Menu

Hümanizm Nedir?



Hümanizm çok farklı bağlamlarda, farklı şeyleri imlemek için kullanılan bir kavramdır. Onun ne olduğunu, ancak hümanist sayılan düşünürlerin ifadelerinden veya ona karşı çıkanların, kendilerini anti-hümanist olarak niteleyenlerin yazdıklarından yola çıkarak saptayabiliriz.

Hümanizm, hümanizma, humanism ya da insancılık sözcükleri Latince humanismus teriminin farklı dillerdeki karşılıklarıdır. Latince -ismus eki, genel olarak bir düşünceyi, bir görüşü, bir öğretiyi, bir kanıyı göstermeye yarar. Dolayısıyla humanismus, insanın merkezde olduğu bir düşünce sisteminin bir dünya görüşünün, ifade şeklidir. Hümanizmin ruhunu belirleyen ana unsur, Rönesans ile oluşan yeni insanın Antik Yunan ve Roma örnekleri üzerinden humanitas (insanlık) değerlerine yönelmesi ve bunları geliştirmesidir.

Humanısm

1. Yalnızca kavramsal yakınlıklarından dolayı değil, kronolojik bakımdan da akraba sayılan Rönesans, modernlik ve hümanizm (hatta dindışılık, aydınlanma, laiklik gibi kavramlarda) bazı bakımlardan birbirine özdeş, bazı bakımlardan biri ötekilere temel teşkil eden kavramlardır. Dolayısıyla hümanizm üzerine düşünmeye başlandığında, diğer kavramlar da düşüncenin menziline girmiş demektir. Bu kavramların diğer bir özelliği, dünya görüşü ve inançlarla yakından ilişkili olmalarından ve onlarla ilgilenen herkesin doğal olarak belirli inançlarının bulunmasından dolayı, konuya ideolojik değil soğukkanlılığını koruyarak nesnel şekilde bakabilen, dolayısıyla gerekenle ilgili propaganda yapmayıp olanı betimleyebilen düşünür sayısının son derece az olmasıdır.

Leonardo da Vinci, Vitruvian Man

Leonardo da Vinci, Vitruvian Man

2. Genel olarak hümanizm, Eskiçağ Helen ve Roma dönemine ait gramer, hitabet, tarih, sanat, ahlak ve şiir eserlerine gösterilen ilgi ve bunları anlama çabası olarak; daha basit ve yaygın şekilde, “Eskiçağ Helen ve Roma felsefesine dönüş” diye anlaşılır. Genel inanışa göre ilk hümanistler, Helen ve Roma düşüncelerine ait eserleri yeniden keşfederek bu anlayışa yol açmışlardı. Hümanist anlayışı asıl belirleyen, bu söylenenler değil, daha ziyade politik çekincelerden dolayı söylenmek istenmeyenlerdir:

(a) İnsan aklı gerçeği bulmada kendi kendine yeterlidir.

(b) İnsanın özü hakkındaki asli günah gibi önyargı içeren dogmalar temelsizdir.

(c) İnsan herhangi üstün varlıkla ilişkili olmaksızın otonom ve özgür bir varlıktır.

İnsan yaşamına odaklanmış hümanizmin bu ilkeleri, sadece Ortaçağ Avrupa’sının değil Eskiçağ felsefesinin Academia ve Lyceum gibi, ontolojik varlıklar ile insan arasında dolaysız bağ kuran okullarında savunulan temel bazı inançlarla köklü şekilde çelişmektedir. Dolayısıyla yaygın şekilde bilinen hümanizm tanımı ile hümanizm gerçeği birbiriyle bağdaşmamaktadır.

Sandro Botıcellı, The Birth of Venus, 1484-86

Sandro Botıcellı, The Birth of Venus, 1484-86

3. Hümanizmi,14. ve 15. yüzyıl İtalya’sı ile başlatıp temelini antik döneme kadar geriye götüren düşünürlerin yanı sıra onu Avrupa merkezli olmaktan çıkararak İslâm ve diğer dinlerin, Hint, Çin, Afrika vs. gibi kültürlerin de eklendiği insan temelli, insan değerini ve sevgisini ele alan bir dünya görüşü olarak tanımlayanlar da vardır.

Humanitas sözcüğünü Latinceye mal eden kişi ise Cicero’dur. Ona göre bu kelime tam anlamıyla bir insan ülküsü oluşturur. Dahası verilmiş bir gerçekten daha çok gerçekleşecek bir amacı göstermektedir. Yani insanın kendisini nasıl gerçekleştireceği ile ilgilidir. Bu yüzden insan varlığını gösteren “homo” kelimesinden değil, aitlik belirten “humanus/insana ait” sıfatından türetilmiştir. Buradan hareketle diyebiliriz ki hümanizm (insancılık), genel olarak “Akıllı insan varlığını tek ve en yüksek değer kaynağı olarak gören, bireyin yaratıcı ve ahlâkî gelişiminin, rasyonel ve anlamlı bir biçimde, doğaüstü alana hiç başvurmadan, doğal yoldan gerçekleştirilebileceğini belirten ve bu çerçeve içinde, insanın doğallığını, özgürlüğünü ve etkinliğini ön plana çıkartan felsefî akımdır.”

Justus van Gent and Pedro Berruguete, M Tullio Cicer (Cicerone)

Justus van Gent and Pedro Berruguete, M Tullio Cicer (Cicerone) 

4. Tarih boyunca insanın özünün ne olduğu konusu mitolojide, dinde ve felsefede hep merak konusu olmuştur. M. Heidegger’e göre insanın özünü humanitas işaret eder. Bu sözcük hümanizm sözcüğündeki humanumdan gelir. İnsanın özünün “özsel” olarak alınması gerektiğini ise “izm” ifade eder. Kısacası Heidegger için, insanın özünün belirlenmesi hümanizmdir. İnsanın özünün her belirlenimi ise bilerek ya da bilmeyerek metafizikle ilişkilidir. Bu yüzden her türlü hümanizm, metafizik olmak zorundadır. Dolayısıyla Heidegger için hümanizm insanın insanca olmasına, özünün dışına çıkmamasına özen göstermek ve bunu düşünmektir.

Iacobvs Faber

5. Hümanizm, oluşumunu her şeyden önce matbaa makinesinin yaygınlaşmasına borçludur. Jean de la Pierre ve Guillaune Fichet, 1470’de matbaa makinesini Fransa’ya getirince Yunan ve Latin metinlerini basma imkanı doğar. Ortaçağda edebiyat öğretimi yapılmaz, sanat fakültesi öğrencileri Homeros, Eflatun, Cicero ve Horatius’u tanımazken, Rönesans ustaları klasikleri incelemeye başlar. Önce metinleri açıkça anlaşılır hale getirmeye çalışan bu ustalar sonradan öğretmenler yorumlamaya ve açıklamaya koyulurlar.

Rönesans felsefesi, 14. yüzyıl sonlarından başlayıp 16. yüzyıl ortalarına kadar geçen dönemde, özellikle de 15. yüzyılda ortaya çıkan çok yönlü felsefi gelişmeleri adlandırır. Bilimde ve düşünce alanında yeni gelişmeler meydana gelir; ortaya çıkan yeni perspektifler ve bilgiler Rönesans felsefesini, ortaçağ düşüncesiyle yeni çağ düşüncesi arasında köprü rolünü oynamaya yöneltir. Rönesans felsefesinin gündeme getirdiği en önemli sorun, insandır. İnsanı temel alan ve onun ne olduğunu, bu dünyadaki yerinin ve anlamının ne olduğunu gündeme getiren eğilim bu anlamda hümanizmdir.

Pıero Della Francesca, The Duke and Duchess of Urbino, 1465-66

Pıero Della Francesca, The Duke and Duchess of Urbino, 1465-66

6. İtalyan bilginleri 15. yüzyılda Bizans’a giderek buradan el yazmaların toplarlar; Yunan baskılarını da birlikte getirirler ve Fransa’da Yunan İlkçağı zevkinin doğmasına yardımcı olurlar.  İtalyanların özellikle Erasmus’un etkisiyle Fransa hümanizme yönelir. Jacques Lefèvre d’Etaples İncil’i eleştirel bir yöntemle açıklamaya girişir ve böylece ilk Fransız reformcu akımını kurar. Fransa’da Yunan ve Roma uygarlıklarını tanıma tutkusuna düşen aydın bir kesim oluşur. I. François’ın tahta çıkışı ile de hümanizm doruğuna ulaşır. İlk Çağ ile ilgili her şeye merak saran bu kral, klasik yazarların eserlerini yayımlatır, College de France’ı kurar. Bu okulda; Yunanca, Latince, İbranice ve Matematik okutulmaya başlanır. Kralı örnek alan senyörler ve şehirler de hümanizmi korur.

Bunun yanında Bizans bilginleri de, İstanbul’un fethi ile  İtalya’ya gider; Yunan eserlerinin Latinceye tercüme edilmesine katkıda bulunurlar. Bu durum İtalya’da hümanizmin daha da güçlenmesine yardım eder. Medici’ler, Yunan ve Latin el yazmalarından çok başarılı kopyalar yaptırarak bir Eflatun Akademisi kurar. Ficine; Eflatun’u İtalyancaya tercüme edip, yorumlar böylece Eflatunculuğun Orta ve Batı Avrupa’ya yayılmasını sağlar. Filolojinin ve arkeolojinin gelişmesiyle birlikte Vergilius başarılı eserler verir. Bu devrede, Yunanca ve Latince oldukça popüler hale gelir; İtalya’da hümanizm adına yoğun çalışmalar yapılır. Hümanizm, Batı’da daha geç yayılma fırsatı bulur. Batıdaki hümanizm, başlangıçta hristiyanlıktan besleniyordu. En ünlü hristiyan hümanistler: Th. Morus, Letevre d. Etaples, Bude ve Erasmus’tur.

Raphael, Pope Leo X with Cardinals Giulio de’Medici and Luigi de Rossi, 1518

Raphael, Pope Leo X with Cardinals Giulio de’Medici and Luigi de Rossi, 1518

7. Hümanizm insani konularda doğaüstü inanışların mutlakiyetini açıkça reddeder; fakat bunun yanında inançların kendisini hedef almaz. Genelde Ateizm ve Agnostisizm ile bütünleşebilir ama hümanist anlayış bunlara içkin değildir. Hümanizm bu tür doğaüstü güçlerin varlığıyla ilgilenmeyen etik tabanlı bir görüştür. Seküler bir hayat duruşu ilkesi ve her otorite karşısında insanı özgürleştirme çabası hümanizmin temel amacıdır. Hümanizme göre doğruyu bulmak insanın bir yetisidir. Fakat doğruyu bulma yönteminde gizemcilik, mistisizm, gelenek ve bunlar gibi genel geçer kanıtlarla ve mantıkla bütünleşmeyen yöntemler izlenemez. Gerçeğe duyulan bu arzu, gözü kapalı kabullenimlerle değil, bilimsel şüphecilik ve bilimsel yöntemle doyurulmalıdır. Otoriteyi ve aşırı şüpheciliği de reddederken, kaderin olaylar üzerindeki etkisini kabul etmez. Doğrunun ve yanlışın bilgisine kişisel ve ortak bilincin en doğru biçimde algılanmasıyla ulaşılabileceğini savunur.

Andrea Mantegna, The Triumph of the Virtues - Minerva Expelling the Vices from the Garden of Virtue, 1502

Andrea Mantegna, The Triumph of the Virtues – Minerva Expelling the Vices from the Garden of Virtue, 1502

8. Bunun yanı sıra hümanizm insanın tüm diğer canlı türlerinden daha özel olduğu düşüncesini reddeder. Hümanist filozof Peter Singer “Birçok istisna olmasına rağmen, hümanistlerin çoğu kendilerini en büyük dogmadan özgürleştiremiyor… önyargılı türcülük… Hümanistler diğer canlı türlerine karşı düşüncesizce istismarlara karşı durmalıdır.” diyerek hümanizmin doğalcılığını belirtmiştir. Bizim diğer canlıların üzerinde tanrı-vergisi bir hüküm hakkımız olmadığını ekler. Hümanizm insanın kapasitesine iyimser yaklaşır, bunun yanı sıra insan doğasının tümüyle iyi ya da tüm insanların hümanizmin savunduğu akılcı ve manevi değerlere ulaşabileceğini savunmaz. Hümanizm güzel şeyler yapmaya, şimdi ve burada iyi yaşamaya ve geleceğe daha iyi bir dünya bırakmaya yoğunlaşır. Öte alem için endişe ve acı çekmeyi manasız ve yanlış bulur.

Rönesans hümanizmi ise ne bir felsefe ne de bir ideolojidir. O, ikinci bir anlam çerçevesi içinde antik kaynaklara dönüşü ifade eder. Rönesans hümanizmi klasik kaynaklara döndüğünde, Skolastik düşüncenin gömmüş olduğu bilumum cevherleri gün ışığına çıkarmaya çabalayan ve böylelikle de modern düşüncenin yolunu açmaya gayret eden bir yapıdadır.

Albrecht Dürer, Portrait of Desiderius Erasmus, 1526

Albrecht Dürer, Portrait of Desiderius Erasmus, 1526

9. İsrailli tarihçi, yazar Yuval Harari hümanizmi de bir tür din olarak görür. Ona göre teist dinler tanrıya tapınmaya odaklanırken, hümanist dinler de insanlığa, homo sapiense tapmaktadırlar. Hümanizm homo sapiensin kendine özgü bir kutsal bir doğası olduğuna, onun tüm diğer hayvanlardan temelde farklı olduğuna inanmaktadır. İnsanın iyiliği her şeyin üzerindedir, tüm diğer canlılar ise insan türünün faydası için vardırlar. Özgürlüğe yaptığı vurgu nedeniyle hümanizmin Ortodoks kolu liberal hümanizm ya da basitçe liberalizm olarak da bilinir.

Harari hümanizmi ya da liberal hümanizmi beş fotoğrafla, beş pratik ilkeyle resmeder: Hümanist siyaset, seçmen en iyisini bilir ilkesine dayanır. Hümanist ekonomi, müşteri her zaman haklıdır ilkesine dayanır. Hümanist estetik, güzellik bakanın gözlerindedir der; hümanist etik, “kendinizi nasıl iyi hissediyorsanız, öyle yapın!” der; hümanist eğitim de “kendi başınıza düşünme becerisini edinin!” pratik ilkesine dayanır.

İnsanın veya insanlığın tanımı üzerinde anlaşamadıkları için hümanistlerin üç rakip mezhebe bölündüklerini ileri sürer Harari. Bunlar liberal hümanizm, sosyalist hümanizm ile evrimsel hümanizmdir. Ona göre, günümüzün en önemli mezhebi, insanlığın en temel özelliğinin bireysellik olduğunu, bireyin özgürlüğünün kutsal olduğuna inanan liberal hümanizmdir. Liberal hümanistlere göre insanın kutsal niteliği her bir homo sapienste bulunmaktadır, yine tüm ahlaki ve siyasi otorite de kaynağını insanın kutsallığında bulmaktadır. Bu yüzden etik veya siyasette bir ikilemle karşılaştığımızda yapmamız gereken şey, iç sesimizi, yani insanlığın sesini dinlemektir. Liberal hümanizmin temel ilkeleri, içimizdeki bu sesi dışarıdan gelebilecek müdahalelere ve zararlara karşı korumak için gereken ilkelerdir. Bu ilkelerin oluşturduğu bütüne de Harari denildiğini söylemektedir.

Pico della Mirandola'

10. Pico della Mirandola’nın, İnsan Onuru Üzerine (On the Dignity of Man) adı verilen yapıtı Rönesans hümanizminin manifestosu sayılır. Eser, yaratıcı diğer her türlü varlığın yapısını baştan belirlemiş olmasına karşın, insana kendi doğasını seçimlerine göre belirleme olanağını vermiştir.

Hümanist Manifesto, ilk kez 1933’te yayınlandığında, John Dewey ve arkadaşları Amerikan Hümanist Derneği’ni (AHA)2 örgütler. 1973 yılında, Hümanist Manifesto II geliştirilerek Paul Kurtz ve Edwin H. Wilson’ın liderliğinde yeniden yayınlanır. 2003 yılında Hümanist Manifesto III ortaya çıkar. Bu son manifesto hümanist dergisinde duyurulup, ilan edilir. Manifesto II ve III arasında, Paul Kurtz ve diğer bazı önde gelen hümanistler Seküler Hümanist Deklarasyonu olarak adlandırdıkları kitabı yayınlar. Bu kitap ise geçici üçüncü manifesto olarak kabul edilir. Bu üç manifestoya genel olarak bakıldığında birincisinde dinî bir hümanizmden bahsedildiği görülür. İkinci manifesto daha seküler bir hümanizm karakteri taşır. Üçüncü manifesto ise bir ve ikinin geliştirilmiş hali olarak kabul edilir.

Domenico di Michelino, Dante and the Three Kingdoms, 1465

Domenico di Michelino, Dante and the Three Kingdoms, 1465

11. Hümanizmin önemli sanatçılarını sıralarsak:

Dante (1265 -1321): İtalyan edebiyatının kurucusu En önemli eseri yapma destan niteliğindeki “İlahi Komedya”dır.

Petrarca (1304 -1374): İtalyan şairi. Soneleriyle tanınır.

Boccacio (1313-1375): İtalyan yazarı. Hikâye türünün yaratıcısıdır. Decameron adlı eseriyle ünlüdür.

Villon (1431 -1463): Fransız edebiyatının kurucusu sayılan şair.

Rabelais (1490 -1553): Fransız yazarı. Pantagruel ve Gargantua adlı mizahi ve fantastik eserleriyle roman türünün doğmasında öncülük etmiştir.

Ronsard (1524-1585): Fransız şairi.

Montaigne (1533 -1592): Fransız yazarı ve düşünürü. Deneme türünün babası.

Cervantes (1547 -1616): Türünün ilk örneği sayılan Don Kişot romanıyla dünyaca tanınmış İspanyol yazarı.

Shakespeare (1564 -1616): İngiliz ve dünya tiyatro edebiyatının büyük sanatçısı. Romeo ve Juliet, Hamlet, Othello, Kral Lear, Machbeth gibi tragedyaları ve Yanlışlıklar Komedisi, Hırçın Kız gibi komedyalarıyla tanınır.

Kaynak
Seküler Hümanizm Ve Etik AnlayışıHümanizm, Muhsin Kadıoğluİnsan, İnsancıllık (Hümanizm) Ve İnsan Hakları: İnsancıllık Eleştirisi Üzerine Felsefi Düşün-HümanizmHümanizm Ve RönesansRönesans Felsefesi


Facebook Yorumları

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir