Menu

Roma İmparatorluğu ve Tarihi



Roma tarihi, M.Ö. VIII. yüzyıldan M.S. V. yüzyıla değin varlığını devam ettiren, hatta Doğu Roma ile birlikte düşünüldüğünde 2000 yılı aşkın bir süre dünya üzerinde hakimiyet sürdüren bir imparatorluğun tarihidir. Dünya tarihinde en uzun süre varlığını devam ettiren imparatorluk olarak Roma, dünya tarihinin ve medeniyetinin şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır.

İtalya Yarımadası’nda doğmuş ve bu bölgenin jeopolitik konumundan faydalanarak Akdeniz havzasında genişlemiş olan Roma İmparatorluğu, uygarlığını eski çağ dünyasının bilinen Avrupa, Afrika ve Asya kıtalarında yaymıştır. Bugünkü İtalya’nın Latium bölgesinde, Tiber Irmağı’na bakan tepelerde kurulmuş birkaç köyden oluşan eski Roma, sonradan dünyanın en büyük imparatorluklarından birinin merkezi olur. Romalılar tarihte pek çok ülkenin dilini, edebiyatını, yasalarını, yönetim biçimini ve mimarlığını etkiler.

Thomas Cole, The Course of Empire, 1836

Thomas Cole, The Course of Empire, 1836

Roma tarihinin önemli dönemlerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

  • Krallık Öncesi Dönem (M.Ö. 753 öncesi)
  • Krallık Dönemi (M.Ö. 753 – 509 arası)
  • Cumhuriyet Dönemi (M.Ö. 509 – 27 arası)
  • İmparatorluk dönemi (M.Ö. 27 – M.S. 476 arası)

Tiber Nehri kenarında kurulan Latium, M.Ö. VIII. yüzyıla gelindiğinde Latince konuşan yerleşimciler tarafından işgal edilir. İtalya’ya Anadolu’dan gelen, denizcilikte usta bir halk olan ve Romalı ozan Vergilius’un Aeneas destanında anlattığı Etrüskler, köy toplulukları halinde yaşayan bu Latin topluluk üzerinde kurdukları egemenlikle Roma uygarlığının temellerini atar. M.Ö. VII. yüzyıla kadar şefler tarafından yönetilen, kabile topluluğu şeklindeki Romalılar, Etrüsk emperyalizmi içerisine girdikten sonra bu yapıdan sıyrılır. Zenginlik, güç ve kültür açısından Latinlerden oldukça ileri olan Etrüskler birçok şehir kurar. Beşinci Roma Kralı Tarquinius Priscus, Roma’yı biçimsel anlamda kuran ve Roma’yı şehre, köylüleri yurttaşlara ve kabile şefliğini monarşik bir şehir devletine dönüştürme sürecini başlatan kişidir.

Remus ve Romulus

Remus ve Romulus (Capitoline Wolf adıyla bilinen heykel, Türkçe’de Dişi Kurt Heykeli, orijinal dili olan İtalyanca’da ise Lupa Capitolina olarak bilinmektedir. Günümüzde Roma’nın kuruluşuyla ilgili heykellerin sergilendiği Capitolini Müzesi’nde görülebilecek heykeli, Etrüsklü bir heykeltıraşın yaptığı düşünülse de, 1471 yılından beri muhafaza edilen heykelin yaşı ve kökeni tartışmalıdır.)

Efsaneye göre, Roma’yı Savaş Tanrısı Mars ile Troia şehri prenslerinden Aeneas’ın soyuna dayanan Numitor’un kızı Rhea Silvia’nın ikizleri Remus ve Romulus kurmuştur. İkizler, bir ırmağa bırakılırlar ve dişi bir kurt onları sudan çıkararak bir mağarada emzirir. Daha sonra çiftçi bir aile tarafından bulunarak evlat edinilirler. Daha sonra, Roma şehrini kurmak için kurt tarafından emzirildikleri yeri seçerler. Bu yerin etrafını çevirirken tartışmaya başlar ve kavga ederler, bunun üzerine Romulus kardeşi Remus’u öldürür. M.S. IV. yüzyılda ortaya çıktığı düşünülen bu efsanenin, Roma kentinin adını ve bazı gelenekleri açıklamak için bir Yunan efsanesinden esinlenilerek yaratılmış olduğu sanılmaktadır.

Eskiçağ tarihçileri, Roma krallığının başlangıcı olarak M.Ö. 753’ü verirler. Krallık döneminde üç siyasal organ bulunur:

  • Kral (Kral tüm yetkileri elinde bulunduran bir dini liderdir aynı zamanda)
  • Senatus (Yaşlılar kurulu, danışma meclisi)
  • Halk Meclisi

roma imparatorlugu haritasi

Etrüksler, üzerinde egemenlik kurdukları Latin köylerini birleştirip Roma kentini kurarken, yerli halkı kentin kurulmasında zorla çalıştırırlar. Bu durum, iki toplumun arasını açar. Latin halkın zamanla güçlenen aristokratları, bir buçuk yüzyıl sonra ayaklanarak M.Ö. 509’da Etrüks kralını kovarlar. Yönetimi el geçiren, kendilerine Patrici (babalar) denen Latin aristokratları, Etrükslere duydukları düşmanlıktan dolayı, krallığı yıkıp cumhuriyeti kurarlar.

Batı dillerinde Cumhuriyet anlamına gelen Republic, Latince’de halk için anlamına gelen Res publica kelimesinden gelmektedir. O dönemde Roma’daki yönetimi, gerçek bir demokratik cumhuriyet olarak nitelemek güçtür. Öncelikle yurttaşlar arasında hukuk eşitliği yoktur. Yalnız aristokratlar hükümete katılmaktadır. Bununla birlikte, Roma’daki cumhuriyet, sosyal baskı ve genişleyen sınırların zorluğu karşısında, özellikle bütün İtalya’nın fethinden sonra sürekli gelişerek demokratik bir yüz kazanmıştır. Cumhuriyet döneminin siyasal organları ise şunlardır:

  • Consül (Yeni rejimde 2 kişiden oluşan en yüksek mevkii ve icra kuvvetini temsil eden makam)
  • Magistra (Devletin icra organı olarak faaliyet gösterir. Halk meclislerinin seçimiyle göreve getirilen yüksek derecedeki görevlilerdir.)
  • Senatus
  • Halk Meclisleri

roma imparatorlugu

M.Ö. 272’den sonra Roma, Güney İtalyadaki Yunan kent devletlerini ele geçirir. M.Ö. 264’te Akdeniz ticareti ve egemenliği yolunda Kartaca ile savaşır. M.Ö. 210’da Kartaca’yı kesin olarak yenince Akdeniz’i ele geçirir. M.Ö. 168’de Makedonya’yı, M.Ö. 146’da Yunanistan’ı topraklarına katar. M.Ö. 133’te Bergama krallığına son veren Romalılar, 100 yıl içinde Anadolu’nun tamamını egemenlikleri altına alırlar.

Sınırlarının genişlemesi, yeni toprakların alınması sonucu artık cumhuriyet yönetimi yetersiz kalır. Orta sınıf halk olan Plebler, ülkeye gelen ucuz tarım ürünleri nedeniyle topraklarından, kölelik nedeniyle işlerinden olurlar. Ordunun paralı olması nedeniyle, özerk yapıya kavuşur ve bu durum çeşitli isyanlara zemin hazırlar. İmparatorluk rejiminin hazırlayıcısı olarak kabul edilen Julius Caesar, yönetim şeklinin artık işlevsizleştiğini fark ederek sancılı bir reform hareketine girişir. Pompeius taraftarlarına karşı kazandığı zafer sonrasında, Caesar’a Senatus tarafından önceden verilmiş olan 10 yıllık diktatörlük hakkı ölümüne kadar olarak değiştirilir. 14 Mart M.Ö. 44’te Caesar, Senatus toplantısına katılmak üzere iken, Brutus’un ve Cassius’unda dahil olduğu bir muhalif grup tarafından öldürülür.

C. L. Doughty, The Death of Julius Caesar

C. L. Doughty, The Death of Julius Caesar

Julius Caesar’ın ölümünden sonra yerine varisi olarak tayin ettiği yeğeni, Caius Iulius Caesar Octavianus gelir. Octavianus, Antonius ve Kleopatra’ya karşı kazandığı zafer sonrasında Roma’nın ve Akdenizin tartışmasız lideri olur. Senatus, Roma’ya dönen Octavianus’a tüm askeri birliklerin komutanı anlamına gelen general (imparator) ve kutsal (augustus) ünvanlarını verir. Augustus ünvanı kendisiyle o kadar bütünleşmiştir ki, adeta adı haline gelir. Caesar adı sonraları doğrudan Roma imparatoru anlamında da kullanılmış, çeşitli dillerde de aynı başlıkta yer almıştır. Ancak Octavianus bu unvanların hiçbirini kullanmayarak devletin bir numaralı memuru anlamına gelen princeps unvanını tercih etmiştir. Bu yüzden, Caesar soyadını taşıyan Augustus ve halefleri dönemi, principatum olarak adlandırılmıştır. Augustus, 40 yıl süren imparatorluğu döneminde, idari ve mali teşkilatı düzene koymuş ve merkezi yönetimi olabildiğine güçlendirmiştir.

Etienne-Jean Declave, Roman Emperor Caesar Augustus, 1841

Étienne-Jean Déclave, Roman Emperor Caesar Augustus, 1841

M.S. 284’te Diocletioanus döneminde devlet, mutlakiyet yönetimine geçer, dominatus olarak adlandırılan yeni bir yönetim şekli başlar. Bu dönemde, tüm yetkilerin mutlak hakimi imparator ve seçtiği memurlardan oluşan bir devlet yönetimi söz konusudur. Roma’da Cumhuriyet döneminde Latince kökenli kelime imperium, magistralar tarafından halk adına kullanılan yönetme yetkisi anlamına gelirdi. İmparatorluk tanımı ise Roma’da imperium domi ve Roma’nın dışında kullanılan imperium militiae şeklindeydi. Terimin yaygın kullanışı ise, Romalıların başka halklar üzerinde uyguladığı iktidar anlamındaki imperium populi Romani’ydi. Ancak Akdeniz’in fethi M.Ö. 30 civarlarında tamamlandığında devletlerarası sistemin sonu getirildi ve imperium romanum devasa gövde olarak doğdu.

Jean-Leon Gerome, Ave Caesar Morituri Te Salutant, 1859

Jean-Leon Gerome, Ave Caesar Morituri Te Salutant, 1859

Kurulduğu ilk günden itibaren yayılma politikası güden Roma Devleti, önce İtalya Yarımadasına ve komşu Akdeniz ülkelerine, daha sonra da Avrupa’nın içlerine kadar yayıldı. M.Ö. 1. yüzyıla gelindiğinde Roma Devleti artık bir imparatorluk (Imperium Romanum) haline gelmişti. Batıda, Fransa, İspanya fethedilmiş, Büyük Britanya sınırlarına ulaşılmış, güneyde kuzey Afrika, doğuda ise Hazar Denizi’ne kadar olan bölge, Anadolu, Suriye, Mısır, Filistin imparatorluk topraklarına katılmıştı. Böylece, Roma Devleti, kendi zamanının ölçülerine göre bir dünya imparatorluğu olmuştu.

Thomas Cole, The Course of Empire Destruction, 1836

Thomas Cole, The Course of Empire Destruction, 1836

Roma İmparatorluğu farklı halklardan ve etnik gruplardan gelen elitlerini bir arada tutmak için ideolojik çimentolara ihtiyaç duyuyordu. Bunların en önemlileri, yüksek kültür, imparatorun tanrısallaştırılması ve imparatorluğunun ebediliğiydi. Ancak bu noktada şu da vurgulanmalıdır ki, imperium terimi her ne kadar Latince olsa da, terimin arkasında yatan bütün temel fikirler (evrensellik, tanrısallık, sonsuzluk), Büyük İskender aracılığıyla, Asurlular ve Ahameniş İranlıları’ndan alınmıştır.

İmparator ve ailesi, Ara Pacis Muzesi, Roma

İmparator ve ailesi, Ara Pacis Augustae (Augustus Barış Sunağı), Ara Pacis Müzesi, Roma

Roma İmparatorluğu, özellikle 3. yüzyılda Kuzey Afrika’dan Mezopotamya’ya, Batı Avrupa’dan Basra Körfezi’ne ulaşan sınırları sebebiyle çeşitli idari sorunlar ve karışıklıklarla karşılaşır. Büyük Konstantin, imparatorluğun geniş topraklarını kontrol altına almak için başkenti, Roma’dan daha doğuya, iki kıtanın birbirine en yakın olduğu noktadaki eski bir Yunan şehir devletinin yer aldığı Byzantium’a 11 Mayıs 330 tarihinde taşıyarak, bu yeni başkente kendi adından hareketle Konstantinopolis ismini verir.

Kavimler Göçü’nün yol açtığı karışıklıklar nedeniyle, İmparator I.Theodosius 395 yılında Roma İmparatorluğu’nu Doğu ve Batı olmak üzere iki bölüme ayırarak Bizans imparatorluğunun temellerini atar. Batı Roma İmparatorluğu MS 476’da Germen istilaları nedeniyle yıkılırken, Doğu Roma İmparatorluğu ise 1453’deki Fatih Sultan Mehmet’in fethine kadar yaklaşık 1100 yıl boyunca devam eder. 19. yüzyıl tarihçilerinin Bizans olarak adlandırdığı bu devlet aslında Doğu Roma İmparatorluğudur.

Cesare Maccari, Cicero Denounces Catiline

Cesare Maccari, Cicero Denounces Catiline

Roma Hukuku, genellikle Roma şehrinin kuruluş tarihi olarak kabul edilen M.Ö. 753 yılından, Doğu Roma İmparatoru Justinianus’un M.S. 565 yılında ölümüne kadar geçen süre içinde Roma’da ve Roma egemenliği altındaki ülkelerde uygulanmış olan hukuktu.

Roma’da, ilk yazılı kanunlar olan 12 Levha Kanunları, Roma toplumundaki Patrici (soylular) ve Pleb (halk) arasındaki mücadele sonucu hazırlanır. M.Ö. 452 senesinde ise halk meclislerince kabul edilerek kanunlaşmıştır. 12 Levha Kanunu Roma’nın sonraki hukuki gelişimine de temel olmuştur.

Roma Hukuku, M.S. 527 – 565 yılları arasında hüküm süren Doğu Roma imparatoru Justinianus’un dünya tarihi açısından önemi olan büyük bir kanunlaştırma eseri olan Corpus Juris Civilis ile yazılı olarak tesbit edilmiştir. Roma hukuku hemen hemen tüm kıta Avrupa ülkelerinde, 19. yüzyıldaki kanunlaştırma hareketlerine kadar etkinliğini sürdürmüştü. Roma Hukuku, bugün özellikle kıta Avrupası’nda yürürlükte olan birçok özel hukuk sistemine ve bunların ana kurallarının büyük bir kısmına kaynak olmuştur. Günümüzde, Almanya, Fransa, İtalya, İsviçre gibi ülkelerde yürürlükte olan özel hukuk kurallarının büyük bir kısmı Roma hukuku temellerine dayanmaktadır.

Romalıların en ileri oldukları sanat mimarlıktı. Doğuda, Romalılar yalnızca kendilerinden önceki halkların yapıtlarını bütünlemekle yetinmişler. Batıda ise pek çok anıt gerçekleştirmişlerdir ve bunlardan çok sayıda önemli yapıt günümüze kalmıştır. Çok iyi korunmuş ve kazılarla ortaya çıkarılmış kentlerden, M.S. 79’da Vezüv’ün şiddetli bir patlamasıyla lavlar altında kalan Pompeii ve Herculaneum, Roma kentçilik anlayışının başlıca özelliklerini yansıtmaktadır.

Colosseum

Colosseum

Roma İmparatorluğu’nda Helenlerin tesiriyle bir taklit edebiyatı olsa da, Dünya Edebiyatı’nda önemli bir yere sahiptir. Modern Avrupa Edebiyatı’nı Helen Edebiyatı’na götüren köprü olmuş ve bundan dolayı da Helen Edebiyatı’ndan daha fazla bugünkü Avrupa Edebiyatı’nda etkili olmuştur.

M.Ö. 46 yılında Roma İmparatoru Julius Caesar, Julien takvimini geliştirmek için Mısır’dan bilginler getirtir. Böylece eski Mısırlar tarafından kullanılan Güneş Takvimi, Caesar’ın ismiyle kullanıma geçer. Julien takvimi, 1582 yılında Papa XIII. Gregorius tarafından yeniden düzenlenerek, bugün kullandığımız Miladi takvim oluşturulur.

Kaynak
Roma: Kartalların İmparatorluğu, Neil Faulkner, Çeviren: Çağdaş SümerRoma Hukuku’nun Günümüz Hukuk Düzenlerine Etkisiİmparatorluk Fikrinin GelişimiOctavian – Augustus İle Birlikte Roma Cumhuriyet Dönemi’nin Sona Ermesi ve Principatus Dönemi’nin Başlaması


Facebook Yorumları

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir