Menu

İzlenmesi Gereken İran Filmleri



Tarih boyunca İran’da yaşanan her türlü siyasal değişimden birebir etkilenmiş olan İran Sineması’nı izleyerek İran tarihine tanıklık etmek bir anlamda mümkündür. Bugün her ne olursa olsun geçirdiği onca zorluğa, her türlü baskıya, sansüre, değişime rağmen ayakta kalabilmiş İran Sineması’nın kendine özgü bir dil yaratması ve dünyada takdir edilen bir noktaya ulaşması elbette kolay olmamıştır.

İslami rejimde sinema ile devlet arasındaki ilişkinin, bir dargın bir barışık gitmesi, sinemayı bazen olumlu bazen de olumsuz etkilemiştir. Olumlu etkilendiği dönemlerde, büyük yatırımlar yapılmış, maddi anlamda desteklenmiştir. 2000’li yıllar, İran Sineması kavramının oturduğu bir dönem olmuştur. İran Sineması’nın teknik olarak gelişmiş ülke sinemalarıyla kıyaslandığında durumunun iyi olmadığı kimse için sır değildir. Sınırlı bütçeler, teknik kadronun yetersiz eğitimi, film ekibinin bir bütün olarak amatörlüğü, bilinen belli başlı olumsuzluklardır. Tüm bu olumsuz etkenlere rağmen, film üretim sayısının büyüklüğü, belli bir becerinin ve deneyimin gelişmesine olanak sağlamış, ustaca yapılmış filmler de çekilebilmiştir.

1. İnek (Gaav), 1969

Yönetmen: Dariush Mehrjui

inek

İran’ın bir köyünde çekilen İnek (Gaav), toplumsal bunalımı ve yoksulluğu işler. Bu film, Gholam-Hossein Sa’edi’nin oyun ve romanından, yazarla birlikte uyarlanıp senaryolaştırılmıştır. Film, fakir bir İran köyünün bunalımını ve kapalılığını, yoksulluğun krize dönüşümünü bütün yönleriyle işler. İnek filminin İran Yeni Dalga Sineması’nın ilk örneği olduğu söylenir. Filmin Berlin ve Venedik Film Festivalleri’nden ödülleri bulunmaktadır.

Film, ineğine adeta tapan Hasan isimli bir adamın öyküsünü anlatıyor. Hasan evinden uzakken, ineğini ölü olarak bulan köylüler bir karara varır ve Hasan acı çekmesin diye ölümün üstünü örtmeye çalışır. Olayın devamı ise tam bir çılgınlık, zira Hasan, artık ineğin kendisi olduğuna inanmaya başlar.

2. Sakin Yaşam (Tabiate Bijan), 1974

Yönetmen: Sohrab Shahid-Saless

sakin yasam

1974 yılında Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülünü kazanan filmin şiirsel bir anlatımı sözkonusu. Filmde İran’ın kırsal bir alanında yaşayan Muhammed isimli yaşlı bir demiryolu işçisi ve karısının hikayesi anlatılır. Konuşmanın az olduğu filmde, Muhammed’in istasyondan eve yürüdüğü uzun sahneler, karısıyla birlikte yemek yediği bölümler sayesinde, izleyen bu sıkıcı, adeta toplumdan izole yaşayan yaşlı karı kocanın yerine koyar kendini.

3. Yakın Plan (Nema-ye Nazdik), 1990

Yönetmen: Abbas Kiyarüstemi

yakin plan

Yakın Plan, Abbas Kiyarüstemi’nin başyapıtlarından, yönetmenin filmografisi içinde gözbebeğim diye andığı filmidir. Yoksul sinema tutkunu Hüseyin Sabzian, zengin yaşlı bir kadınla otobüste tanışır, kendisini Muhsin Mahmelbaf, ünlü İranlı yönetmen olarak tanıtır ve kadın bu ünlü yönetmeni ailesiyle tanıştırmak için evlerine davet eder. Hüseyin, yeni çekeceği filmine para yardımı yapmaları karşılığında, aile üyelerinin bu filminde rol alabileceklerine onları ikna eder. Fakat varlıklı Ahankhah ailesi evlerini soyacağından şüphelenerek Hüseyin’i polise ihbar ederler. Hüseyin Sabzian tutuklanır, sorgulama ve mahkeme süreci başlar. Film, tamamen gerçek bir hikaye üzerinden kurgulanmıştır. Hüseyin Sabzian adındaki adamın tutuklama haberini gazetede okuyan Kiyarüstemi, film olarak çekmeye karar verir. Sanığı hapishanede ziyaret eder ve mahkeme sırasında çekim yapabilmek için izin alır.

Film, 19. Montreal Uluslararası Yeni Film ve Video Festivali’nde Quebec Eleştirmenler Birliği Ödülü’nü kazanır. 11. İstanbul Uluslararası Film Festivali’nde ise FIPRESCI Ödülü’ne layık görülür. 2012 Sight&Sound anketinde ise eleştirmenler tarafından Tüm Zamanların En İyi 50 Filmi listesindeki filmlerden biri olarak seçilir.

4. Beyaz Balon (Badkonake Sefid), 1995

Yönetmen: Cafer Panahi

beyaz balon

İran sinemasına kimlik kazandıran yönetmenlerden biri olan Abbas Kiyarüstemi’nin senaryosunu yazdığı Beyaz Balon filmini, yıllarca Kiyarüstemi’nin asistanlığını yapmış olan Cafer Panahi yönetiyor. Kiyarüstemi’nin küçük hikayelerle yalın ve yerel üslubu, adeta onun imzası haline gelen bu sinema dilini, talebesi Cafer Panahi’nin eserlerinde de görüyoruz.

Yedi yaşındaki Razieh adlı kız çocuğu, İran’da büyük bir kutlamanın yapıldığı bir günde, annesinden aldığı para ile bir akvaryum balığı almak için yola çıkar. Küçük kız, ilk kez ailesinin gözetimi olmadan sokağa çıkmaktadır, üstelik çok önem verdiği bir iş için. Yönetmen, başrol oyuncusu Raziye adındaki küçük kıza rehberlik yaptırarak seyirciyi İran sokaklarında kısa süreli bir geziye çıkartır. Bu gezide İran’da sosyal hayatı, insanlar arası ilişkileri, köy ve kent meselesini, göçmen sorununu, çocuk ve kadınların durumunu yakından görürüz.

5. Kirazın Tadı (Ta’m-e Gīlās), 1997

Yönetmen: Abbas Kiyarüstemi

kirazin tadi

Kiyarüstemi filmde, intihar ettikten sonra kendisini gömecek birini arayan Badii adlı bir adamın hikayesini anlatır. Film basittir, ancak farklı yorumlara zemin hazırlayabilecek kadar da karmaşıktır. Kiyarüstemi’nin ilk minimalist çalışması olan film Cannes’da Altın Palmiye kazanır. Kirazın Tadı intiharın eşiğindeki bir adamın hikayesini anlatan kasvetli bir film gibi görünse de, yalnız İranlı izleyicilerin anlayabileceği komik bir tarafı da var. Bu komik ton, Badii’nin yolcularıyla yaptığı konuşmalardaki esprili ve akıllı söylemlerle yaratılmıştır. Bu diyaloglar aracılığıyla Kiyarüstemi hayat felsefesini yansıtır: Bir yanda depresif ve kasvetliyken, diğer yanda zevkli ve mutluluk dolu.

6. Allahın Boyası/Cennetin Rengi (Rang-e Khoda), 1999

Yönetmen: Mecid Mecidi

cennetin rengi

1999 yılında Oscar’da En İyi Yabancı Film Ödülü’ne aday gösterilen ilk İran filmi olan Cennetin Rengi’nde, Tahran’da yatılı okulda eğitim gören doğuştan görme engelli Muhammed, dünyayı parmak uçları ile anlamlandırmaya çabalayan bir çocuktur. Yaz tatili için oğlunu köyüne götürmek üzere Tahran’a gelen babası ise içten içe oğlunun bu durumunu kabullenememekte, onu adeta bir yük olarak görmektedir. Köyüne dönen Muhammed ninesinin de yardımıyla bir yandan kainatı parmak uçlarıyla görmeye çalışacak, bir yandan da babasının sahip olduğu bu algının yanlış olduğunu ortaya koyacaktır.

“(Ey mü’minler! Deyiniz ki, bizim boyamız) Allah’ın boyasıdır. Allah’ın boyasından boyası daha güzel olan kim vardır? Ve bizler ancak ona ibadet edenleriz.” (Bakara Suresi 138.ayet) Filmde duayı ve ayeti temel alan referanslar çeşitli şekillerde kendisini gösterir.

7. Kadın Olduğum Gün (Roozi Ke Zan Shodam), 2000

Yönetmen: Marziye Meşkini

kadin oldugum gun

Senaryosunu aynı zamanda eşi olan Mohsen Makhmalbaf ile yazıp yönetmenlik koltuğuna oturan Marzieh Makhmalbaf’ın, duvarlar arasında sıkışıp kalan kadının haykırışını son derece yalın ve haklı bir frekanstan seslendiren filmidir Kadın Olduğum Gün. Havva üzerinden İran’da kadın olmanın ne gibi zorlukları beraberinde getirdiğini anlatır. Üç bölümden oluşan filmde ve birbirinden bağımsız gibi görünen olaylar müthiş bir mizansenle kah somut kah soyut olarak birleştiriliyor. Görüntülerin güzelliği, tablo gibi çekimler, yalın diyaloglar ve basit oyunculuklar, minimalist tavrını ortaya seriyor Makhmalbaf’ın. Film birçok önemli festivalde ödül alır.

8. Yağmur (Baran), 2001

Yönetmen: Mecid Mecidi

yagmur

Mecid Mecidi, Baran filmiyle izleyicisini toplumsal gerçekçi bir objektiften yakalıyor. Kamerasını yönelttiği alan ile toplumsal bir sorunu, erkek dünyasında sıkışan bir kadını, işi, işsizliği, toplumsal eşitsizliği, mültecilerin yaşam koşullarını gösteriyor. İnşaatta çaycılık yapan Latif’in gözleri izleyicinin gözü haline gelir. Latif, ergenlik çağındadır. Beraber çalıştığı diğer inşaat işçileri yaşça daha büyük, hepsi evli ve birçoğu mültecidir. Yaşının getirdiği özellikler onu filmin içinde ayrı bir yere koymamızı sağlar. Latif’in arzuları, duyguları, çatışmaları, içgörüsü, sosyal rolleri daha az sorumluluk taşımasının kapılarını aralar. Mecidi, bu filmiyle izleyicisini önemli düşünsel süreçlere çağırıyor. Kendi zihninde sorguladığı şeylere izleyiciyi de ortak ediyor. Dünyanın eşdeğer yaşanmayan sorunlarına, Ortadoğu problemine, mültecilerin travmalarına izleyiciyi çağırırken, hiçbir ideolojiye girmeden salt insanlık değerleriyle davetiye gönderiyor.

9. Sarhoş Atlar Zamanı (Zamani Barayé Masti Asbha), 2001

Yönetmen: Bahman Ghobadi

sarhos atlar zamani

Filmdeki olaylar, yönetmen Bahman Ghobadi’nin İran sınırında doğduğu Bane Köyü’nde geçer. Filmin kahramanlarının tamamı gerçektir. Hepsi hayatlarını geçindirmek için İran-Irak-Türkiye sınırında kaçakçılık yaparlar. Film bir sınır köyünde yaşayan kaçakçılıkla geçinen bir ailenin hikayesi, daha doğrusu ailenin kalan kısmının, yani çocukların. Anne, en küçük çocuğu doğururken ölmüş, baba ise kaçakçı, bir gün sınırdan geçerken katırlarıyla mayına basıyor, bedeninden arta kalanları getirebiliyorlar köye. Bundan sonra 4 kardeşin tüm yükü, 12 yaşındaki Eyüp’e kalıyor.

10. Kandahar/Ayın Ardındaki Güneş (Safar e Ghandehar), 2001

Yönetmen: Mohsen Makhmalbaf

kandahar

Günümüz İran sinemasının önde gelen isimlerinden olan Mohsen Makhmalbaf’ın yönetmenliğini, senaryosunu ve kurgusunu üstlendiği en önemli filmlerinden biri olan Kandahar (Kandahar’a Yolculuk), Cannes Ecumenial Ödülü, UNESCO Fellini Ödülü, Selanik Film Festivali Fipresci Ödülü gibi birçok ödüle layık görülen bir başyapıttır. Aynı zamanda Times Dergisi tarafından tüm zamanların en iyi 100 filmi arasında sayılmış olup, 2002 yılında En İyi Yabancı Film dalında da Oscar’a aday olmuştur.

İranlı yönetmen Makhmalbaf, Afganistan’ın gerçek yüzünü acı bir gerçeklikle ortaya koyduğu bu filminde, oradaki insanlık dramına dikkat çekmiştir. Gerçek bir hikayeden yola çıkılarak yazılmıştır. Afganistan’a gizlice girerek ülke halkının içinde bulunduğu dramatik koşulları gözlemleyen Makhmalbaf, Afganistan’ın ekonomik, politik ve askeri durumuyla ilgili birçok belgeyi inceleme fırsatı bulmuştur. Bununla birlikte, edebi yapıtlar ve belgesellerle harmanladığı bu filmin orijininde Afgan kadının Kandahar’a yaptığı yolculuk yer almaktadır.

“Bir gün Kanada’ya kaçmış olan bir Afganlı kadın bana geldi. Kandahar’daki bir arkadaşından çaresizlik dolu bir mektup aldığını, ne pahasına olursa olsun oraya gidip arkadaşını kurtarmak istediğini söyledi. Kadın benim de onunla birlikte gidip bu yolculuğun filmini çekmemi istiyordu. Onunla gidemedim; ama daha sonra Afganistan’a gizlice girerek ülkede yaşananları gördüm.”

11. Söğüt Ağacı (Beed-e Majnoon), 2005

Yönetmen: Mecid Mecidi

sogut agaci

Mevlana’nın Mesnevi’sini merkeze alan film, İran sinemasına ilgi duyanlar için mutlaka izlenmesi gereken bir Mecid Mecidi filmi. Filmde Parviz Parastui, görme engelli bir profesörün görmeye başladıktan sonra geçirdiği dönüşümü, gözlerinin açılması ile yeni görmeye başladıklarına karşın eski hayatında sahip olduklarına gözlerini kapatmasıyla kaybettiklerini muhteşem oyunculuğu ile gözler önüne seriyor.

12. Bir Ayrılık (A Separation), 2011

Yönetmen: Asghar Farhadi

bir ayrilik

En İyi Yabancı Film dalında daha önce Altın Küre Ödülü alan film, En İyi Yabancı Film Oscar’ını da kazanır. Boşanmak üzere olan, ama çocuklarının velayeti konusunda ikileme düşen bir çiftin öyküsünü anlatır. Simin, kocası Nader ve kızı Termeh’le birlikte İran’ı terk etmek istemektedir. Nader’in Alzheimer hastası babasını bırakmayı reddetmesi üzerine boşanma davası açan Simin, dava talebi reddedilince anne babasının evine gider. Termeh ise babasıyla kalmaya karar vermiştir. Nader kızına ve babasına bakması için hamile bir genç kadını tutar, ama bu durum daha fazla soruna yol açmıştır. Asghar Farhadi’nin filmi Ayrılık, yalan söylemenin günah olduğu bir toplumda, şüpheli mahkeme kararları, dini ve ahlaki kurallar ve her gün yaşanan perişanlık karşısında insanların gerçeği nasıl çarpıtmak zorunda kaldıklarını anlatıyor.

13. Balık ve Kedi (Mahi va Gorbeh), 2013

Yönetmen: Shahram Mokri

balik ve kedi

Film, ormana geleneksel uçurtma yarışı için kamp yapmaya gelen bir grup gençle, restoranlarında insan eti sattıkları iddia edilen üç aşçının hikayesini zaman ve mekan olgusuyla oynayıp flashback ve flashforwardlar üzerinden zekice anlatıyor. İran Sineması’nın mesaj odaklı yapısından ziyade, biçim ve tekniğe yönelip yenilikçi bir sinema dili oluşturmaya çalışan Mokri, gerilim, dram, suç, gizem, gerçeküstücülük gibi birçok türler arasında gezinerek akılda kalıcı müzikleri eşliğinde izleyiciyi şok edici bir yolculuğa çıkarıyor. Venedik Film Festivali’nden özel ödülle dönen film, ülkemizde Keşif ve SİYAD Ödülleri’ne layık görüldü.

Kaynak
İran Sineması’nın Gelişimi ve İran Sinemasında Abbas Kiyarüstemi Üzerine Bir İnceleme, İran Sineması’na Giriş: En Özel 15 İran Filmi, Beyaz Balon Naif İran Filmlerinden Biri, Cennetin Rengi Majid Majidi’nin Sinema Dili


Facebook Yorumları

2 Yorum
  1. Mustafa 04/05/2017 / Cevapla
    • leblebitozu 04/05/2017 / Cevapla

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir