Menu

Küçük Prens’ten Hayata Dair Sözler



Küçük Prens (orijinal adıyla Le Petit Prince), Fransız yazar ve pilot Antoine de Saint-Exupéry tarafından yazılan, 1943’te yayımlanan, dünyanın en çok okunan kitaplarından biridir. Küçük Prens’te, bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyasını görürüz.

Küçük Prens’in Yazarı Antoine de Saint-Exupéry’nin Hayatı isimli yazımızda Küçük Prens’in Fransız yazarı Antoine de Saint-Exupéry’nin pilotluktan yazarlığa ilginç olaylarla dolu hayat öyküsünü anlattık. Küçük Prens’ten sözleri okumadan önce, o yazımıza da göz atmanızı öneriyoruz.

Bu yazımızdaki alıntıları, Can Yayınları tarafından Cemal Süreya ve Tomris Uyar’ın çevirisiyle yayınlanmış olan Küçük Prens kitabının farklı kısımlarından derledik.

1965 yılında Antoine de Saint-Exupéry’nin Küçük Prens’i çift çevirmen imzası ile yayımlanır: R. Tomris ve Cemal Süreya. R. Tomris o günlerde henüz Turgut Uyar ile evlenip soyadını almamış olan Tomris Gedik’tir. R’si kimilerine göre babaannesi Refia Hanım’dan gelir, kimileri de Richard Tomris diye dalga geçer. R. Tomris ve Cemal Süreya, hayatı paylaştıkları gibi bir çeviriyi de paylaşırlar.

Tomris Uyar, Tanışma Günleri/Anları kitabında “Bu çevirileri yapmak için Cemal Süreya’nın benim yardımıma gereksinimi yoktu. Fransızcayı bilen oydu; bana, onun önerdiği Türkçe karşılıkları benimseyip benimsemediğimi belirtme görevi düşüyordu. Dilinin büyüsüne kapılıp çeviriyi özgün metine göre çok daha sevimli, alımlı hale getirebilecek bir şairin bu eğilimini bir anlamda denetleyebilmemdi. Belki de evde sık sık yaptığımız bu tartışmayı somutlamak için bu ürünleri seçmiştik. Günler yetmiyormuş gibi geceleri de uykudan fırlayıp yeni önerileri sigara paketlerinin arkasına yazıyorduk. Gören olsa, dünyayı kurtarmakta kararlı olduğumuzu sanırdı. Birbirimizin diliyle zenginleşiyorduk galiba.” der.

Küçük Prens’ten alıntı ve sözleri, Latin Amerika’nın farklı ülkelerinden ressamların Küçük Prens için hazırladıkları illüstrasyonlarla birlikte derledik. İllüstrasyonların tamamını görmek isterseniz, buraya bakabilirsiniz.

Okuduğunuz her dönemde sizde farklı izler bırakacak olan bu kısa, ama etkileyici kitabı okumadıysanız en kısa sürede okumanızı öneriyoruz. Siz de Küçük Prens’ten sevdiğiniz alıntıları veya sözleri, yorumlarda bizimle paylaşabilirsiniz.

kucuk prens

1. “İnsan susuzluktan ölecek olsa bile bir dostu olması içini serinletiyor.”

2. Ay ışığında o solgun alna, o yumulu gözlere, rüzgarda uçuşan o saçlara bakıyor, kendi kendime diyordum ki: “Bu gördüğüm sadece kabuğu. İçinde gizlenen, gözle görülemez…”

3. Bir armağan gibi iç açıcıydı. Küçükken Noel ağacının ışıkları, gece duasının ezgisi, gülümseyen yüzlerin sevecenliği işte böyle bir parıltı katardı aldığım armağana. “Sizin Dünya’da insanlar,” dedi Küçük Prens, “bir bahçede beş bin gül yetiştiriyorlar; yine de aradıklarını bulamıyorlar.” “Bulamıyorlar,” dedim. Oysa aradıkları tek bir gülde, bir damla suda bulunabilir.” “Doğru,” dedim. Küçük Prens ekledi: “Ama gözler kördür. İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçeği görebilir…”

4. Birinin sizi evcilleştirmesine izin verirseniz, gözyaşlarını da hesaba katmalısınız.

kucuk prens

5. “Gece yıldızlara bakarsın. Benim ülkem o kadar küçük ki nerede olduğunu göremezsin bakınca. Ama böylesi daha iyi. Yıldızım herhangi bir yıldız olacak senin için. Böylece bütün yıldızları gözlemeyi seveceksin. Hepsi dostun olacak.”

6. “Bir gün üzüntün geçince (çünkü zamanla geçmeyecek üzüntü yoktur) beni tanımış olduğuna sevineceksin. Hep dostum olarak kalacaksın. Gülmek isteyeceksin benimle birlikte. Koşup pencereyi açacaksın. Gökyüzüne gülerek baktığını gören dostların şaşacaklar. Onlara diyeceksin ki, “Evet, ne olmuş, yıldızlara bakarken gülerim ben!”

7. “Yalnız evcilleştirdiğin şeyleri tanıyabilirsin,” dedi tilki, “insanların tanımaya ayıracak zamanları yok artık. Aldıklarını hazır alıyorlar dükkanlardan. Ama dost satan dükkanlar olmadığı için dostsuz kalıyorlar. Dost istiyorsan beni evcilleştir işte…” “Evcilleştirmek için ne yapmalıyım?” “Çok sabırlı olmalısın. Önce benden biraz ötede çimenlerin arasında oturacaksın. Şöyle. Ben seni göz ucuyla süzeceğim, sen ağzını açmayacaksın. Çünkü sözcükler, yanlış anlama kaynağıdır. Her gün biraz daha yakınımda oturursun…”

8. “Hep aynı saatte gelsen daha iyi olur,” dedi tilki, “sözgelimi öğleden sonra saat dörtte gelecek olsan ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. Her geçen dakika mutluluğum artar. Saat dört dedi mi meraktan yerimde duramaz olurum. Mutluluğumun armağanını veririm sana. Ama gelişigüzel gelirsen içimi sana hangi saatte hazırlayacağımı bilemem. Ayinsiz olmuyor.”

kucuk prens

9. “Hoşça git,” dedi tilki. “Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.” Küçük Prens unutmamak için tekrarladı: “Gerçeğin mayası gözle görülmez.” “Gülünü bunca önemli kılan, uğrunda harcadığın zamandır.”

10. Büyükler sayılara bayılırlar. Tutalım, onlara yeni edindiğiniz bir arkadaştan söz açtınız, asıl sorulacak şeyleri sormazlar. Sesi nasılmış, hangi oyunları severmiş, kelebek biriktirir miymiş, sormazlar bile. “Kaç yaşında?” derler, “Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor?” Bu türlü bilgilerle onu tanıdıklarını sanırlar. Deseniz ki, “Kırmızı kiremitli güzel bir ev gördüm. Pencerelerinde saksılar, çatısında kumrular vardı.” Bir türlü gözlerinin önüne getiremezler bu evi. Ama, “Yüz bin liralık bir ev gördüm,” deyin, bakın nasıl “Aman ne güzel ev!” diye haykıracaklardır.

11. Küçük Prens’in gezegeninde de öteki gezegenlerde olduğu gibi iyi bitkilerin yanı sıra kötülerin bulunduğunu öğrendim. İyilerin iyi tohumları, kötülerin kötü tohumları vardı. Ama tohumları kolayca göremezsiniz. İçlerinden biri uyanma hevesine kapılana kadar toprağın derinliklerinde öylece uyurlar.

12. “Biliyor musun, insan üzgün olunca günbatımının tadına daha iyi varıyor.”

13. Sevdiğiniz çiçek milyonlarca yıldızdan yalnız birinde bile bulunsa yıldızlara bakmak mutluluğumuz için yeterlidir. “Çiçeğim işte şunlardan birinde,” deriz kendi kendimize.

kucuk prens

14. Zaten ben hiçbir şeyin gerçeğine varamadım şimdiye kadar. Yargılarımı sözlere değil, davranışlara göre ayarlamalıydım. İşte ne güzel koku ve ışık saçıyordu bana. Onu yüzüstü bırakmam yakışık alır mıydı? Suçsuz, zavallı hesaplarının ardındaki inceliği kestirmeliydim. Çiçekler öyle değişkendir ki! Ama ben çiçeğimi gereğince sevmek için çok küçüktüm o sıralar.

15. Kelebeklerle dostluk kurmak istediğime göre iki üç tırtılın kahrını çekeceğim elbet.

16. Hayran olmak ne demek? Hayran olmak, benim bu gezegenin en yakışıklı, en iyi giyinen, en zengin ve en zeki adamı olduğuma inanmak demektir. Ama bu gezegende senden başka kimse yok ki. Canım hatırım için hayran oluver gitsin.

17. “Niçin içiyorsun?” “Unutmak için.” Onun durumuna üzülmeye başlayan Küçük Prens: “Neyi unutmak için?” diye sordu. Sarhoş başını önüne eğerek içini döktü: “Utancımı unutmak için.” “Neden utanıyorsun?” Küçük Prens ona yardım etmek istiyordu. Ama sarhoş kesin bir sessizliğe gömülerek konuyu kapadı: “İçmekten utanıyorum.” Küçük Prens iyice şaşırmıştı, oradan uzaklaştı. “Büyükler gerçekten çok, çok tuhaf oluyor,” diye düşündü yol boyunca.

kucuk prens

18. Küçük Prens yine konuşmaya başladı: “İnsanlar nerede? Çölde biraz yalnızlık duyuyor kişi…” “İnsanların arasında da yalnızlık duyulur,” dedi yılan.

19. Sahipsiz bir elmas bulursan senin olur. Sahipsiz bir ada da. Bir düşünce ilk senin aklına gelse beratını alırsın, senin olur. Benimki de öyle: “Benden önce kimse yıldızlara sahip olmayı akıl edemediğine göre, yıldızlar benimdir.”

20. “İpek bir atkım olsaydı,” dedi, “boynuma dolar nereye gitsem yanımda götürebilirdim. Bir çiçeğim olsaydı koparır yakama takabilirdim. Ama sen gökteki yıldızları koparamazsın ki.”

kucuk prens

21. “Eşsiz bir çiçeğim var diye kendimi zengin sanırdım. Oysa sıradan bir güle sahipmişim. Sıradan bir gül, ancak dizlerime yükselen biri belki hepten sönmüş üç yanardağ… Demek hiç de büyük bir prens değilmişim.”

22. “Sevmez olur muyum seni,” dedi çiçek. “Sevgimi anlamadınsa suç bende.”

23. İnsanların, Dünya’nın yüzeyinde kapladıkları yer çok küçüktür. Dünya’da yaşayan iki milyar insan, mitinglerdeki gibi sıkışık bir şekilde yan yana dursalar, yirmi mil uzunluğunda ve yirmi mil genişliğindeki bir alana kolaylıkla sığarlardı. Yani Dünya’nın bütün insanları en küçük Pasifik adasına yerleştirilebilir. Bunu büyüklere söyleseniz size inanmayacaklardır. Kendilerinin büyük yer kapladıkları kanısındadırlar çünkü. Kendilerini baobablar kadar önemli görürler. İyisi mi söyleyin hesabını yapsınlar. Sayılara bayılırlar hesap işlemleri hoşlarına gider.

kucuk prens


Facebook Yorumları

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir