Menu

Tarihçilerin Kutbu Halil İnalcık’ın Hayatı



25’ten fazla kitabın ve 300’ü aşkın makalenin yazarı olan, Cambridge Uluslararası Biyografi Merkezi tarafından 20. yüzyılın 2000 bilim adamı arasında kabul edilen ve Amerikan, Arnavutluk, İngiliz ve Sırp Akademileri’ne üye seçilen, aslen Kırım Tatarı olan Halil İnalcık, 7 Eylül 1916 günü İstanbul’da dünyaya geldi.

halil inalcik

Halil İnalcık, annesi ve kardeşleriyle

Babası Seyit Bey ailesini bırakıp Mısır’a gittiği için annesi büyütmüştür. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ni bitirir. Lisans eğitimi sırasında hocalarından Fuad Köprülü’nün dikkatini Timur üzerine hazırladığı bir seminer ile çekmeyi başarması üzerine hocanın tavsiyesi ile 30 Nisan 1940’ta Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Yeniçağ Kürsüsü’ne İlmi Yardımcı olarak tayin edilmiştir. Köprülü, İnalcık üzerinde büyük bir etki bırakır ve meslek yaşamı boyunca kendisine örnek olur. 1945 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden Şevkiye Işıl Hanım ile evlenir. 1948’de tek çocuğu Günhan doğar.

halil inalcik

Şeyh-ul müverrihin (tarihçilerin şeyhi) diye tanımlanan Halil İnalcık, Cumhuriyet Dergi’yle 2009’da yaptığı röportajda en iyi kitabının hangisi olduğu sorusuna şöyle yanıt veriyor: “Batı üniversitelerinde el kitabı olarak okutulan Economic and Social History Of The Ottoman Empire (Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi) kitabının ilk cildinin tamamını ben yazdım. The Ottoman Empire: The Classical Age (Osmanlı İmparatorluğu: Klasik Çağ), 40 bin nüshası altı ayda satılan Devlet-i Aliyye ve Türkiye Tekstil Tarihi de önemli.”

Geçmişe dönüp baktığınızda gördüğünüz en büyük pişmanlık nedir sorusuna ise şöyle yanıt veriyor: “Yüzyıla yakın süren yaşamıma baktığımda üzüldüğüm çok şey var. Bilimsel araştırmalar vaktimi o kadar fazla aldı ki, merhum eşim Şevkiye’ye karşı ödevlerimi hakkıyla yerine getiremedim… Göçmen, hukuk tahsilli bir aydın geçim sıkıntısında, para isteyemiyor, bana bir kitap verdi, isteği anlayamadım, derdine deva olamadım, anladığımda vakit geçmişti. Bu bana elli yıldır dert oldu… Bursa’da bir Bulgaristan göçmeni işçinin sözlerim gücüne gitti, kalbini incittim, tamiri imkansız bir hata işledim, vicdanımda her zaman bir pişmanlık duyarım… Gençlik çağımda öğrencilerimin bazılarının kalbini kırdım, pişmanlıkla hatırlıyorum. Şimdi onlardan af diliyorum. Bugün çalışmalarım o kadar çok zamanımı alıyor ki, doğaya, sanata, sevdiklerime erişemiyorum, yayın çalışmaları yaşamamı elimden alıyor, pişmanım.”

halil inalcik

Jale Yılmabaşar, İlber Ortaylı, Ayşe Kulin, Ebru Ceylan, Yıldız Kenter, Halil İnalcık ve Celal Şengör, İstanbul

2015 yılında Hürriyet Gazetesi’nde Güliz Arslan ile yaptığı röportajda, ömrünüzü adayacağınız alanın sizin için en doğrusu olduğundan nasıl emin oldunuz sorusunu şöyle yanıtlıyor: “1935’ti sanıyorum, Balıkesir Muallim Mektebi’nde okurken kütüphaneden bir kitap aldım, Hasan Ali Yücel’in Goethe’si. O bana çok tesir etti. Ben de bir misyon benimsedim. Arkadaşlarım Hititoloji, Sümeroloji gibi ilimlere önem veriyordu. Ben Eski Çağa girmedim. Bizim asıl tarihimiz Osmanlı’dır, kendimi Osmanlı tarihine vereceğim dedim.”

halil inalcik

“Beni hayata bağlayan, kötülükleri, hastalıkları unutturan bir şey var: Klasik müzik. Beethoven’i, Mozart’ı, Haydn’ı dinlerim.”

Halil İnalcık Hoca, Osmanlı ile ilgili bilinen yanlışları düzeltmek için uğraşmasına rağmen pek bir şey değişmedi. “Osmanlı Beyliği’nin devlet statüsünü 1299’da değil, 1302 yılında Yalova’da Bizans’a karşı yaptığı Bafeus Savaşı’yla kazandığını, Osmanlı’nın Oğuzların Kayı boyundan geldiği konusunun da hurafeden ibaret olduğunu ve 70 yıldır bu konudaki önemli gerçekleri dünyaya anlatmak için uğraşıyorum. Bu nereden çıktı diyorlar. Delillerimle, kaynaklarımla ispat ediyorum. Lütfen okuyun.”

İngilizce, Almanca, Fransızca’yı çok iyi okuyabilen İnalcık, Arapça ve Farsça’yı da biliyor ve bir sözlük yardımıyla okuyabildiği diller arasında İtalyanca’da bulunuyor. İnalcık, sayıları yüzleri geçen makale ve 72 kitabıyla dünya tarihçiliğinde seçkin bir yere sahiptir.

halil inalcik

Amerikalı sosyal bilimci Immanuel Wallerstein, Halil İnalcık ile ilgili şöyle diyor: ”Bugün dünya üniversitelerinde Halil İnalcık okunuyor ve okutuluyor. Onu dar anlamda bir tarihçi olarak düşünmek elbette yetersiz kalır. Bizzat tarih disiplinine şekil vermiş, kendi metodolojisini ve bilgi birikimini tarihçilik mesleğine kazandırmış bir kişi olarak İnalcık, bilim çevrelerinin üzerinde uzlaştığı seçkin bir isimdir. İnalcık ekolüne mensup yüzlerce öğrenci, sadece birincil kaynakları kullanma, belge ve arşivleri inceleme yönünden değil, modern anlamda tarihe sosyo-­ekonomik ve kültürel birçok cepheden bakabilme becerisini ondan öğrenmiştir. Yeni kuşak tarihçiler, Akdeniz, Osmanlı ve Balkan tarihi üzerindeki birçok yanlışın tashih edilmesini ona borçludur. Kitapları, sayısız makale ve ansiklopedi maddeleri, sosyal bilimciler için göz kamaştırıcı bir hazine mahiyetindedir.”

halil inalcik

Atatürk ve Demokratik Türkiye kitabından bir alıntı: “19 Mayıs 1919′da Samsun’a çıkar çıkmaz Mustafa Kemal’in gönderdiği beyannamede, milletin kendi iradesiyle kurtulacağı konusu üzerinde durması bu açıdan anlamlıdır. Milli ayaklanmayı örgütlemek için müdâfa’a ve muhafaza-i hukuki millet ve memleket adı altında örgütlenmeler başlamıştı. Mustafa Kemal, 24 Nisan 1920 nutkunda durumu yorumlayarak, o zaman milli ayaklanmanın tam anlamıyla gündeme geldiğini, bu hareketin milli vicdanın azim ve iradesinden doğmuş olduğunu vurgulamıştır. Bu örgütlerden Mustafa Kemal’e gelen telgraflarda, kendisi, millet ve vatan hizmetine çağrılıyordu. “İşte!” diyordu Mustafa Kemal, “Ben milletimizin bu haklı talebi üzerine Amasya Tamimi ile bu milli çağrıya yanıt verdim… Ve dedim ki, istiklâl-i millimiz uğrunda bütün mevcudiyetimle çalışacağımı temin ederim. Bu kutsal emel uğrunda milletle beraber nihayete kadar çalışacağıma mukaddesatım namına söz veririm.” İşte böylece, Çanakkale kahramanı Mustafa Kemal’in kişiliğinde, Anadolu halkı bağımsızlık savaşının önderini bulmuş oluyordu. Anadolu’da başlayan bu hareketlenme karşısında İstanbul’da Saray, başka bir planın peşindeydi. İngilizler, kendi vesayetlerini kabul eden halife-sultanın kişiliğinde Anadolu ile beraber Mekke-Medine ve Arabistan’ı içeren Osmanlı İmparatorluğu’nun kurtarılabileceği umudunu veriyor.”

Osmanlı Tarihi Hakkında Mutlaka Okumanız Gereken 10 Kitap ve Kösem Sultan’ın Mektupları ve Hayatından Önemli Olaylar yazılarımıza da göz atmanızı öneririz.

Kaynak
Prof. Dr. Halil İnalcıkÖzel Fotoğraflarla: İyi Ki Doğdunuz Halil İnalcıkTürk-İslam-Osmanlı Şehirciliği ve Halil İnalcık’ın Çalışmaları


Facebook Yorumları

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir