenan Rıfai, Samiha Ayverdi ve annesi Meşkure Sargut’un eğitiminden geçer. Halen Türk Kadınları Kültür Derneği’nin (TÜRKKAD) İstanbul Şubesi Başkanlığı görevini yürütmektedir. Tasavvufun kişi ve toplumların ortak dili, ortak nefesi olabileceği inancıyla her kesimden uluslararası sempozyumlar düzenlemekte, kitaplar yazmaktadır. Cemalnur Sargut, Aşktan Dinle isimli kitabında Mevlana’nın Mesnevi isimli eseri ışığında nefs, aşk, kibir, cömertlik, gösteriş, edep gibi insanın gelişiminde rol oynayan pozitif ve negatif kavramların iç manalarını anlatıyor. Cemalnur Sargut’un Nevval Sevindi ile radyo sohbetlerinden derlenen kitap, Mesnevi’yi anlamak isteyen, tasavvuf felsefesinin ne olduğunu bilmek isteyenlere ışık tutan bir çalışma.

“Takdir ediliyor, maalesef. Çünkü Allah’la irtibatımız çok azaldığından ve bir de dışı süslemek çok kolay. Malum-i aliniz incinin hakikisini alamayınca, mecburen gidip yalancısıyla vakit geçiririz. Dışı süslemek, tıpkı o yalancı inciyle, taklit inciyle oyalanmak gibidir. Ama kuyumcu, onun hakikisiyle taklidini çok kolay ayırır. Dolayısıyla, bu dışımızın, emreder hale gelmesi, ‘Ben biliyorum’, ‘Ben en üstünüm’ hale gelmesidir. İşte o anda felakete uğrarız, hatta çok hoş bir hikaye vardır Mesnevi’de bu emmareyi anlatan: Alimin bir tanesi, maalesef gene cahil bir alimmiş, Ebu Cehil hikayesinde olduğu gibi gemiye biner. Fakat kendisi çok iyi bildiği için hemen kaptanı imtihan eder. Kaptan buraya gel bakayım, der. Sen fıkıh bilir misin, hadis bilir misin, Kur’an bilir misin? Kaptan biraz mahcup olur. Bilmem efendim deyince, peki ya fizik, kimya, matematik der. Pek bilmem efendim deyince, ‘Vah vah! Ömrünün yarısı boşa gitmiş’ diye kaptanla alay eder. Kaptan gayet üzgündür, ama yolcuya bir şey demez. Birkaç gün sonra muazzam bir fırtına kopar. Kaptan gelir, alime sorar: ‘Yüzme bilir misiniz efendim?’ Hayır, der alim. Öyleyse ‘Vah vah! Ömrünüzün hepsi, biraz sonra ilminiz dahil boşa gidecek.’ Hazreti Mevlana diyor ki, mana aleminde yüzdüren ilim, benlik değildir, nefsi emmare değildir. Rızadır, razı olmaktır. Nefsin en alt makamı ve en zor verilen, en zor geçilen makamı, emmaredir.”

4. Aşk Bir Davaya Benzer – Hayat Nur Artıran

hayat nur artiran

Hayat Nur Artıran, Mevlana Celaleddin Rumi ve eserleri üzerine yaptığı çalışmalar ve yazdığı eserlerle yüzyılımızın en önemli araştırmacı yazarlarından biri olan merhum Sertarik Mesnevihan Şefik Can’ın uzun yıllar yardımcılığını yapmıştır. “Aşk Bir Davaya Benzer isimli kitabım önemli bir kılavuz eser niteliğinde. “Neye kılavuzluk edecek?” denirse, Elest bezminde ilk defa gönlümüze düşen ilahi aşkı samimi bir şekilde bu alemde yaşamaya, Cenab-ı Allah’a verdiğimiz sözü tutmaya kılavuzluk edecek inşallah. Söz konusu eser aşkı okumak için değil, aşkı yaşamak isteyenler için hazırlandı. Hz. Mevlana ve Şems-i Tebrizi’nin ilahi aşkını anlatan romanlar ve çeşitli yazılar satış rekorları kırıyor. Bir başkasının yaşadığı ilahi aşkı sığ bir düşünce ile sadece okumanın bizlere ne faydası olabilir? Asıl maksat onların yaşadığı bu ulvi aşkı yaşamaya talip olmak, dolayısıyla da bu aşka giden yolları aramak değil midir?”

“Sen ibadet deyince namaz kılmayı, oruç tutmayı, hacca gitmeyi ve geceleri sabahlara kadar uyumayarak ağlayıp inlemeyi, perhiz etmeyi düşünüyorsun. Halbuki bunların hiçbiri ibadet değildir. Bunlar, ancak ibadet etmenin sebepleridir. Bu ibadetleri yaptığın zaman sende bir etkisinin olması, bir şeylerin değişmesi lazımdır. İşte bu değişiklik olursa o zaman ibadet etmiş olursun. Kur’an’da, ‘Namaz seni günahtan, suç işlemekten, kötülükten, noksan ve kusurlardan, isyandan, hiddet ve öfkeden korur, temizler’ diye buyrulmuştur. İşte bunları yapmış olman, bu kötü huylardan temizlenmiş bulunman senin ibadetindir.”

5. Mesnevi Terapi – Nevzat Tarhan

nevzat tarhan

Psikiyatri uzmanı olan Prof. Dr. Nevzat Tarhan halen Türkiye’nin ilk nöropsikiyatri hastanesi olan NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanlığı, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörlüğü görevlerini yürütmektedir. Nevzat Tarhan, Mesnevi Terapi’de Mevlana’yı ve felsefesinin özünü, Mesnevi’den aldığı sözlerle okuyucuya tanıtmak/hatırlatmak istemiş. Ayrıca yüzyıllar öncesindeki öğretiyi günümüz koşullarında yaşayan insanların sorunlarında nasıl bir çıkış yolu olarak kullanabileceğimizi gösteriyor. Tarhan’ın önsöz bölümünde açıklandığı gibi, Mesnevi bibliyoterapi (basit bir tanımla kitapla tedavi) açısından çok iyi ve çok önemli bir kaynaktır. Tarhan kitabında, hemen herkesin bildiği örnekleri de kullanmıştır. Prof. Dr. Tarhan, kitabı yazarken hem mesleksel bilgilerini, hem de yaşamından edindiği değer yargılarını da eklemiş. Bu da, kitabın salt bir alıntılar kitabı olmasını önlemiş, yazar kendi dünya görüşünü, değer yargılarını da aktararak yorumlamış.

”Özgürlükle sorumluluk arasında bir dengenin olması gerekiyor. “Vücuttaki en özgür hücre hangisidir?” diye sorsak cevabımız kanser hücresi olur. Çünkü kanser hücresi yanındakini yutar, vücuda giren kan şekerini diğer hücrelerin üç beş misli daha fazla tüketir. Hızlı büyür. Çünkü özgürdür. Ama burada şeytani ve sorumsuz bir özgürlük vardır. O derece özgürdür ki büyür büyür, bütün dokuları yok eder ve en son kendisi de ölür. İşte bu sınırsız, narsistik özgürlüktür. Bencil insan da böyledir, hep kendini önemser, kendini merkeze alır. Özgürlükleri kendine göre yorumlar. Kendini birinci planda tutar. Biriyle problem yaşadığında dünyaya bir kez geldim der ve ilişkisini bitirir. Kendi çıkarına uymayan bir şey olduğunda benim özgürlüğümü kısıtlıyor der, onu reddeder. İşte bu narsistik kişilik yapılanmasıdır. Bu insanlar sosyal dokudaki kanser hücresi gibidirler. Eğer bunlara sınır koymazsak ve yanlış yapıyorsun demezsek gittikçe büyürler. Siz de her dediklerini yaparsanız onları hükümdara dönüştürürsünüz.”

6. Sufi Psikolojisi – Kemal Sayar

kemal sayar

Halen Marmara Üniversitesi Psikiyatri Ana Bilim Dalında öğretim üyesi olan Prof. Dr. Kemal Sayar, tasavvufun bir terapi yöntemi değil, Allah’a ulaşmayı ve onunla bütünleşmeyi amaçlayan bir yol olduğunu ve daha yolun başında öfke, panik atak, kaygı bozukluğu ve kronik mutsuzluk gibi problemlerin yok olduğunu anlatıyor. Kitap, Sayar’a ait notlar ve sunuş ile birlikte 10 bölümden oluşuyor, eserde sekiz de makale bulunuyor. Sufi Psikolojisi kitabı sufilik ve sufi psikolojisi ile ilgili çeşitli yazıların bir araya getirildiği geniş kapsamlı bir eserdir. Eser tasavvuf ve günümüz psikoterapilerini karşılaştırarak anlamlı bir sonuç elde edilip edilemeyeceğini tartışır.

“Mesnevi’nin yazıldığı topraklarda yaşayan insanlar olarak, kendi kültürel değerlerimiz üzerinde karşı biraz daha vefalı olmamız gerekmez miydi? Sufi mesellerini psikoterapinin mihveri yapan, Mesnevi hikayelerini tedavide metafor olarak kullanan yöntemler, yine batı dünyasında karşımıza çıkıyor. Tuhaf olan, bu topraklarda yeşeren ve bizim izini yitirdiğimiz bilgeliğe, şimdi batının dolayımında rastlıyor olmamız. Sufi’nin içsel yolculuğu zor bir zihinsel ve ruhsal yolculuktur, çünkü her düşünme ve arınma eyleminde yanılsamaya düşme tehlikesi vardır. O yüzden, Sufi bu yolculukta kendisine bir kılavuz ister. O, bu yolu bilen, daha önce bu yaşantıdan geçmiş birisidir. Davranışsal ve zihinsel değişim için arayıcıya durumunu hatırlatacak ve yola koyulan kişiye talimatlarla değil, yaşantılarla yol gösterecektir.”

7. Rumi ve Aşkın Terapi – Faik Özdengül

faik ozdengul

Dr. M. Faik Özdengül, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde ardından Fizyoloji Anabilim dalında doktora yaptı. Yeditepe Üniversitesi Hipnoz ve Hipnoterapi eğitimi, Psikoterapi Enstitüsü’nde Bütüncül Psikoterapi eğitimini tamamladı. Kitaplarının yanı sıra, Rumi Terapi başlığı altında Mesnevi öğretisiyle ruhsal terapi grup çalışmaları yapmaktadır. Mesnevi’nin bir psikoterapi işlevi gördüğü ve Mesnevi eğitiminin adeta bir ders kitabı olarak okutulmasının, koruyucu ruh sağlığı açısından önemi üzerinde duran Dr. Faik Özdengül Rumi ve Aşkın Terapi adlı kitabında buna dikkati çeker ve ortaya konulan bu disipline Aşkın Terapi ismi verildiğini söyler. Özdengül, Rumi ve Aşkın Terapisi’nde Mesnevi’yi okuduktan sonra hayata ve insana pozitif bakılabileceğini, yine Mesnevi’den örneklerle ortaya koyuyor.

“Hayat zıtların ahengidir. Bizim yolumuzda her şey zıddıyla düşünülür. Ölmek için yaşarız biz ya da yaşamak için ölürüz. Aramakla başlarız. Sonuna dek aradığımız bir yitiğimiz vardır. Herkeste her yerde ararız onu. Kimde bulursak alırız. En temel yitiğimiz bilgidir. Bir diğer ilkemiz harekettir. Durmak yaraşmaz bize. Durursak kirleniriz. Canlılık esastır. Ruh canlıdır. Bedene can veren ruhtur. O yüzden en son ölümde beden yok olur sadece. Bulunduğumuz yeri sürekli değiştiririz. Görüş açımızı genişletir ve zenginleştiririz. Bunun için de devinim şarttır. Sonraki ilkemiz fayda. Kendimize, başkalarına ve tüm varlıklara. İçinde fayda olmayan, zarar veren sahip olduğumuz her şey bize uzaktır. Tahammül bir başka ilkemiz. Yaşadığımız hayatın zor ve çetin olduğu başta fısıldanmıştır kulağımıza. Duymayı reddettiğimiz sürece zorluğu artar. Ta kabullenene kadar. Yol bizi geldiğimiz yere götüren bir yol. Geldiğimiz yere gitmek, yolculuk tahammül ister ve bu da kapasite işidir. Zorlandıkça kapasite artar. Ve bizi tahammül ettiren de aşktır. En önemli ilkedir bu. Öyle ki aşk kimde yoksa, o yok olsun dedim. Aşk, olmaması halinde gerçekten de insanı yok eden kaybettiren bir olgudur. İnsan ancak aşk derecesinde severse katlanır. Aşkı var etmek, onu sürekli içerde canlı tutmak esastır.”

8. Mevlana Konuşuyor – Cihan Okuyucu

cihan okuyucu

Süleyman Şah Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Cihan Okuyucu, “Mevlana ve büyük bir insanlık panoraması olan Mesnevi’yi tanımak, kendi kendimizi tanımak, kendi iç portremize ayna tutmaktır. O parlak ayna 7 asırdır, 7 kıtada elden ele dolaşıyor ve bizi bu uzun ve mukaddes yolculuğa çağırıyor. O halde sevgili okuyucu, biz de bu çağlar üstü sese kulak verelim. O konuşsun biz dinleyelim.” der.

“İki süs ve iki ilim vardır. Makyajcının bezediği yüzün boyası ilk yıkamada gelip geçer, Allah’ın süslediği yüzlerin güzelliği ise kalıcıdır. İlmin de sahici olanı ve makyaj olanı vardır. İlahi bir kaynaktan aracısız olarak gelen vehbi ilim gerçek ve kalıcı ilimdir. Kitap ve hocadan öğrenilen, ama hazmedilmeyen ilim ise makyajcının boyası gibi bu gün vardır, yarın yok. O halde kalıcı güzelliği iste ve gerçek ilme talip ol.”

9. Sevginin Evrensel Mühendisi Mevlana – Emine Yeniterzi

emine yeniterzi

Selçuk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı’nda bölüm başkanı olan Prof. Dr. Emine Yeniterzi’nin kitabı, Mevlana’nın evrensel sevgi mühendisliğini, bilgilendirici açıklamaları ile Mesnevi öykülerinin yanı sıra, Mevlana’nın hayatı, eserleri, düşünceleri ve Mevlana hakkında merak edilen konuları da içeriyor.

“Mevlana lakabı ise, Konya’da ders vermekle meşgul olduğu çok genç yaşlarda kendisine verilmiş. Efendimiz veya Hazret manalarına gelen, bilginler için bir unvan gibi kullanılan bu hitap zamanla yalnız ona has ve en meşhur adı olmuştur. Hünkar ve Molla-yı Rum da müderrisliği sebebiyle kendisine verilmiş isimlerdir. Rumi lakabı ise, Mevlana’nın geçmişte Diyar-ı Rum adıyla anılan Anadolu’ya yerleşmesi ve hayatının büyük kısmını o tarihlerde Anadolu Selçukluları’nın başkenti Konya’da geçirmesi sebebiyle kullanılır. Mevlana günümüzde batıda bu adla anılmaktadır.”

10. Tasavvufa Giriş – Hülya Küçük

hulya kucuk

Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Hülya Küçük, Tasavvufa Giriş kitabını, doğuşundan günümüze kadar tasavvufun macerasını öğrenmek isteyen her entelektüel okuyucunun merakına cevap verecek bir üslupta kaleme almıştır. Okuyucu, kitabı okurken tasavvufun doğuş ve gelişmesini gibi konularda bir yolculuğa çıkacak, kitabın sonunda tasavvufun dinler ve kültürler arası rolü ve dinlerin en önemli problematiklerinden birisi olan kadın, daha doğrusu insan konusunda Sufilerin ne düşündükleri öğrenecektir.

“Tasavvuf her dinde var olan mistizmin İslam’daki adıdır. Her dinin mistizm diye bir yönü vardır ve yaratıcıya O’nun koyduğu ve peygamberleri vasıtasıyla gönderdiği kuralları kapsamakla birlikte, agnostiklerin/ariflerin kendi subjektif yöntemleriyle geliştirdikleri kurallarla ulaşmaktan bahseden bir bilimdir. Popüler olmasının yanı sıra interdisipliner alanda akademisyenlerin ilgi odağıdır. Ayrıca bestseller romanların da bu özelliklerini içerdikleri tasavvufi motiflere borçlu olduğunu söyleyebiliriz. Hatta bu tür yapıtları ortaya koyanlar “Dervişlerin harflerini çalanlardır.” Alanı genel olarak tanıtan elinizdeki kitap, tasavvufla ilgili hemen her konuya örneklerle işaret eder ve ancak misyonu gereği detaylara gelince “Kalem buraya kadar geldi, ucu kırıldı, kağıt da yırtıldı” demek zorunda kalır.”


Facebook Yorumları

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir