Menu

Barış Bıçakçı’nın Sinek Isırıklarının Müellifi Kitabından Bir Liste



Barış Bıçakçı’nın Sinek Isırıklarının Müellifi kitabının kahramanı Cemil’in hazırladığı, hayatın bir şölen olduğunu hissettiren şeylerin listesini derledik.

1. Mrs. Dalloway, Virginia Woolf, 1925

virginia woolf - mrs dalloway

20. yüzyılın en önemli romanlarından sayılan ve bilinçakışı yönteminin çarpıcı örneklerinden biri olan Mrs. Dalloway, Clarissa Dalloway’in akşama evinde vereceği partinin çiçeklerini almak için evden çıkmasıyla başlar. Londra sokaklarında yürürken yaptığı gözlemler ve geçmiş ile şimdiki arasındaki gidiş-gelişlerle romanda ilerleriz. Mrs. Dalloway’de tek bir konudan değil, konulardan bahsedilir. Woolf, Londra’yı, savaşı, savaş sonrası yaşanan kişisel ve toplumsal problemleri, bunalımları ve düzeni yoğun bir biçimde anlatır. Woolf, ince üslubuyla, karakterleri vasıtasıyla düzeni de eleştirir.

“Ancak, Tanrı bilebilir neden böylesine sevdiğimizi, nasıl böyle değerlendirdiğimizi, usul usul kurduğumuzu, çevremizde büyüttüğümüzü, yıktığımızı sonra, her an yeniden yarattığımızı; ama en düşkünler bile, sokak kapılarına çökmüş o en iğrenç yaratıklar bile (ölesiye içen), aynı şeyi yapmıyorlar mı; başa çıkılmaz bunlarla, öyle kanunlar falan çıkararak, Clarissa kalıbını basardı, neden mi, çünkü yaşamayı seviyorlar…”

2. The Swimmer (Yüzücü), 1968

Yönetmen: Frank Perry & Sydney Pollack, Oyuncular: Burt Lancaster, Janet Landgard, Janice Rule

the swimmer

Filmin çekimleri Frank Perry ile başlamış, ama Perry’nin filmi bırakması üzerine filmi Sydney Pollack bitirmiştir. Fakat Pollack’ın adı tanıtım yazılarında geçmemektedir. Türkiye’de Aşıklar ismiyle gösterime sunulmuştur. John Cheever’ın The Swimmer adlı alegorik ve sürreal kısa hikayesinden uyarlanmıştır.

Connecticut’ın varlıklı banliyölerinden birinde pırıl pırıl güneşli bir yaz gününde orta yaşlı dinç görünüşlü bir adam olan Ned Merrill (Burt Lancaster) üzerinde mayosu olduğu halde dostlarından birinin bahçesinde ortaya çıkar. Ned teker teker komşuları olan bu insanların bahçelerindeki yüzme havuzlarına dalıp çıkarak kendi evine doğru sanki bir nehirde gider gibi bir yolculuk yapmaya karar verir. Yolculuğun her etabında, Ned geçmişte yaşadığı bir olayla yüzleşir.

3. Picnic (Piknik), 1955

Yönetmen: Joshua Logan, Oyuncular: Kim Novak, William Holden, Betty Field

picnic

İşçi Bayramı sırasında küçük bir Kansas kasabasında, aylak bir serseri olan Hal Carter bayram sabahı pikniğine eski bir tanıdığı olan Alan Benson’ı görmek için gelir. Alan, kasabanın en zengin adamının oğludur ve kasabanın en güzel kızı olan Madge Owens ile çıkmaktadır. Hal, görür görmez tutulduğu Madge ile birlikte olabilmek için her şeyi göze alabilecek kadar bencil ve vurdumduymaz biri olduğundan, ardında yıkılmış aile ilişkileri ile parçalanmış ilişkiler bırakır.

4. Muz Balığı İçin Mükemmel Bir Gün (A Perfect Day For Bananafish), J. D. Salinger, 1953

j.d salinger

Daha çok Çavdar Tarlasında Çocuklar romanıyla tanınan Salinger’in, içinde dokuz adet öykü bulunan kitabıdır Muz Balığı İçin Mükemmel Bir Gün. Salinger’in dört kitabında daha karşımıza çıkar Glass ailesi. Ailenin en büyük oğlu Seymour, tüm Glass ailesi için bir prototip olur: Duyarlı, zeki, hayal gücü kuvvetli, sevecendir ve tuhaf bir mizah duygusunu ve ağır basan modern dünyaya uyumsuzluk duygusunu kendinde birleştirir. Muz Balığı İçin Mükemmel Bir Gün, başlığı çok sevimli bir öyküye başlanacakmış hissi veriyorsa da, sonu şaşırtıcı bir öyküdür. Muz balığı ise öyküde kullanılan bir metafor. Öyküde, savaştan sonra psikolojik tedavi gören Seymour, 1948 Ruhani Başıboşlar Güzeli dediği karısı Muriel ile Florida’ya tatile gider…

“Asansör harekete geçince, genç adam kadına “Ayaklarıma bakıyorsunuz” dedi. “Affedersiniz, anlamadım” dedi kadın. “Ayaklarıma bakıyorsunuz, dedim.” “Özür dilerim. Ben yalnızca yere bakıyordum” dedi kadın ve yüzünü asansörün kapısına doğru çevirdi. “Ayaklarıma bakmak istiyorsanız, söyleyin” dedi genç adam. “Ama öyle allahın belası bir sinsilik etmeyin.” “Burada ineyim lütfen” dedi kadın çabuk çabuk, asansör görevlisi kıza.”

5. The Ballad Of The Fallen, Charlie Haden & Carla Bley

6. Monsieur Hire (Mösyö Hire), 1989

Yönetmen: Patrice Leconte, Oyuncular: Michel Blanc, Sandrine Bonnaire

monsieur hire

Belçikalı polisiye yazarı Georges Simenon’un romanından uyarlanan film, garip olduğu için genç bir kadını öldürdüğü düşünülen orta yaşlı asosyal bir adam Monsieur Hire’ın, karşı binada oturan komşusu Alice’e olan takıntısını konu alır.

7. Düş, Ezginin Günlüğü, 1988

Albüm: Bahçedeki Sandal, Müzik: Tanju Duru

8. Hırça Mapası (İçeriye Bakan Kim?), Mehmet Günsür

mehmet gunsur

Kitap, Caïque adlı öykü kitabı ve dört kısa öyküden oluşan İçeriye Bakan Kim’den oluşuyor. Mehmet Günsür’ün bu kitabı Sait Faik’in çizgisini günümüze taşıyan özgün dili, anlatım özellikleri ve yazısındaki yalınlıkla bütünleşen derinlik nedeniyle 2003 Sait Faik Öykü Ödülü’ne değer görülür. Öyküye adını veren hırça mapası ise bir denizcilik terimidir, zincir ya da çapa halatının tekneye bağlanması için kullanılan sağlam halkaya verilen addır.

“Bu, demir zincirini omurgaya bağlayan parçadır, çok önemlidir. Yani bu sağlam değilse ve iyi takılmamışsa derin suda demir dibi bulamadığı zaman, zinciri alıp götürür. Bu parça, teknenin sigortası gibidir… Yani, aynı hayatta olduğu gibi. Mesela, hayat bir deniz, sen bir teknesin, demir de seni gerektiğinde sağlama alan bir şey. Demirle teknenin bağlantı noktası çok güçlü değilse, kopar gider demir. Senden çok önemli bir parçayı da söker götürür, batırır seni.”

9. Ada, Ali Osman Coşkun (1958 – )

ali osman coskun - ada

“Dışarıda yanlış bir hayat var ve bunun doğru yaşanması mümkün değil” diyen Mülkiyeli ressam Ali Osman Coşkun, beş karma sergide yer aldı. Dokuz kişisel sergisi var. Edebiyat Dostları ve Yarın Dergileri’nde desenler yayınladı, Edebiyat Dostları’nda yazılar yazdı. Afiş çalışmaları var.

10. Kutular (Fil), Raymond Carver (1938 – 1988), 1988

raymond carver

Raymond Carver, Amerikan Edebiyatı’nın en önemli yazarlarından, öykü türünün dünyadaki en önemli isimlerinden biri. Carver, sözcüklerin özenle seçilmiş olması, küçük bir sahneye ve genel bir ruh haline odaklanması ile minimal bir öykücü. Olan biteni, olabilecek en az kelimeyle anlatan bu minör yapıtlar, bir bütünlük içinde bakıldığında ufak çaplı başyapıtlara dönüşürler. Fazladan tek bir sözcük bile kullanma diyen ve ustası sayıp yazı masasının üstünde fotoğrafını asla eksik etmediği Çehov’un etkisi de yadsınamaz Carver’ın öykülerinde. Raymond Carver’ın son dönem öykülerini içeren Fil, yazarın en önemli eserlerinden biri olarak görülüyor.

“Annem, Jill’i davetsiz misafir olarak görüyor desem yeridir. Ona kalırsa Jill, karımın beni terk etmesinden beri hayatıma girip çıkan bir dizi kızdan biri sadece. Ona göre, başka zaman olsa kendisinin göreceği sevgiyi, özeni, hatta belki de parayı almaya teşne biri. Peki, saygıyı hak eden biri mi? Asla. Hatırlıyorum da –nasıl unutabilirim?– biz evlenmeden önce karıma orospu derdi; on beş yıl sonra, karım başka biri için beni terk ettiğinde, yine orospu dedi.”

11. Kapıldım Gidiyorum Bahtımın Rüzgarına, Melihat Gülses

Beste: Kaptanzade Ali Rıza Bey, Güfte: Ömer Bedrettin Uşaklı, Makam: Hicaz

12. Okyanus Ansiklopedik Sözlüğü, Pars Tuğlacı (1938 – ), 1971

okyanus ansiklopedik sozluk

Pars Tuğlacı, dil ve tarih araştırmacısıdır. Türk ve Osmanlı tarihi, Türk diliyle ilgili birçok kitap, makale, sözlük ve ansiklopedi yayınladı. Okyanus adlı sözlüğü diğer sözlüklerdeki kaynaklardaki söz varlığını tanımları ve örnekleri ile aktaran ve yabancı sözcüklerden terim niteliğindeki sözcükleri de kapsamına alan, sözcüklerin İngilizce ve Fransızca karşılıklarını da veren bir sözlüktür.

“Müsait, s. Osm. < Ar. su’ûd > müsâ’ade > müsâ’id. 1. Bir şeyi mümkün kılan, kolaylaştıran, elverişli, uygun. [ing. Favorable, convenient; Fr. Favorable, convenant, -ante]; 2. (Geniş anl.) Anlayışlı, kafa dengi; 3. tkz. Flörte eğilimi olan. 4. esk. Yardım eden

13. The Puheeman Strut (The Majesty Of The Blues), Wynton Marsalis, 1989

14. The Flamingos, Henri Rousseau (1844 – 1910), 1907

Henri Rousseau

Henri Julien Félix Rousseau, Paris’te gümrük memuru olarak çalıştığı için (Le Douanier) Gümrükçü Rousseau diye de bilinir. Akademik eğitimi olmayan, tamamen kendi hayal gücünü fırçasına taşıyan, akademili ressamlardan çok farklı bir deha. Naif ve primitif ressam olan sanatçının, tema olarak seçtiği tüm vahşi ve egzotik doğa detaylarına getirdiği yorum inanılmaz bir şiirsellik taşır. Oysa ki Rousseau hayatı boyunca hiç Fransa dışına çıkmamış. Sık sık ziyaret ettiği Botanik Bahçeleri’nin onu çok etkileyen bitkilerini, dönemin resimli dergilerinde gördüğü illüstrasyonları, orduda tanıdığı Meksika’da bulunmuş asker arkadaşlarının vahşi doğa hakkında anlattıklarını kendi hayal gücü ile birleştirerek ve pek çok kuralı yıkarak tuvallerine taşımıştır.

15. The Battle Of Evermore (Led Zeppelin IV), Led Zeppelin, 1971

16. Park Sırasında Bir Yaz Gecesi (Marcovaldo ya da Kentte Mevsimler), Italo Calvino (1923 – 1985), 1963

italo calvino

Italo Calvino’nun yüzyılımızın en büyük yazarlar arasında sayılması, yazdığı alegorik fabllar, fantastik masallar ve postmodern romanlardan kaynaklanır. Onun okuyucuların ve edebiyat eleştirmenlerinin nezdinde kazandığı beğeni, yalnızca anlatımındaki ustalığından değil, aynı zamanda çalışmalarında çağdaş estetik, felsefe ve hatta bilimsel düşünce ile giriştiği yaratıcı diyalogdan kaynaklanmaktadır. Italo Calvino, pek çok yapıtında olduğu gibi Marcovaldo ya da Kentte Mevsimler’de de, tuhaf ve çocuksu özellikler taşıyan bir kahramanla çıkıyor okurun karşısına. Kahramanını anlatımındaki sadelikle sarmalayarak büyülü bir dünya yaratıyor ve bu dünyanın eksenine bir insanlık durumunu yerleştiriyor. Yirmi kısa öyküden oluşan kitapta, her öykü bir mevsimde geçiyor ve bu döngü beş kez tekrarlanıyor.

“Alanın bir köşesinde, atkestanelerinden bir kubbenin altında, kenara çekilmiş, yarı gizlenmiş bir sıra vardı. Marcovaldo bu sırayı kendinin sayıyordu. Yaz geceleri, beş kişi yattıkları odada uyku tutmayınca, evsiz barksız biri kuştüyü bir yatağı nasıl düşlerse, o da sırayı öyle düşlüyordu. Bir gece, karısı horlar, çocuklar uykuda birbirlerini tekmelerken, sessizce yataktan kalktı, giyindi, yastığı koltuğunun altına aldı, dışarı çıkıp alana gitti.”

17. End Of The Game (Cinayeti Gördüm), Julio Cortázar (1914 – 1984), 1956

julio cortazar

Can Yayınları’nın Cinayeti Gördüm ismiyle yayınladığı öyküler, yazar Cortazar’ın iki farklı öykü kitabından derlenen toplam 13 öyküden oluşmaktadır. Bu kitaptaki öykülerin çoğunluğu Final del Juego (End of the Game) isimli öykü kitabından olmak üzere, Bestiario (1951) ile Las Armas Secretas (1964) isimli öykü kitaplarından derlenmiştir.

“Roman puanla kazanır, ama öykünün tek şansı nakavt etmektir.” Öykünün, özellikle de kısa öykünün nasıl olması gerektiğini, bu çok meşhur sözüyle anlatmıştı Güney Amerika’nın büyülü gerçekçi yazarlarından Julio Cortazar. Cortazar’ın dili, öyküleri kimi zaman zihinleri yoran, kimi zaman akılla dalga geçen, fantastik öğeleri bolca bulunduran, ancak en değersiz olanı bile, olağanüstü bir güzellikte anlatabilen bir dildir.

“İlkin Letitia bize kura çektirtirdi. Bu iş için kullandığımız çakıl taşlarını avuçlarımızda gizler, yirmibire kadar sayardık, hangi sırayla olursa olsun. Bu yöntemi kullandığımızda kafamızdan iki-üç kız daha yaratır, onları da oyuna sokardık, hile olmasın diye. Onlardan biri 21 olursa hemen oyundan atar, yeniden çekiliş yapardık, içimizden birisi kazanıncaya değin. O zaman Holanda’yla ben taşı kaldırır, süs kutusunun altından çıkartırdık. Diyelim Holanda kazandı, takılacak süsleri Letitia’yla ben seçerdik. Oyunun iki türü vardı: Heykeller ve Duruşlar.”

18. El Sallamıyordum, Boğuluyordum, Stevie Smith (1902 – 1971)

stevie smith

İngiliz şair Margaret Florence Smith, Stevie Smith takma adıyla şiirler yazar, üç roman sahibi olmasına karşın daha çok şiirleriyle tanınır.

Kimse duymadı onu, ölen adamı,
Gene de inliyordu o yattığı yerde:
Sandığınızdan çok daha uzaktaydım ben,
Hem de el sallamıyordum, boğuluyordum.

Zavallı, her zaman hoşlanırdı şakadan
Şimdiyse öldü gitti
Herhalde su çok soğuktu, kalbi dayanamadı,
Dediler.

Yoo yoo, su her zaman soğuktu
Ölen adam gene de inledi durdu
Bütün hayatım boyunca çok uzaktaydım ben,
Hem de el sallamıyordum, boğuluyordum.

(Çeviri: Cevat Çapan)

Kaynak
Piknik“Yaz tatili bitmeden neler okusam?” diyenlere 10 kitap önerisiKarşılıksız Aşk Üzerine 20 FilmBütün Bir Raymond Carver’a Yarım Bir Cumartesi Günü SaygısıSakallı Körler İçin Bir Katedral ÖyküsüSözlük ve Sözlükçülük Üzerine Bir AraştırmaCalvino Anlatısında Sürgün KonularJulio Cortazar – Ele Geçirilen EvBir Gümrük Memurunun Geç Takdir Gören Başarısı


Facebook Yorumları

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir