Menu

Ünlü Şairlerin Şiirlerinden Ölüm Sözleri



Türk Edebiyatı’nın önemli şairlerinin ölüme dair şiirlerini ve ünlü yazar/düşünürlerin ölüm sözlerini, Lesley Oldaker resimleri ile birlikte derledik.

Ölüm her zaman gözünün önünde olsun, o zaman asla bayağı kaygılara düşmezsin ve hiçbir şeyi coşkunlukla istemezsin. (Epiktetos)

Öldükten sonra unutulmamak isterseniz, ya okunmaya değer şeyler yazın, ya da yazılmaya değer şeyler yapın. (Benjamin Franklin)

İnsanoğullarının çoğu nasıl yaşanacağını bilemeden ölüyor. (Bernard Shaw)

Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi
Müşkil budur ki ölmeden evvel ölür kişi (Yahya Kemal Beyatlı)

Zamanım dolduğunda ölümü, en az tıbbi yardım görerek metanetle karşılamada ve o zamana kadar haşarı yüreğimin günah işlemeyi sürdürerek mutlu olmasında kararlıyım. (Albert Einstein)

Lesley Oldaker, decision

Lesley Oldaker, Decision

Bir Gün İcadiye’de, Ahmet Hamdi Tanpınar

Bir gün İcadiye’de veya Sultantepe’de,
Bir beste kanatlanır, birden olduğun yerde
Bir kainat açılır, geniş, sonsuz, büyülü,
Bu günün rüzgarında yıkanan mazi gülü
Dağılır yaprak yaprak hayalindeki suya
Bir başka gözle bakarsın ömür denen uykuya.

Belki en hulyalısı duyduğun masalların
O şafak saltanatı korularda dalların
Her ufku tek başına bekleyen eski camlar
Bir sır gibi ömründen sızdırılmış akşamlar,
Ardıçla kestanenin her yıllık macerası
Harap mezarlıklarda ölülerin duası
Gelir ve tekrar doğar ölmüş sandığın aşka
Anlarsın ölüm yoktur geçen zamandan başka.

Lesley Oldaker, New Beginnings

Lesley Oldaker, New Beginnings

Her Şey Uzaktadır, Ahmet Muhip Dıranas

Uzaktadır her şey; gökyüzü, deniz,

Her an peşimizden koşan gölgemiz,
Özlenen limanlar, yanan yıldızlar.
Uzaktadır her şey; anneler, kızlar…

Uzaktadır her şey, hep… yalnız ölüm,
Her yerde, her an yakınımız, ölüm.

Lesley Oldaker, End Of The Line

Lesley Oldaker, End Of The Line

Sonbahar, Yahya Kemal Beyatlı

Fanî ömür biter, bir uzun sonbahar olur.
Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümâr olur.
Mevsim boyunca kendini hissettirir veda;
Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.
Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir;
Günler hazinleşir, geceler uhrevîleşir;
Teşrinlerin bu hüznü geçer tâ iliklere.
Anlar ki yolcu, yol görünür serviliklere.
Dünyânın ufku, gözlere gittikçe târ olur,
Her gün sürüklenip yaşamak rûha bâr olur.
İnsan duyar yerin dile gelmiş sükûtunu;
Bir başka mûsıkîye geçiş farzeder bunu;
Teslîm olunca va’desi gelmiş zevâline,
Benzer cihâna gelmeden evvelki hâline.

Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya,
Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya,
Duymaz bu ânda taş gibi kalbinde bir sızı:
Farketmez anne toprak ölüm mâceramızı.

Lesley Oldaker, Alone At Night

Lesley Oldaker, Alone At Night

Ömrümde Sükut, Cahit Sıtkı Tarancı

Çıngıraksız, rehbersiz deve kervanı nasıl,
İpekli mallarını kimseye göstermeden,
Sonu gelmez kumlara uzanırsa muttasıl,
Ömrüm böyle esrarlı geçecek ses vermeden,
Ve böylece bu ömür, bu ömür her dakika,
Bir buz parçası gibi kendinden eriyecek.
Semada yıldızlardan, yerde kurtlardan başka,
Yaşayıp öldüğümü kimseler bilmeyecek!

Lesley Oldaker, Who Am I

Lesley Oldaker, Who Am I

Kaldırımlar, Necip Fazıl Kısakürek

II

Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur!
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur…
Ne senin anladığın kadar, kaldırımları…

Lesley Oldaker, Crossing Over

Lesley Oldaker, Crossing Over

Ölü, Fazıl Hüsnü Dağlarca

Hangi mahallede imam yok,
Ben orada öleceğim.
Kimse görmesin ne kadar güzel,
Ayaklarım, saçlarım ve her şeyim.

Ölüler namına, azade ve temiz,
Meçhul denizlerde balık;
Müslüman değil miyim, haşa,
Fakat istemiyorum, kalabalık.
Beyaz kefenler giydirmesinler,
Sızlamasın karanlığım havada.
Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım,
Ki bütün azalarım hülyada.

Hiçbir dua yerine getiremez,
Benim kainatlardan uzaklığımı.
Yıkamasınlar vücudumu, yıkamasınlar,
Çılgınca seviyorum sıcaklığımı..

Lesley Oldaker, Connections

Lesley Oldaker, Connections

Lades, Behçet Necatigil

Uzayacağa benzer,
Tutuştuğumuz lades.

İşi gücü bırakıp,
Mezarlığa nazır,
Bir eve taşındım.

Ölüm;
Sen beni aldatamazsın.
Aklımda…

Lesley Oldaker, Heading For Change

Lesley Oldaker, Heading For Change

Yine Ölüme Dair, Nazım Hikmet

Zevcem,
ruhu revanım
Hatice Pirayende,
ölümü düşünüyorum,
demek ki arteryo skleroz
başlıyor bende…
Bir gün
kar yağarken,
yahut
bir gece,
yahut
bir öğle sıcağında,
hangimiz ilkönce,
nasıl
ve nerde öleceğiz?
Nasıl
ve ne olacak
ölenin son duyduğu ses,
son gördüğü renk,
kalanın ilk hareketi
ilk sözü
ilk yediği yemek?
Belki de birbirimizden uzakta öleceğiz.
Haber
çığlıklarla gelecek,
yahut da ima edecekler,
ve kalanı yalnız bırakıp
gidecekler…
Ve kalan
karışacak kalabalığa.

Yani efendim, hayat…
Ve bütün bu ihtimâlât
1900 kaç senesinin
kaçıncı ayı
kaçıncı günü
kaçıncı saatinde?

Zevcem,
ruhu revanım
Hatice Pîrâyende,
ölümü düşünüyorum,
geçen ömrümüzü düşünüyorum.
Kederli
rahat
ve hodbinim.
Hangimiz ilkönce
nasıl
ve nerde ölürsek ölelim,
seninle biz
birbirimizi
ve insanların en büyük davasını sevebildik
— dövüştük onun uğruna —,
yaşadık
diyebiliriz.

Lesley Oldaker, Waiting

Lesley Oldaker, Waiting

Ölüme Yakın, Orhan Veli Kanık

Akşamüstüne doğru, kış vakti;
Bir hasta odasının penceresinde;
Yalnız bende değil yalnızlık hali;
Deniz de karanlık, gökyüzü de;
Bir acaip, kuşların hali.

Bakma fakirmişim, kimsesizmişim;
-Akşamüstüne doğru, kış vakti –
Benim de sevdalar geçti başımdan.
Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
Zamanla anlıyor insan dünyayı.

Ölürüz diye mi üzülüyoruz?
Ne ettik, ne gördük şu fani dünyada
Kötülükten gayri?

Ölünce kirlerimizden temizlenir,
Ölünce biz de iyi adam oluruz;
Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
Hepsini unuturuz.

Lesley Oldaker, Follow Me

Lesley Oldaker, Follow Me

Ölmüş Bir Arkadaştan Mektup, Melih Cevdet Anday

Eskisi gibi yaşıyorum
Gezerek, düşünerek..
Yalnız biletsiz biniyorum vapura, trene
Pazarlıksız alış-veriş ediyorum.

Geceleri evimdeyim, rahatım yerinde
(Bir de sıkılınca pencereyi açabilsem)
Ah… başımı kaşımak, çiçek koparmak
El sıkmak istiyorum arada bir..

Lesley Oldaker, The Voyage

Lesley Oldaker, The Voyage

Diyalektik Gazel, Attila İlhan

büyük bir şaşaadır ölüm
ebruli nurlarla gelir
öyle bir yanardağdır ki öfkesi
mutantan desturlarla gelir

karşıtıyla yüklüdür herşey
mutlak çözümlerden vazgeç
tartışılmaz mükemmellikler
ne gizli kusurlarla gelir

sen sen ol korkma karanlıktan
dik ışık çekirdeklerini
çünkü en berrak sular bile
en yağlı çamurlarla gelir

nasıl doğmakla başlarsa ölüm
ölmekle başlar öyle hayat
bil ki dünyayı sarsan sıçramalar
birikmiş şuurlarla gelir

Lesley Oldaker, Together

Lesley Oldaker, Together

Ölüme Dair Konuşmalar, Turgut Uyar

İşte böyle yeşil bulutlar misali senelerce,
Oradan oraya elinde kaderin.
Kimbilir kaç kere üstünden geçtim,
Şarkılar söyledim karşısında
Bir gün bana mezar olacak yerin..

Gerçi şimdi çağımız değilse de Elâgözlüm,
Bu bir kötü tecelli ki, nasıl diyeyim.
Bir gün bir kara gölge görürsen gözlerimde
Akşamsa beni uyut..
…….
Bir nefis sabahsa eğer, ölümü
Ellerin ellerimde bekliyeyim…

Lesley Oldaker, See

Lesley Oldaker, See

Düşlüyor Ölümünü Ruhi Bey, Edip Cansever

Yarın gazetelerde çıkacak ilanlarım
Ruhi Bey öldü
Bu ölüm töreninde mutlaka bulunacağım
Bir daha görmek için ölümü
Çelenkler yığılacak avluya
Ki benim sayısız ölülerime
Yaldızlı yapraklarını kıpırdatarak bakacaklar
Sevgiyle
Ve babam elinde gümüş kırbacıyla
Bir başına bir ölü
Annem bir limon görüntüsünün önünde giyinmiş ölümlüğünü
Ölüler halinde duracak onlar da
Dışımdaki ölüler, içimdeki ölüler
Bir alaşım halinde, donuk güneşin altında
Ve benim mutluluğumun altında
Akıp gidecek bütün kötülükler
Ölümün armaları gibi
Akıp gidecekler en sonunda

Niye ölmemeli öyleyse
Yaşamak mutlu bir devinimse.

Lesley Oldaker, City Limits

Lesley Oldaker, City Limits

Üstü Kalsın, Cemal Süreya

Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte.

Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım.

Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
Fena değildir…

Üstü kalsın…

Lesley Oldaker, Just Looking

Lesley Oldaker, Just Looking

Leylâ ile Mecnûn/Mecnûn ile Rahip, Sezai Karakoç

Kaybolmuş mezarından
Ölümsüz çiçekler
Güller menekşeler derecekler
Ve onları serecekler
Umutsuz gönüllerin önüne
Onlarla ölmüş ruhlara
Diriliş sunup can verecekler
Sen aşk alevisin
Hayat kılıcısın

Asılı ölümün tepesine

Lesley Oldaker, Non Conformist

Lesley Oldaker, Non Conformist

Vay Kurban, Ahmed Arif

Ölüm bu,
Fıkara ölümü
Geldim, geliyorum demez.
Ya bir kuşluk vakti, ya akşam üstü,
Ya da seher, mahmurlukta,
Bakarsın, olmuş olacak.
Bir hastan vardı umutsuz,
Hasreti uykularda,
Hasreti soğuk sularda.
Gayrı, iki korku çiçeğidir gözleri,
İki mavi, kocaman korku çiçeği,
Açar, derin kuyularda…

Lesley Oldaker, Crossing Paths

Lesley Oldaker, Crossing Paths

Üç Frenk Havası, İsmet Özel

3. Requiem

Sonra öldün, sonra ıslıkladılar seni
gösterişsiz tabutunu yuhaladılar
lahana yaprakları attılar sana
sonradan görme tombul ortayaşlılar
semiz, genç burjuvalar seni
tepeden tırnağa fermuarladı.

akşam gezmesine çıkan emekliler bile
duygusuzca silkeledi üzerlerinden
senin gözyaşların

Lesley Oldaker, The Glass Wall

Lesley Oldaker, The Glass Wall

Beyaz Bir Gemidir, Behçet Aysan

sen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde olurum

kötü geçen bir güzü
ve umutsuz bir aşkı anlatan

rüzgarla savrulan
kağıt parçalarına
yazılmış

dağıtılmamış
bildiriler gibi

uzun bir yolculuğa hazırlanan
yalnız bir yolculuğa.

çünkü beyaz bir gemidir ölüm

siyah denizlerin hep
çağırdığı

batık bir gemi

sönmüş yıldızlar gibidir

yitik adreslere benzer
ölüm

yanık otlar gibi.

Sen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde
ölürüm.


Facebook Yorumları

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir