Menu

Nikola Tesla’nın Hayatı ve Buluşları

Nikola Tesla, 1856 yılının 9 Temmuz gününü 10 Temmuz’a bağlayan gece yarısında, Yugoslavya’nın Velebit Dağları ile Adriyatik Denizi arasındaki Hırvatistan’ın Lika bölgesinin Smiljan köyünde doğdu.

Evleri, babası Papaz Milutin Tesla’nın yönetimindeki Sırp Ortodoks Kilisesi’nin hemen bitişiğindeydi. Babası zaman zaman Adil İnsan takma adıyla makaleler yayınlardı. Tesla, her zaman fotoğrafik hafızasının ve yaratıcı dehasının kendisine annesinden miras kaldığını söylerdi. Ayrıca annesinin, kadınların yeteneklerinin adil bir şekilde değerlendirilen bir ülkede ve zamanda yaşamış olmamasından dolayı hep üzüntü duyardı. Annesi okula gidememişti. Ama buna karşın, inanılmaz bir hafızaya sahipti, ciltler dolusu yerli ve klasik Avrupa şiiri külliyatını ezbere okuyabiliyordu. Nikola, beş çocuklu ailenin dördüncü çocuğuydu.

teslanin dogdugu ev

Tesla, daha çocukken icatlarına başlamıştı bile. Beş yaşındayken, bir su çarkı icat eder. Sarsıntısızdır ve akıntıda tıkır tıkır işler. Yıllar sonra bunları dahiyane pervanesiz türbini yaratırken de hatırlar. Nikola’dan yedi yaş büyük olan Daniel, on iki yaşında geçirdiği bir kaza sonucunda ölür. Fakat burada karmaşık bir durum mevcut. Tesla’nın otobiyografisine göre, Daniel, bir ahbaplarının hediye ettiği Arap atının sebep olduğu yaralar nedeniyle ölmüştür. Diğer bir iddaya göre ise, ağabeyi yarı bilinçsiz yerde yatarken Nikola’yı kendisini merdivenlerden aşağı itmekle suçlamıştır. Ölen ağabeyinin hatırası yanında, Nikola’nın tüm yaptıkları sönük kalır, başarıları anne babasının kayıplarını daha derinden hissetmelerine yol açar: “Bu nedenle, kendime karşı güvensiz bir çocuk olarak büyüdüm. Ama aptal bir çocuk değildim kesinlikle…” Bu olay, Tesla’yı psikolojik yönden bir hayli etkiler, daha sonraları sosyal hayatta önemli bir sorunu olan çekingenliğini ve içedönüklüğünü arttırır.

tesla ve ailesi

Tesla ve Ailesi

Nikola Tesla, gençliğinde şiir yazmaya başlar. Ancak, bu şiirlerin çok özel olduklarını düşünüyordu, bu nedenle de yayınlanmalarına asla izin vermez. Arkadaş toplantılarında yeni tanıştığı insanları, kendi dillerinde yazılmış şiirler okuyarak hayrete düşürmekten büyük bir zevk alır. Hayatı boyunca da arada sırada şiir yazmaya devam eder. Tesla’nın çekingen mizacını değiştirecek olan kitap ünlü bir Macar yazarın Abafi ya da Aba’nın Oğlu adlı romanıydı. “Uyumakta olan irademi uyandırmış ve beni özdenetim üzerine çalışmaya sevk etmişti.” der. Daha sonraları bir bilim insanı olarak ulaşacağı başarıları, geliştirdiği bu katı öz disipline atfedecekti.

tesla, 1873

1873

Tesla’nın küçük yaşlardan itibaren yaşadığı önemli bir sorunu ise yaşadığı ışık patlamalarıydı. “Düşüncelerimin ve hareketlerimin önünü kesen, gerçek nesnelerin görünümünü çarpıtan, genellikle ışık patlamalarıyla birlikte ortaya çıkan görüntülerin neden olduğu bir duygu bu. Bunlar hep daha önce görmüş olduğum şeyler, şahit olduğum sahnelerdi, kesinlikle hayal ürünü değillerdi. Bir sözcük duyduğumda bunun bana ifade ettiği nesne, gözlerimin önünde bütün canlılığı ile ortaya çıkıyordu ve elimi uzattığım takdirde ona dokunup dokunamayacağımdan bir türlü emin olamıyordum. Bu, bende büyük bir huzursuzluk ve kaygı yaratıyordu. Başvurduğum hiçbir psikoloji ya da fizyoloji uzmanı bu durumu tam anlamıyla açıklayamıyordu…”

Korkunç görüntüleri zihninden silip atabildiği zaman on iki yaşındaydı, ancak tehlikeli ya da stresli durumlarda ya da çok mutlu olduğu zamanlarda ortaya çıkan kaçınılmaz ışık patlamalarından asla kurtulamayacaktı. Tesla’nın hisleri de oldukça kuvvetliydi. Birçok kere alevler çatırdamaya başlar başlamaz uykusundan uyanarak komşularını kendi evlerinde çıkmak üzere olan yangınlardan kurtarmıştı.

tesla, 1880

1880

Geçirdiği ağır bir kolera sırasında babasına “Belki mühendislik okumama izin verirseniz kendimi daha iyi hissedebilirim” diyen Nikola’nın ne olursa olsun din adamı olması gerektiğini düşünen babası bu isteğine boyun eğecektir.

Nikola Tesla, iki yılını geçirdiği Prag’da bir üniversitedeki derslere gayri resmi bir şekilde devam etti, ama Çekoslovak hükümetinin kayıtlarına göre Çekoslovakya’daki dört üniversiteden hiçbirine kayıtlı değildir. Muhtemelen Tesla kendi kendinin öğretmeni olmuştu, ki bu onun değerinden hiçbir şey eksiltmez.

Bu dönemde, parasız kalınca kumar oynar, kağıt oyunlarında başarılı değildir ama bilardoda harikalar yaratır. “Oturup kağıt oynamak benim için mükemmel bir zevk kaynağıydı. Babam örnek bir yaşam timsaliydi ve asla benim yaptığım gibi boş yere para ve zaman harcamaya katlanamazdı… Ona şöyle derdim: ‘İstediğim zaman bundan vazgeçebilirim ama cennetin nimetlerini satın almamı sağlayacak bu oyunu neden bırakmam gereksin ki?’ Zaman zaman öfkeye kapılır ve beni aşağılardı. Oysa annem farklıydı. ‘Git keyfine bak. Pek yakında elimizdeki her şeyi kaybedeceksin ve bu çok daha iyi olacak. Bunun üstesinden gelebileceğini biliyorum.’ derdi.” Nitekim de öyle oldu, Tesla aşırı sigara ve kahve tutkusunu da kendi iradesini kullanarak bıraktı.

tesla muzesi

Belgrad’daki Tesla Müzesi’ndeki Tesla’nın ölümünden sonra Amerika’dan getirilen laboratuvar gereçleri

1880’de Budapeşte’de Macaristan Hükümeti Merkez Telgraf Ofisi’nde iş buldu. Bu dönemde, doktorların sinir rahatsızlığı dediği bir hastalık geçirir. Hastalığı sırasında birkaç oda uzaklıktaki bir saatin tik tak seslerini bile duyabiliyordu. Odasında dolanan bir sineğin vızıltısı kulak zarlarını patlatacak gibi oluyordu. Birkaç kilometre öteden geçen bir at arabası neredeyse bütün vücudunu titretiyordu. Elli kilometre öteden geçen bir trenin düdüğü, oturduğu sandalyeyi öylesine titretiyordu ki duyduğu acı dayanılmaz oluyordu. Seslere karşı hassasiyeti hep devam edecekti.

Nikola Teslanin babasi

Nikola Tesla’nın babası

Arkadaşı Szigety, hastalığını yenmesi için sürekli egzersiz yapmanın faydalarına inandırmıştı ve ikisi sık sık birlikte şehir turlarına çıkıyorlardı. Bir ikindi vakti arkadaşı Szigety ile birlikte şehir parkında günbatımına doğru yürüyorlardı ve Tesla Goethe’nin Faust’undan pasajlar okuyordu.

Çekiliyor kızılı güneşin..
Geldi meşakkatli günün nihayeti..
Yok götürecek bir kanat beni…
Süzülüşünün peşinden.

“O an, fikir bir şimşek gibi çaktı ve bir anda gerçek tüm çıplaklığıyla karşımda parıldamaya başladı.” Tesla’nın çırpınan uzun kolları nöbet geçiriyor gibi öne doğru uzanmıştı. Oturur oturmaz toprağın üzerine bir diyagram çizmeye başladı. Tozların üzerine çiziktirdiği bu diyagram altı yıl sonra Amerika Elektrik Mühendisleri Enstitüsü’ndeki söylevinde gösterilecek, dünyaya yepyeni basit ve kullanışlı bir bilimsel ilke olarak sunulacaktı. Uygulamaları teknoloji dünyasında tam anlamıyla bir çığır açacaktı.

Tesla’nın aklında sadece yeni bir motor değil, tamamıyla yeni bir sistem vardı, çünkü düzensiz salınım yapan iki ya da daha fazla dalgalı akımın ürettiği sabit bir eksen etrafında dönen manyetik alan ilkesini bulmuştu. Uyumlu akımların yarattığı bu kasırga sayesinde hem komütatör (bir elektrik akımının yönünü değiştirmekte kullanılan aygıt) hem de akıma yol işlevi gören armatürler devre dışı kalıyordu. Bu indüksiyon motoru, yepyeni bir sistemin atar damarıydı ve bilim dünyası için çok büyük bir adımdı.

Nikola Tesla, Marjorie Carmona

Nikola Tesla, Marjorie Carmona

Tesla bir aile dostları sayesinde, 1882’de Edison’un Paris şirketlerinden birinde çalışmaya başlar. İlgi alanının doruk noktasında şirkette alternatif akımın potansiyel faydalarını tanıtmak da vardır. Fakat Tesla, Edison’un bu konuda konuşulmasından nefret ettiğini öğrendiğinde derin bir hayal kırıklığı yaşayacaktır. Bunun yanında, Paris’te yeni arkadaşlar edinir, bilardodaki üstün becerisini geliştirir, her gün kilometrelerce yürür ve Seine Nehri’nde yüzer.

“Amerika’yı görmek ve meşhur Thomas Edison ile görüşebilmek en büyük tutkum ve gerçekleşmesini en çok istediğim dileğimdi. Bu uğurda koyulduğum yolculukta paramı ve biletlerimi kaybettikten, bir dizi talihsizlikten ve hayatımı dahi kaybetme tehlikesi geçirdiğim bir isyandan sonra, cebimdeki 4 sent ile birlikte, nihayet bu kutsal topraklara ayak bastım. 6 Haziran 1884’te New York’a ulaştım. Daha 28 yaşında bir göçmendim. Yabancısı olduğum bu yeni topraklarda başarılı olabilmenin hayalleri ile doluydum. Cebimde, Edison’un Avrupa’daki iş arkadaşlarından biri olan Charles Batchelor’un referans mektubunu taşıyordum: “Sevgili Edison, iki büyük deha tanıyorum. Bunlardan biri sensin. Diğeri de bu genç adam.”

Edison, Tesla’nın yeteneklerini kısa sürede takdir edecekti. Ancak, ikisinin arasındaki kişilik farklılıkları, ilişkilerini daha en baştan mahkum etmişti. Edison, Tesla’yı bir teorisyen ve kültürlü olduğu için sevmiyordu. Dahiliğin yüzde doksanının işe yaramayan şeyleri bilmekten ibaret olduğunu düşünüyordu. Tesla ise şunları söylüyordu: “Edison, ancak bir arıda bulunabilecek bir sebat ve gayretle samanlıkta iğne aramaya bayılır, her çöpün altını tek tek araştırırdı. Bu tip çabalara pek çok kez şahit oldum. Oysa ufak bir teori ve birkaç hesaplamayla bu angaryanın yüzde doksanından kurtulabilirdi insan.”

Edison’la yollarını ayıran Tesla, New York’ta bir yıl parasızlıkla boğuşur, bir arkadaşı aracılığıyla tanıştığı bir firma sahibi laboratuvar kurması için finansman sağlar. Geliştirdiği alternatif akım üreteçleri, transformatörleri ve motorlarına ilişkin buluşlarının patentlerini 1885 yılında George Westinghouse’a satar. Böylece, alternatif akımı yaymaya çalışan Westinghouse ve Tesla, doğru akım sistemlerinde ısrar eden Edison ile doğrudan rakip olur. Bu rekabet, kısa sürede büyük bir ticari savaşa dönüşür, hatta bu dönem Akım Savaşları olarak anılır. Zaman içinde alternatif akımın güvenilir, ucuz ve başarılı olduğu kabul edilir, doğru akım sistemleri kademeli olarak terk edilir.

Niagara selalesi ve Tesla heykeli

Niagara Şelalesi ve Tesla heykeli

Niagara Şelalesi’nde 1896 yılında kurulan elektrik santrallerinde de alternatif akım kullanıldı ve burada üretilen elektriğin Buffalo kentine iletiminde de Tesla’nın geliştirdiği sistemler kullanıldı.

Albert Einstein, Nikola Tesla, Charles Steinmetz, 1921

Albert Einstein, Nikola Tesla, Charles Steinmetz, 1921

Tesla, çalışmalarını daha sonra kablosuz enerji üzerine yoğunlaştırdı. 1891’de Tesla bobini ile kısa mesafede enerjiyi kablosuz şekilde taşımayı başardı. Temelinde yükseltici bir transformatör olan Tesla bobini, çok yüksek gerilimler elde etmeyi mümkün kıldı. Tesla, kendi adını verdiği bu indükleme bobinlerini elektrikle aydınlanma, yüksek frekanslı alternatif akım ve özellikle kablosuz elektrik iletimi gibi alanlardaki deneylerinde kullandı.

Tesla, 1893 yılında, yani Guglielmo Marconi’nin buluşundan iki yıl önce, yeterli teknik donanım ve bilimsel birikimle, radyo dalgalarıyla iletişim üzerinde yoğunlaştı, fakat bulduklarını haberleşme yerine elektriğin kablosuz aktarımı üzerine yoğunlaştırdı. 1898 yılında New York’taki Madison Square Garden’daki bir süs havuzunda ufak bir botu radyo dalgalarıyla hareket ettirerek bir alıcı ve verici arasındaki iletişimi sağlayan ilk kişi oldu. Daha basit bir dille uzaktan kumandayı icat etti. Tesla, 1899’da Colorado Eyaleti’ndeki Colorado Springs’e taşınarak yüksek voltaj/yüksek frekansla ve kablosuz enerjiyle ilgili araştırmalarına devam etti. Tesla, Dünya’nın kendisini ve atmosferi kullanarak elektriği global olarak taşıyabileceğine inanıyordu. Gerçekten de metrelerce ötedeki lambaları kablo kullanmadan yakabiliyordu.

tesla

1901 yılında New York’ta kariyerindeki en büyük başarısızlık olacak olan Wardenclyffe Kulesi Projesi’ne başladı. Tesla’nın amacı, New York’taki kuleden İngiltere’ye ve Atlantik Okyanusu’ndaki gemilere telgraf mesajları, ses, hatta görsel ve elektrik iletmekti. Yükseklikleri 90 ila 180 metre arasında değişen kuleler inşa edilmesini öngören proje, başarılı olduğu takdirde bölgeyi dünyanın iletişim merkezi yapacaktı. Tesla, tam anlamıyla olmasa da ünlü iş adamı J.P. Morgan’ı projeyi desteklemeye ikna etti. Fakat masrafın sürekli artması, Marconi’nin telgraf mesajlarını çok daha ucuza iletebilmesi ve Tesla’nın zaman içinde güvenilirliğini yitirmesi sebebiyle proje terk edildi.

Tesla’nın son büyük projesi ise askeri amaçlar için kullanılabilecek oldukça güçlü ve uzun mesafeli bir silah oldu. Nikola Tesla, yoğunlaştırılmış ve sıkıştırılmış bir elektrik ışınını, çok uzaklardaki hedeflere yöneltebilecek bir elektrik silahı olarak özetlenebilecek silahını 1934’te kamuoyuna açıkladı. Tesla, bu silah önerisini mektupla birçok ülkeye sundu. Çalışmalarını tamamlayacak desteği hiç bulamadı ve silah üretilmedi.

tesla vs edison

New York Times, 6 Kasım 1915’te Londra Reuters Haber Ajansı’na dayanarak birinci sayfadan verdiği bir haberle Tesla ve Edison’un Nobel Fizik Ödülü’nü paylaşacaklarını duyuruyordu. Tesla, ödülün kendisine veriliş sebebinin telsiz enerji nakli konusundaki çalışmaları olabileceği konusunda fikir yürütüyordu. Edison’un hangi sebeple Nobel Ödülü’ne layık görüldüğü kendisine sorulduğunda da, bu beyefendinin bir düzine Nobel Ödülü’nü hak ettiğini söyleyecekti. Edison ise kendisine bu konuda fikri sorulduğunda, resmi bir tebligat almadığını söyleyecek ve bu konuda daha fazla yorum yapmaktan kaçınacaktı. Ancak, Nobel Komitesi, ödülün X ışınlarını kristalin yapısını anlamak amacıyla kullandıkları çalışmaları vesilesiyle İngiliz bilim insanı Profesör W. H. Bragg ve oğluna layık görüldüğünü duyurmuştu.

Bir biyografi yazarı, yıllar sonra Tesla’nın, önemli keşiflerde bulunan bir bilim insanı olarak, ödülü basit bir mucit olan Edison’la paylaşmayı reddettiğini öne sürecekti. Bir diğer biyografi yazarı, bu teoriyi daha da ileri götürecek, Edison’un sadistçe ve şeytanca bir tavırla paraya acilen ihtiyaç duyduğunu bildiği Tesla’yı 20 bin dolardan mahrum etmek için ödülü almayı reddettiğini yazacaktı. Ama ne Tesla’nın, ne de Edison’un ödülü reddettiğine dair somut herhangi bir delil vardır. Nobel Vakfı, “Bir kimsenin ödülü almayı reddetme eğiliminde olduğuna dair bir söylenti nedeniyle ödülün verilmekten vazgeçilmesi fikri akla yakın bir açıklama olamaz” yorumunda bulunacaktı basitçe. Ama vakıf Edison ve Tesla’nın ilk tercihleri olduğu görüşünü de reddetmiyordu.

tesla

Tesla’nın güvercinlere tutkusu takıntı boyutundaydı, hatta dişi bir güvercine aşık olduğunu söyleyecek kadar. “Güvercinlerimizi, tavuklarımızı beslemekten büyük bir zevk duyardım; onları kolumun altına sıkıştırıp sarılmak, okşamak bana dünyanın en güzel şeyi gibi gelirdi.” Gecenin bir yarısı karanlık parkta sessiz ve düşüncelere dalmış elinden ya da dudaklarından yem didikleyen güvercinleriyle Tesla hemen fark edebilirdi.

Dr. Jule Eisenbud, Amerika Psişik Araştırmalar Dergisi’nde yayımlanan bir yazısında kuş sembolünü Tesla’nın nevrozları ve çocukluğunda annesi ile arasındaki ilişki ile bağdaştıracaktı. Kuşun eski çağlardan beri anneyi ve onun besleyici memesini simgelediğini belirtiyordu ruhbilimci.

Tesla, kristal ya da pırlanta gibi mücevherlerin ışıltılarından mest olmasına karşın kadınların taktığı küpelerden, özellikle de incilerden aşırı derecede nefret ediyordu. Evin herhangi bir yerinde en ufak kafur kokusu alsa şiddetli bir rahatsızlık yaşıyordu. Araştırma yaparken su dolu bir lavaboya bir sayfa kağıt düşse ağzında dayanılmaz bir tat oluşuyordu. Yürürken adımlarını sayıyordu, çorba kasesinin, kahve fincanının, yemeklerin kübik parçacıklarını hesaplıyordu. Bunu başaramadığı zaman iştahı kaçıveriyordu. Fiziksel ilişkileri açısından en ciddisi de başkalarının saçlarına dokunamıyor olmasıydı.

tesla

Tesla’nın piyanist Marguerite Merington ve Anne Morgan adında bir genç kız ile beraberliği olduğu söylense de, aralarında arkadaşlıktan öte bir ilişki olduğunu gösteren herhangi bir kanıt yoktur. Mucidin kadınlara karşı ilgisizliği, farklı cinsel tercihleri olduğu söylentilerine neden olur. Başka bir zamanda ya da ülkede bunun kariyerine pek etkisi olmazdı, ama Viktorya döneminin Amerika’sında bunun ortaya çıkması onu alaşağı edebilecek bir felaket haline dönüşebilirdi. Dedikoduları önemsememesine karşın neden evlenmediği sorulduğu zaman yoğun çalışma temposunu mazeret olarak göstermek zorunda hissediyordu kendisini.

Şiir yazdığını daha önce söylemiştik. 31 Aralık 1934’te kendi eliyle yazdığı ve Dostuma ve Eşsiz Şaire diyerek George Sylvester Viereck’e adadığı bir şiir günümüze değin ulaşabilmiştir. Tesla, o zamanlar yetmiş sekiz yaşındaydı.

Kozmik telefonumdan bana
Olimpus’tan kopup gelen sesler ulaşıyor

Nikola Tesla Muzesi, Belgrad

Nikola Tesla Müzesi, Belgrad

Tesla, kolej yıllarından beri kilosunun hemen hiç değişmemiş olmasıyla bir hayli övünürdü. Kedi gibi çevik olduğuna dair söylentiler dolaşırdı ağızdan ağza. Soğuk bir kış günü, buzlu bir yolda yürürken ayağı kayıp dengesini kaybedince, uçarak bir takla atıp tekrar iki ayağı üzerine konduğuna ve yoluna devam ettiğine şahit olduklarını iddia edenler vardı ortalıkta. Mucit, 1942 kışında iyiden iyiye güçten düşmüştü. Mikroplara karşı titizliği, o derece saplantılı bir hal almıştı ki en yakın arkadaşlarından bile kendisinden bir hayli uzakta durmalarını istiyordu. (Güvercinlerdeki mikroplar ise kendisini hiç mi hiç rahatsız etmiyordu.) Kalbi tekliyordu ve ardı ardına nükseden hastalıklar elini ayağını bağlıyordu. Artık, sevgili güvercinlerini beslemeye de yetişemiyordu.

Tesla’nin kullerinin kondugu kure

Tesla’nın küllerinin konduğu küre

1943 yılı Ocak ayında Tesla, postacıyı Mr. Samuel Clemens’a mühürlü bir zarf götürmekle görevlendirir. Postacı verilen adresi arar, ancak adresin Tesla’nın eski laboratuvarının bulunduğu bina olduğunu, burada Clemens adında birinin olmadığını anlar. Tesla, Clemens’ın çok sevdiği yazar Mark Twain olduğunu ve bunu da herkesin bildiğini söyler. Kerrigan’ı tekrar geri göndererek ve bu defa güvercinlere de bir göz atıvermesini ister. Kafası karışan postacı güvercinleri besledikten sonra durumu şefine bildirir ve Mark Twain’in yirmi beş yıl önce öldüğünü öğrenir. Postacı durumu açıkladığında ise bir hayli içerleyen Tesla şöyle der: “Daha dün gece beraberdik, işte şuradaki sandalyede oturuyordu, bir saat boyunca sohbet ettik. Maddi sorunları varmış ve benim yardımıma ihtiyaç duyuyormuş. Bu yüzden elindeki zarfı yerine ulaştırmadan bir daha buraya dönme.”

8 Ocak 1943’te kaldığı otel odasına temizlik görevlisi girdiğinde, 86 yaşındaki mucidin ölmüş olduğunu fark eder. Daha sonra uzmanlar ölümün 7 Ocak günü saat 22.30’da, kalpte kan pıhtılaşması nedeni ile meydana geldiği raporunu düzenler. Tesla uykusunda iken ölmüştür. Tesla’nın cesedi, soğuk bir kış akşamı Ferncliffe Mezarlığı’na götürülerek yakılır ve külleri de daha sonra doğduğu topraklara gönderilir.

tesla time dergisi

Yüzlerce buluşuyla 20. yüzyıla yön veren bu büyük mucitin adı, ölümünden 17 yıl sonra, 1960 yılında Uluslararası Birimler Sistemi’nde (SI) tesla olarak magnetik akı yoğunluğu birimine verilir. Bugün kendisinden miras olarak radyo, floresan, radar, MR, alternatif akım motorları, lazer ve robot teknolojileri, deprem makinesi kaldı. Şüphesiz Tesla’nın icatları dünyamızı daha yaşanılır kıldı, ama daha da önemlisi Tesla’nın bilimini sadece insanlık için adaması, asla bir tüccar gibi davranmaması onu bir bilim insanı olmanın ötesine taşıdı.

Tesla, ardında bilinen çalışmalarının yanı sıra birkaç da bilmece gibi miras bırakmıştı. Bunlar arasından en önemli üç tanesini saymak gerekirse:
– Dünya çapında telsiz enerji nakli sağlanabileceği fikri bilimsel bir temele dayanıyor muydu?
– Öldürücü/parçalayıcı ışık huzmesi silahı deneyleri ile ulaşmak istediği nokta neydi?
– Ve ölümünün hemen ardından ortadan kaybolan bilimsel yazılarına ve diğer hassas belgelere ne olmuştu?

Kaynak
Tesla Anlaşılamamış Dahi – Margaret Cheney, İlklerin Adamı: Nikola TeslaGarip Bir Deha TeslaZamanın Ötesindeki Deha Nikola TeslaNikola Tesla’yı Kendi Ağzından Dinleyin


Facebook Yorumları

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir