Menu

Şamanizm Nedir? Şamanizm İnancı ve Sembolleri



Şamanizm, milattan önceki yıllardan bu yana Türklerin ve çevrelerindeki toplulukların İç Asya ve Orta Asya’da yaşadıkları bölgelerde uyguladıkları, şaman ya da kam adı verilen din adamları aracılığıyla gerçekleştirilen bir inanç ve uygulamalar bütünüdür. Tipik olarak Sibirya ve Orta Asya’ya özgü bir dinsel olgu olan şamanizm biçimleri, aynı zamanda Kuzey ve Güney Amerika’da, Avustralya yerlilerinde, Endonezya’da, Güneydoğu Asya, Çin, Tibet ve Japonya’da da görülmüştür.

Şamanizm toplumun ve kurumlarının tümünü ilgilendiren toplumsal bir olgudur. Hem dinsel hem de simgesel, ekonomik, siyasal, estetik bir olgudur. Bu açıdan bakıldığında şaman, aynı anda eldeki kaynaklardan yararlanan bir yönetici, hastalıkları tedavi eden bir uzman, bir psikolog, yetkin bir sanatçı işlevi üstlenir. Hem tanrılarının sözcüsüdür, hem de siyasal bir planlamacı niteliği taşır.

Şamanizmde ayin ve törenleri yapan, ruhlarla insanlar arasında aynı zamanda tanrılar-ruhlar-insanlar arasında aracılık yapma kudretine sahip kişiye şaman denir. Şaman tabiri araştırmacılar tarafından sihirbaz, büyücü, hekim kelimeleriyle eş tutulmuş, bazen de büyücü olarak tanıtılmıştır.

Pablo Amaringo, Caspi Maman

Pablo Amaringo, Caspi Maman

Şaman kelimesi Tunguzca saman sözcüğünden gelir. Avrupa seyyahlarının Tunguzlardan duyduğu şaman kelimesi, sonradan Sibirya sihirbazlarına verilen umumi bir ad olarak yerleşmiştir. Bu kelime, ilk defa 17. yüzyılın sonlarına doğru Rus elçisi olarak Çin’e giden E. İsbrand ile arkadaşı A. Branş’ın gözlemlerini anlatan seyahatnamede geçer. Bu esere göre, Tunguzlarda şaman ve saman bir nevi rahip veya sihirbaz demektir. Bu yıllardan itibaren Avrupa’da yazılan eserlerde şaman kelimesi ile Tunguz sihirbazlarının kastedildiği anlaşılır.

Pablo Amaringo, Unicornio Dorado

Pablo Amaringo, Unicornio Dorado

Şaman kelimesinin kökenine dair ortaya atılan fikirler muhteliftir. Bazılarına göre, kelimenin aslı Mançuca veya Moğolca, bazılarına göre ise Sanskritçe’dir. Birinci görüşü müdafaa edenlere göre, şaman kelimesi Mançuca saman kelimesinden gelmektedir. Bu görüşü savunanlar şaman veya samanın, coşmuş, durmadan oynayan, bir oraya bir buraya sıçrayan kişi manasına geldiğini ileri sürer. İkinci görüşe inanan araştırmacılar ise şaman kelimesini dilenci, rahip, Budist derviş manasına gelen, Sanskritçe sramana veya çramana, Pali dilinde samana ile izah ederler.

Pablo Amaringo, Misterio Profundo

Pablo Amaringo, Misterio Profundo

Şamanizmin bir din olup olmadığı konusunda da farklı görüşler öne sürülmüştür. 17. yüzyıldan günümüze ulaşan ilk gözlemler, Sibirya’yı gezen Rus kilise adamlarına ve ileri gelenlerine, özellikle sürgüne gönderilen papaz Avvakum’a aittir. Kimilerine göre şamanizm şeytansı uygulamaları içeriyordu. Şamanizme önyargı ile bakan bazı bilim adamları, şamanların hareketlerini katıksız düzmecilik olarak veya ırksal özelliklere ya da çetin iklim koşullarına bağlı patolojik davranışlar olarak değerlendiriyorlardı. Nitekim Sibiryalı şamanların törenler ya da tedaviler sırasında sergiledikleri ajitasyonlar ile kuzey bölgelerinde ağır iklim koşullarında yaşayan toplulukların bazı üyelerinde gözlenen ruhsal bozukluk arktik isteri arasında benzerlik bulunduğu ileri sürülmüştür. Arktik isterinin temel özellikleri ise yoğun ajitasyon, çığlık atma, karşıdaki ne söylerse ona yönelme, ışıktan korkma sayılabilir.

Pablo Amaringo, Los Grados Del Curandero

Pablo Amaringo, Los Grados Del Curandero

Çok geniş bir sahaya yayılmış olan Türk ve Moğol kültür tarihinin mühim bir kısmını teşkil eden şamanizm, sanat tarihçisi Emel Esin tarafından Orta ve Kuzey Asya’da gök, yer, ay, su, kayın ağacı gibi tabiat unsurlarını içinde barındıran yerli bir din olarak görülür. Bu yerli dinin en eski çağlardan beri süregeldiğini de vurgular. Şamanizm 17. ve 19. asırlarda Georgi, Banzarov gibi bazı yazarlarca eski bir din olarak gösterilmiştir. Bunun yanında, aynı asırlarda Hıristiyan bazı araştırıcılar ise şamanizmin bir din sayılmaması gerektiğini öne sürmüşlerdir. Onlara göre şaman bir sihirbaz, kötü ruhları kovmak suretiyle hastalıkları iyileştirmeye çalışan bir üfürükçü, gelecekten haber veren bir falcı veya kahinden başka bir şey olmadığı için şamanizm de bir din sayılmaz.

19. yüzyılın ikinci yarısında Radloff, 20. yüzyılın birinci yarısında Anohin, Culloch ve diğer birçok yazar şamanizmi sadece Ural-Altay halklarının dini olarak göstermişlerdir. Bu inanış üzerinde geniş bir araştırma yapmış olan Nioradze, şamanizmi bir dini sistemden ziyade dine doğru bir gelişme safhası görür. Ohlmarks’a göre şamanizm tam bir din sayılmasa da yayıldığı yerde dinin yerini almıştır. Son olarak W. Schmidt şamanizmi gökteki Ülgen ile yeraltındaki Erlik ve bunlara bağlı ruhlara dayanan bir din olarak kabul eder.

Pablo Amaringo, Amazonica Romantica

Pablo Amaringo, Amazónica Romántica

Şamanlık mesleği, kalıtsal aktarım (babadan oğla geçme) ya da kendiliğinden gelen bir iç çağrısı ile seçilmedir. Seçilme yöntemi ne olursa olsun, bir şaman ancak iki yönlü bir eğitim alarak şaman olabilir:

1. Esrime düzeyinde (rüyalar, kendinden geçme vb.)

2. Gelenekler düzeyinde (şamanlık teknikleri, ruhların adları ve işlevleri, klanın mitolojisi ve soyağacı, gizli dil vb.)

İnançlara göre şamanların kudreti ilahidir, göklerden verilmiştir. Bu kudret, şamanın başı üzerine bulut olarak gelir; ebemkuşağı şekline girerek başını, vücudunu doldurur. Bunun içindir ki her şamanın davulunda ebemkuşağının resmi bulunur.

Bazı araştırmacılara göre, en kuvvetli şamanlar kadın şamanlardır. Eski devirlerde şamanlığın kadınlara mahsus bir sanat olduğunu gösteren emareler vardır. Wilhem Schmidt gibi kimi araştırmacılara göre şamanlık görevini başlangıçta kadınlar üstlenmiştir; çünkü şamanizm tüm önemli görevlerin kadınlar tarafından gerçekleştirildiği ana soylu ve hatta ana erkil toplumlarda doğmuştur.

Bazı yazarlara göre şamanizm erkek kökenlidir. Paleotik resimlerinde kanıtladığı gibi şamanizm başlangıçta ava bağlıdır ve avda tipik bir erkek etkinliğidir.

Pablo Amaringo, Yana Yacumama

Pablo Amaringo, Yana Yacumama

Şaman, toplumun dar zamanlarında aranan kişidir. Sıkıntıların eşiğinde olan bireyler şamanın yapacağı ayinlerle tehlikenin ortadan kalkacağına inanırlar. Av, hastalık, savaş, ölüm gibi her olayda ayinler düzenleyen şaman, genellikle ayinler için geceyi tercih eder. Geceleri karanlık dünyanın ortaya çıktığı, ruhların meydana çıkacağı inancı vardır. Şaman, ayinler sırasında karanlıkta açığa çıkan kötü ruhlarla mücadeleye girer. Ayinlerin vazgeçilmez unsurlarından biri kurban sunumudur. Yeraltı ve gök tanrılarına sunulan kurbanlarla ayinin gerçekleşmesi sağlanır. Şamanın ayin sırasında kullandığı şaman elbisesi ve davulu da önemlidir. Şaman elbisesi yapılışı itibariyle bazı nesnelerle süslenerek ayinler sırasında bu nesnelerin kendisine yardımcı olacağı inancı vardır. Şaman davulu da ayinler sırasında şamanı öte dünyaya taşır.

Şamanist dünya görüşüne göre üç kozmik kuşak vardır. Gökyüzü, yeryüzü ve yer. Bu kozmik kuşaklar arasında iletişimi ve ulaşımı sağlayan şamandır. Şamanist dünya görüşünde ortak fikre göre, yukarı 17 kattan, aşağı ise 7 veya 9 kattan oluşur. Altay Türklerine göre aydınlık alemi olan yukarıdaki alemde (gök) Ülgen ile ona bağlı iyi ruhlar bulunur. Orta dünyada insanlar yaşar. Aşağıdaki dünyada ise Erlik ile ona bağlı kötü ruhlar bulunur.

Şamanizmde şamanın yer ve gök tanrıları ile iletişim kurmak için bazı hayvan ruhlarından faydalandığına dair inançlar mevcuttur. Şamanın gök seyahatinde kartal, at, geyik, kaz, karga, baykuş, beyaz tavşan gibi hayvanlara, yeraltına seyahatinde köpek, yılan, kara tavşan gibi hayvan sembollerine yer verilmiştir.

Pablo Amaringo, Unai Shipash

Pablo Amaringo, Unai Shipash

Şamanizmde kutsal sayılan ağaçlar vardır. Şaman mitolojisinde dünya ile yer arasındaki kutsal değnek olarak tanımlanan hayat ağacı (dünya ağacı) önemlidir. Bu değneğin en önemli özelliği de gökyüzündeki ruhlara yol olmasıdır ve bu yolu şaman trans halinde kullanmaktadır. Kozmolojik olarak hayat ağacı yeryüzünün ortasından yükselir; dünyanın göbek kordonu olan ağacın üst dalları Ülgen’in sarayına kadar ulaşır. Şaman dünyasında önemli sembol olan hayat ağacı, şamanı göksel tanrılara ulaştıran bir semboldür. Bunun yanında şaman seanslarında kayın, çam, meşe, kavak, ardıç, dut gibi ağaçlar önemlidir ve şamanın tanrılarla ve ruhlarla iletişiminde kullanılan sembol olurken, koruyuculuk özellikleri de vardır.

Şamanın çoğu zaman hekim adam olarak nitelenmesi onun çeşitli hastalıkları tedavi etmesinden kaynaklanır. Şaman tedavi ederken alazlama (yağlı paçavrayı ateşle tutuşturup bir afsunu söyleyerek hastanın etrafında dolaşma) yöntemini kullandığı gibi bazı bitkilerle de hastalıkları def eder. Asıl olarak şamanın hastalıkların kötü ruhlardan bulaştığı anlayışı vardır. Kötü ruhlarda şamanın ayinler düzenlemesiyle engellenir. Günümüzde bile bulunan, Anadolu’da ocaklı aileler şaman geleneğinin devamı gibidir. Ocaklı aileler hastalıkları tedavi etmeleri dolayısıyla halkın başvurduğu kaynaklardır.

Pablo Amaringo, Pagoda Dorada

Pablo Amaringo, Pagoda Dorada

Şamanizmin M.Ö’lere ait bir inanç olduğunun bilinmesine rağmen Türkler arasındaki varlığının hangi tarihlere denk geldiği bilinmemektedir. Yapılan araştırmalar sonucunda Türklerde, çeşitli görevleri yapan, sosyal hayatın bir parçası olan kişilerin varlığına rastlanmıştır. Bu kişiler şaman olarak görülmüş ve Türkler kendi aralarında kam tabirini şamana karşılık olarak kullanmışlardır.

Türk boyları kam kelimesine karşılık farklı isimlerde kullanmışlardır: Yakutlar oyun kelimesini, kadın şaman için udoyan, Kırgızlar, Kazaklar ve Özbekler baksı, Altay Türkleri ise kam, gam tabirlerini kullanmışlardır. Baksı sözüne Türkmenler ve Karakalpaklarda da rastlanmaktadır. Türkmenlerde ve Özbeklerde şaman yerine porhan kelimesi kullanılmaktadır. Bu kelime peri ve han sözlerinin birleşimi olup peri sahibi anlamına gelmektedir. Kalmuklar erkek şamanlara Bö ya da Böge adını vermişlerdir. Şaman kelimesinin Türk halkları arasında farklı tabirlerle ifade edilmesi söz konusu olsa da yüklendiği vazifeler aynı olmuştur.

Türkler, Müslümanlığı kabulleri ile beraber şamanist inancı bırakırlar, hayatlarını İslam’a göre düzenlerler. Fakat Türklerin İslam’ı yorumlarken kendi kültürel zemininde süzgeçten geçirerek teneffüs ettikleri söylenebilir. Türkiye’de folklor araştırmaları ilerledikçe İslam dini ile alakası olmadığı halde uygulanan adetler ve gelenekler gözlemlenmiştir. Bunların arasında eski yerli dinlerin kalıntıları bulunduğu gibi, birçoğu Orta Asya şamanizminden gelen unsurlardır. Bunlardan bir kısmı zararsız olan örf ve adetler haline gelip dini boyutunu kaybetmiştir. Büyük bir kısmı ise İslam dininin kurallarındanmış gibi kabul görmüştür.

Pablo Amaringo, Transformacion Del Chaman En Aguila

Pablo Amaringo, Transformacion Del Chaman En Aguila

Bektaşilik’te şamanist etkiler fazlasıyla görülür. Yine İslamiyet’in doğuşuna yakın bir zamanda yaşadığı düşünülen Dede Korkut ise, şamanın taşıdığı çoğu görev ve yetkilere sahiptir. Yıllar içerisinde şamanizm Türkler arasında varlığını sürdürmüştür. Bugün doğum, evlilik, ölüm gibi törenlerde yapılan bazı uygulama ve ritüellerin çoğunda şamanizmin izlerine rastlanır.

Örneğin, günümüzde evliya türbeleri ziyaret edilip, onlara adaklar adanır, bezler bağlanır, çeşitli dilekler dilenir. Şamanizmde de kutsal kabul edilen ağaçlara, ata mezarlarına, kam mezarlarına çaput bağlayarak, saçı (olağanüstü güçlere sahip olduğuna inanılan iye ve ruhlara sunulan ve onlar adına onların rızasını ve yardımını kazanmak için dağıtılan cansız nesneler) ve kurban sunarak dilek dilemek, yardım istemek yaygın bir inanıştı.

Şaman inanışına göre ruh, bedeni 40 gün sonra terk eder. Türk destanlarında da kırk sayısı çok yer alır ve kırk yiğitler, kırk kızlar Manas destanında, Dede Korkut hikayelerinde kırk yiğitler görülür. Günümüzde de ölümün ardından 40 gün geçtikten sonra Mevlit okutma adeti bunun devamı gibi görülebilir.

Türkler, tengriyi memnun etmek, onun rızasını kazanmak, yardımını sağlamak, isteklerini ona kabul ettirmek için kurban keserler ve saçı yaparlardı. Kurban kanlı ve kansız yapılırdı. Kansız kurban, ruhlara bağışlanıp başıboş bırakılan hayvanlardı ki, buna ıduk denirdi.

Kurşun dökme adeti de şamanizm geleneklerindendir; şamanistlerde buna kut kuyma denir ki kut dökme demektir. Kötü ruhlardan birinin çaldığı kutu, yanı talih, saadet unsurunu geri döndürmek için yapılan bir ayindir.

Kaynak
Şamanizm Üzerine Bir AraştırmaMüslüman Türklerde Şamanizm KalıntılarıŞamanist Türk Halklarında Kurban Olgusu ve Kendisine Kurban Sunulan Varlıklar, Kapak Resmi: Pablo Amaringo, Llullon Llaki Supai


Facebook Yorumları

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir