Menu

Kaplumbağa Terbiyecisi ile Tanınan Osman Hamdi Bey ve Tabloları

Önemli bir devlet adamı, ressam, arkeolog, müzeci, okul kurucusu ve entelektüel kimlikleriyle tanıdığımız Osman Hamdi Bey’in tablolarını sizler için derledik.

30 Aralık 1842’de İstanbul’da doğan Osman Hamdi Bey, önemli bir devlet adamı, ressam, arkeolog, müzeci, okul kurucusu ve entelektüel. Fransa’dan Légion d’honneur, birinci dereceden Mecidi ve Osmanî nişanlarıyla, Avrupa ve Amerika’daki üniversitelerden fahri doktorluk unvanlarıyla, pek çok madalya ve ödül sahibidir.

osman hamdi bey mimozalı kadın

Mimozalı Kadın (1906) – Eşi Fransız Marie, daha sonraki ismiyle Naile Hanım

1883 yılında kuruculuğunu üstlendiği Sanayi-i Nefise Mektebi’nin müdürlüğünü yapar. 1891 yılında ilk Türk müze binası olan İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni açıp, Anadolu’nun her yerinden eserlerin İstanbul’daki müzeye gönderilmesini sağlar. İşte bütün bu işler sırasında bir yandan da muhteşem tablolar resmeder.

osman hamdi bey okuyan genç emir

Okuyan Genç Emir (1878)

Osman Hamdi Bey sanat yaşamı boyunca figürlü kompozisyonlar, portre ve peyzaj türünde resimler yapmıştır. Bu yapıt türlerini farklı üsluplarda boyamıştır. Yapıtlarında Osmanlı yaşantısına, Türk insanına ve Türk sanatına yer vermiştir. Resimlerindeki konuları titiz, ayrıntıcı bir işçiliğe, gözleme ve belgeye dayalı bir yaklaşımla ele almıştır. Bunları, gerçekçi bir resim diliyle ortaya koyarak Doğu yaşamını, kültürünü ve etnografyasını resimleriyle belgelemeye ve onlara sahip çıkmaya çalışmıştır. Kendinden emin, okuyan, tartışan, içinde bulunduğu çevrenin yaratıcısı figür tiplemeleriyle Türk insanını yüceltmiştir. Bu, onu Avrupalı oryantalistlerden ayıran en önemli noktadır.

osman hamdi bey kuran okuyan kız

Kur’an Okuyan Kız (1880)

Bu yapıtta mimarinin ön planda tutulduğu, kadının konu edildiği bir betimleme ile karşı karşıyayız. Osman Hamdi Bey’in erken tarihli çalışmalarından olan Kur’an Okuyan Kız adlı tablosunda ön düzlemde üzerinde Kur’an bulunan bir rahlenin önünde, şık giysiler içinde okumakta olan bir kadın figürü tasvir edilmiştir. Arka düzlemde ise çini kaplı duvar ve demir şebekeli, arkasından doğa kesiti görünen pencere yer almaktadır. Figürün giysisi, rahlenin örtüsü, rahle, buhurdanlık ve geometrik desenli demir şebeke Türk-İslam mimarisinin ve Osmanlı yaşam biçiminin belgeleridir.

osman hamdi bey haremde

Haremde (1880)

Bu tabloda mekanın ayrıntıları ve giysilerin sergilenmesiyle konu önemli görülmektedir. Çini kaplı bir duvar önünde biri tabure üstüne oturmuş seyirciye bakan, diğeri ayakta, ikisi ise yerde oturmakta olan giyimli dört kadın figürü betimlenmiştir. Duvarın sol tarafında asılı olan, 19. yüzyıl tasvir sanatı özellikleri taşıyan bir duvar halısı, yerde seramik ibrik ve leğen ile pirinç bir su tası ve tablonun sağ tarafında, duvarda asılı peştamaller dikkati çeken unsurlardır. Mekan ön plandadır ve figürlere baskındır. Bütün bu unsurlar Türk sanatının ve günlük yaşamının belgelenmesine yöneliktir. Bununla birlikte, Osman Hamdi Bey, daima tek eşli bir yaşam sürmüş bir kişi olarak bu yapıtında Osmanlı kültüründeki harem geleneğini eleştiriyor olabilir.

osman hamdi bey ab-ı hayat çeşmesi

Ab-ı Hayat Çeşmesi (1904)

Bu tabloda kompozisyonun merkezinde, ayakta kitap okuyan erkek figürü bir Osmanlı yapısının iç mekânında tasvir edilmiştir. Resimde sol üst köşede yarısı görünen hat levha, yerdeki halı ve maşrapa, figürün dayandığı ayaklı bir sehpa üzerindeki sedef kakmalı dolap, figürün giysileri ve mimarinin ayrıntıları belgeci bir yaklaşımla, gerçekçi bir üslupla resmedilmiştir. Tablodaki figür Osman Hamdi Bey’in kendisidir. Sanatçı resimlerindeki birçok erkek figüründe kendisini model olarak kullanmıştır. Osman Hamdi Bey’in bu fotoğrafları çektirirken giydiği ya da modellerine giydirdiği giysiler kendi yaşadığı dönemden önce giyilen Türk giysileriydi ve Arap giysilerinden kimi aksesuarlar taşıyordu. Fotoğrafın yardımcı malzeme olarak kullanılması eserlerde gerçeği yakalamada yardımcı oluyordu. Bu keskin gerçekçilik Osman Hamdi Bey’in Türk kültürünü belgeleme ve ona sahip çıkma isteğini ortaya koyuyordu.

osman hamdi bey cami kapısı önünde konuşan hocalar

Cami Kapısı Önünde Konuşan Hocalar

Cami Kapısı Önünde Konuşan Hocalar eseri tarihsizdir. Osman Hamdi Bey bitmediğini düşündüğü yapıtları imzalamazdı. Bir yapının dış cephesi önünde tartışmakta olan üç erkek figürü resmin konusunu oluşturmaktadır. Burada görülen yapı, Karaman Hatuniye Medresesi’nin kışlık dershanesidir. Resimde görülen kapı kanadı ve tepede asılı kandil ise başka yerlerden gelen ve bugün Türk İslam Eserleri Müzesi’nde bulunan eserlerdir. Ön düzlemde, sağda sol elinde kitap, sağ elini karşısındaki figürlere doğru yukarıya kaldırmış sarıklı bir figür, onun karşısında biri profilden verilmiş oturan, diğeri yüzü seyirciye dönük iki figür yer almaktadır. Osman Hamdi Bey’in figürleri teatral pozlarda resmedilmiş, dimdik duran, kendinden emin insanları betimleyen figürlerdir. Osmanlı insanının aydın, kendinden emin, onurlu imgesini belleklere yerleştirmek amacıyla figürleri bu şekilde resmettiği söylenir.

osman hamdi bey şehzade türbesinde derviş

Şehzade Türbesinde Derviş (1908)

Resimde türbenin iç mekanı belli bir açıdan görülmektedir. Ön düzlemde iki sanduka ve onların gerisinde türbe kapısının önünde sağ eli göğsünde, sol eli yukarıya doğru kalkmış geleneksel giysiler içinde bir erkek figürü betimlenmiştir. Yapıt, Türk sanatından bir kesit sunan mekanı, zengin giysili anıtsal figürü ile Osman Hamdi Bey’in oryantalist çalışmalarından biridir.

osman hamdi bey kahve ocağı

Kahve Ocağı (1879)

Resimde, camın önünde sedirde oturmuş çubuk içmekte olan bir erkek figürü ve erkek figürünün önünde, ona kahve servisi yapan bir kadın figürü, geleneksel Türk evinin çini ocaklı odasında tasvir edilmiştir. Sedirin yan kısmı, halılar, çiniler ve mekanın ayrıntıları tüm gerçekliğiyle, natüralist üslupta boyanmıştır. Mekanı, figürleri ve konusuyla tam anlamıyla oryantalist bir çalışmadır.

osman hamdi bey istanbul hanımefendisi

İstanbul Hanımefendisi (1881)

Osman Hamdi Bey’in figürlü kompozisyonlarındaki çevre seçiminin ve figür üslubunun ortak bir kimlik taşıması söz konusudur. Sanatçı bu oryantalist eserlerinde anıtsal figürleriyle Osmanlı kültürünü temsil eden objeleriyle ve mekanlarıyla Türk kültürünü belgeleme ve ona sahip çıkma isteğindedir. Tablolarda, tüm resimsel unsurlarla yaratılan zenginlik, zarafet ve ihtişam göze çarpar.

osman hamdi bey cami önü

Cami Önü (1882)

Osman Hamdi Bey’in Mekteb-i Sanayi-i Nefise-i Şahane’yi, bugünkü adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ni kurduğu yıl olan 1882’de tamamladığı eser. Cami Önü adlı eserinde Osmanlı mimarisinin ince işçiliği ve süslemelerdeki detaycılığını tuvale yerleştirdiği 16 insan figürü ile zenginleştiren Osman Hamdi Bey, eski Osmanlı günlük yaşamının ruhunu etkileyici bir kompozisyonla anlatmış. Bursa Yeşil Cami’nin Taç kapısını ve önünü tasvir etmiştir. Benzer eserlerinde olduğu gibi bu tuvalde de Osman Hamdi Bey caminin önüne gerçekte bulunmayan basamakları ustalıkla koyarak figürlerine hareketli bir sahne oluşturmuştur.

osman hamdi bey mihrap

Mihrap (1901)

Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü Profesörü Edhem Eldem şöyle diyor: “Osman Hamdi Bey’in 1901 tarihli bu tablosunda, belirgin bir şekilde kadın ile İslam veya genel anlamda din arasında bir çatışmaya atıfta bulunduğunu ve bu çatışmada kadından veya kadının özgürleşmesinden yana bir tavır sergilediğini belirtir. Ancak yine de Mihrap’ta özgürleşmeye bir mani olarak algılanarak simgesel olarak da olsa yere atılan ve ayaklar altına alınan dini içerikli kitapların bir hocanın elinde ya da bir rahle üzerinde yer alması gerektiği konusuna dikkati çeker. Kompozisyonun sol yanında yer alan tek şamdan ve devasa mum ise, Freudian cinsel yorumları akla getirmekte, önde yer alan buhurdandan yayılan dumanlar ise, uhrevi dünyanın karşı kutbunu oluşturmaktadır. Kompozisyon hangi açıdan okunursa okunsun, Mihrap onun halen en çok tartışılan ve en çok yoruma açık olan resimlerinden biridir.” Resimdeki kadının ressamın eşi Naile Hanım’ın gençlik hali olduğu iddia edilir. Kimine göre ise ressam, evde çalışan bir Ermeni kızı model edinmiştir.

osman hamdi bey cami önünde arzuhalci

Cami Önünde Arzuhalci

Osman Hamdi Bey uzun yıllar ressam olarak önemi anlaşılmamış bir sanatçı. Ressam yönünü öne çıkaran ilk eser, Sanatta Batı’ya Açılış ve Osman Hamdi (1971). Mustafa Cezar’ın kaleme aldığı kitaptan sonra daha çok ressam kimliğiyle ele alınıyor. İşte bu kitapla beraber Osman Hamdi Bey’in resimleri üzerine yazılan yayınlar artıyor. Kitlelerce tanınması ise ressam yönünün öne çıkmasıyla birlikte gerçekleşiyor.

osman hamdi bey vazo yerleştiren kız

Vazo Yerleştiren Kız (1883)

1959 yılı. Şişli’de bir köşkte, resme meraklı, Saim Birkök adında bir armatör yaşıyordu. Hiç evlenmemişti. Askerlik arkadaşının kendi adını verdiği oğlunu evlat edindi. İsviçre’de okuttu. Bütün servetini ve sahip olduğu tersaneyi ona bırakmayı düşünüyordu. Ancak Balat’taki tersanede çıkan bir tartışmada manevi oğlunu öldürdü. Sultanahmet Cezaevi’nde yatmaktaydı. Özel izinle köşküne girilince işte o Osman Hamdi Bey’in herkesin bildiği muhteşem resmi gün yüzüne çıktı: Kaplumbağa Terbiyecisi.

osman hamdi bey kaplumbağa terbiyecisi

Kaplumbağa Terbiyecisi (1906)

osman hamdi bey gezintide kadınlar

Gezintide Kadınlar (1887)

Osman Hamdi Bey’in Gezintide Kadınlar adlı tablosu, Avrupa’da oldukça fazla görülen örneklerinin neredeyse bir tekrarı. Kadınlar adeta ressama poz verir gibi ve çok daha neşelidir. Gezintide Kadınlar’da yer alan kadınların kostümü, baş kısımları hariç, neredeyse Paris’te ve Londra’da da aynıdır.

Paris’i çok iyi bildiği için Osman Hamdi’nin kadınlara bu kıyafetleri uygun görmesi şaşırtıcı değil. Belli bir renk uyumu yansıtacak şekilde dizilen kadınların kostümlerin hemen hemen aynı. Kırmızı, yeşil, açık sarı, mor ve siyah şemsiyeler on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısının en gözde aksesuarlarıdır. Kadınlardan en sağdaki iki kadınla, solda bulunan beşli kadınlardan siyah ve mavi kostümlü kadının duruşu biraz karikatürü andırır.

osman hamdi bey huzur

Huzur (1904)

Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim görevlisi ve aynı zamanda Osman Hamdi’nin akrabası olan Prof. Dr. Edhem Eldem şöyle diyor:

“Osman Hamdi Bey sadece ressam olarak değil, başta Sanayi-i Nefise Mektebi’nin kurulmasıyla sanatın muhtelif dallarının kurumsallaşması konusundaki çalışmalarıyla Osmanlı modernleşme ve Batılılaşma sürecinin merkezinde yer almış bir şahsiyettir. Tabloları ise Batı’ya dönük konumunu çok net bir şekilde ortaya koymakta. Oryantalist tarzda yapılmış olan ve esasen ülke dışındaki bir seyirci kitlesini hedefleyen bu eserler, ressamın ne derecede Batı merkezli bir modernlik ve estetik anlayışa sahip olduğunu açık bir şekilde göstermektedir. Dolayısıyla bu tabloların bugün gördüğü büyük ilgi, ilginç birer sanat eseri olmanın ötesinde belirli bir tarihi sürecin parçası olması açısından da değerlendirilmelidir.”

osman hamdi bey leylak toplayan kız

Leylak Toplayan Kız (1881)

Kaynak
Sanat Tarihçisi, Osman Hamdi Bey’in Gözüyle Doğu


Facebook Yorumları

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir