Menu

Türkiye’deki Ağaç Türleri ve Özellikleri

Ağaçların ve ormanların, su rejimini düzenleme, erozyonu ve çevre kirliliğini önleme gibi hayati fonksiyonları yanında, biyolojik çeşitliliğin korunmasındaki yeri ve rolü son derece önemlidir. Biz de bu yazımızda Türkiye’de en çok görülen ağaç türlerini, önemli şairlerimizin içinde bu ağaçların geçtiği şiirlerini ve bu ağaçların resmedildiği tabloları birlikte derledik.

Bu yazımızda, gördüğünüz sp. veya spp. kısaltması, İngilizce species kelimesinden gelir ve türü/türleri anlamına gelir. Bir türün adı iki kelimeden oluşur. Örneğin, Pinus nigra Arnold (Karaçam) ismini gördüğünüzde, Pinus cinsin adını, nigra ise türü gösterir. Pinus nigra’nın sonunda yer alan Arnold ise Avusturyalı bir botanikçinin soyadıdır, türün ilk tanımını yapan bilim adamının soyadını gösterir. Ünlü botanikçilerin ad ve soyadları uzun ise tür adından sonra kısaltılarak verilir. Örneğin, 6000’den fazla türe isim babalığı yapan, ünlü İsveçli botanikçi Carl Linnaeus için L. kısaltmasını görürüz.

1. Ihlamur Ağacı, Tilia spp. (Tiliaceae)

Ludwig Knaus, Dance Under The Linden Tree, 1881

Ludwig Knaus, Dance Under The Linden Tree (Festival In Westphalia), 1881

Genel olarak, Marmara, Batı Karadeniz, Orta Toroslar ve Kuzey Anadolu’da görülen ıhlamur ağacının boyu 20-30 metreye kadar ulaşabilir. Büyüklüğü 5-10 cm arasında değişen yaprakları genellikle yürek şeklinde ve çarpık, kenarları dişli ve uzun saplıdır. Sarkık çiçek demetleri sarımsı bir renge ve karakteristik bir kokuya sahiptir. Çok geç açan bu çiçekler (Haziran – Temmuz) kurutularak çay gibi içilir. Doğramacılıkta kıymetli olan beyaz ve hafif bir odun verir. Ihlamur kabuğundaki lifler ip ve kaba dokumalarda kullanılır. Arıcılıkta da önemli bir nektar kaynağıdır.

Sofya’dan

Sofya’ya bir bahar günü girdim şekerim,
Ihlamur kokuyor doğduğun şehir.
Dünyayı sensiz dolaşıyorum
Böyleymiş kaderim,
elden ne gelir…
Sofya’da ağaç duvardan önce, duvardan güzel
Sofya’da ağaçla insan karışmış birbirine,
hele kavak,
neredeyse odaya girip,
kırmızı kilime oturacak..

Nazım Hikmet

2. Kavak Ağacı, Populus spp. (Salicaceae)

Claude Monet, Three Poplar Trees in The Autumn,1891

Claude Monet, Three Poplar Trees In Autumn, 1891

Kavak ağacı, söğütgillerden olup, odunsu bir bitkidir. Sürgün verme özelliği fazla olan kavak ağacı çabuk büyür. Dolma arazilerde ve akarsu kenarlarında iyi yetişirken, ağır topraklarda ve durgun su yerlerde iyi gelişim gösteremez. Kavak ağacından elde edilen odunlar, kibrit ve mobilya yapımında kullanılır. Türkiye’nin hemen hemen her yerinde kavak yetiştiriciliği yapılmaktadır. Her bölgenin iklim durumuna göre kavak çeşitleri değişmektedir. Ak Kavak, Kara Kavak, Fırat Kavağı, Titrek Kavak, Boz Kavak gibi türleri vardır.

Öndeyiş

Bedenim üşür, yüreğim sızlar.
Ah kavaklar, kavaklar…

Beni hoyrat bir makasla
Eski bir fotoğraftan oydular.

Orda kaldı yanağımın yarısı,
Kendini boşlukla tamamlar.

Omuzumda bir kesik el,
Ki durmadan kanar.

Ah kavaklar, kavaklar…
Acı düştü peşime ardımdan ıslık çalar.

Metin Altıok

3. Çınar Ağacı, Platanus orientalis L. (Platanaceae)

Vincent van Gogh, Large Plane Trees, 1889

Vincent van Gogh, Large Plane Trees (aka The Road Menders), 1889

Anavatanı Kuzey Amerika, Asya ve Avrupa’nın doğusudur. Ülkemizde yetişen tek türü, doğu çınarıdır. Çınar ağaçları uzun boy ve kalın bir gövdeye sahiptir. Geniş alanlara, mahallelere, su başlarına, çayırlık ve mesire yerlerine gölge ağaçları olarak dikilmektedir. Boyları 40-50 metreye kadar ulaşabilmektedir. Çınar ağaçları nemli bölgelerde, direkt güneş alan bölgelerde ve biraz gölgeli alanlarda sağlıklı yetişmektedir. Mobilya sektöründe, ahşap, parke ve mürekkep yapımında kullanılmaktadır. Gentry, Chiapas, Kerr, Meksika, Oaxaca, Doğu, Batı, Arizona, Londra, Rzedowski Çınarı gibi türleri mevcuttur.

İthaf 3

bir çeşmedir dökülen omuzlarımdan,
avuçlarım pırıl pırıl dolar, boşalır.
ömrümüz serapa sevda içredir.
bir uzun yaz günü durur, zulmeder
tanıdık, bildik günler sarkar takvimden
hafızam zulmeder boşluğuma.
birden bir arının kanatlarında terü taze
sen gelirsin…

aslan ağzındadır saadetimiz
yağmurlar yağar, günler batar, geceler gelir
bir bitmez türkü başlar dışımızdan.
bir çınar altıdır oturduğun yer;
dizlerin örtülmüş, bakışların uzak,
al bir hırka örmektesin ağır ağır.
bir ince bilezik, küpelerin, saçların
otlar, kuşlar, beyaz bulutlar…

Turgut Uyar

4. Çam Ağacı, Pinus silvestris L. (Pinaceae)

Albert Rieger, Waterfall Cascading Amongst Pine Trees in The Alps

Albert Rieger, Waterfall Cascading Amongst Pine Trees In The Alps

Çam ağacı, çamgiller familyasına ait kozaklı bir ağaç çeşididir. Günümüzde yüz çeşit çam ağacı türü bulunmaktadır. Ülkemizde sıklıkla Sarıçam (Pinus silvestris L.) görülmektedir. Genellikle Karadeniz bölgesinde görülür. Yeşilliğini hiç kaybetmeyen bu ağaçlar genel olarak tropik ve dağlık bölgelerde bulunmaktadır. İğne biçiminde sert ve kalın yaprakları sayesinde dört mevsim dökülmeler ve kendilerini korurlar. Akçam, Karaçam, Fıstık çamı, Sahil Çamı, Laden, Venedik Çamı, Kaliforniya Çamı gibi çeşitleri vardır. Kerestecilik, kağıt hamuru, esans, parfüm üretiminde kullanılır. Terebenti, ham reçine, çam sakızı elde edilir.

Boğaz Gezintisi

Ne günlermiş, ne günlermiş
Yıldızlar, mehtap, çamlar altında.
Yıldızlar, mehtap, çamlar altında
Ne günlermiş, ne günlermiş
Gelip geçmiş!
Vapurlar değil, Boğaz’dan geçen:
Boğaz’dan yalılar geçiyor.
Toplamış sulardan eteklerini,
Odasına çekilen bir saraylı gibi
Yalılar gelmeyen alemlerine gidiyor
Bırakıp bu sessiz gecelerini.

Özdemir Asaf

5. Meşe Ağacı, Quercus sp. (Fagaceae)

Camille Corot, Oak Trees At Bas-Breau, 1832-33

Camille Corot, Oak Trees At Bas-Bréau, 1832-33

Kayıngiller familyasından gelen Meşe ağacı, üç yüze yakın çeşidi olan yaz-kış yaprak dökmeyen türleri olan ve kerestesi bir hayli dayanaklı bir orman ağacıdır diyebiliriz. Uzunluğu 25 metreye kadar ulaşan ve 2 metre kadar gövdeye erişebilen geniş tepeli ağaç türlerindendir. Genellikle Trakya’da ve Marmara’da rastlanmaktadır. Odunların anatomik özelliklerine göre kırmızı meşe, ak meşe ve her dem yeşil meşeler olarak üç gruba ayrılmaktadır. Ülkemizde 18 adet meşe türü vardır: Saplı meşe, Sapsız meşe, Doğu Karadeniz meşesi, Saçlı meşe, Istranca meşesi, İspir meşesi, Macar meşesi, Kasnak meşesi, Mazı meşesi, Tüylü meşe, Anadolu palamut meşesi, İran palamut meşesi, Lübnan meşesi, Makedonya meşesi, Pırnal meşe, Boz pırnal, Kermes meşesi, Yalancı tüylü meşe, Mantar meşesi.

Rüzgarlı Meşe

Güneşe benzediğin, ısıttığın, güzel
Günlerdi onlar. Getirdiğin mutlulukla
Ağarır vaktimiz, kızarır gelincikle,
Yol boyunda ballanırdı ekşi böğürtlen.
Kadın, kanatlarını çırparak çığrışan
Kazlarını güder, bir rüzgâr inim inim,
Dumanlı bulutlarını sürerdi gökte.
Kızsa parmak kadar, otların arasında
Yarı beline dek gömük, çiçek toplardı.
Döne döne çıkardık dağa patikadan,
Omuz omza inerdik dağdan meşelerle,
Ormanla sarmaş dolaş geçerdik kapıdan.
Gün kavuşur, testi pencerede soğurdu.
Ak bir örtü masada, bakraç, sonra yüzün
Lambanın ışığında, sarı, ince uzun.
Duvarda aşılmaz çitleri gölgelerin,
Sarmaşığı ellerinin, kirpiklerinin,
Saçlarının geceye çıkan uğultusu.

Oktay Rifat

6. Zeytin Ağacı, Olea europaea L. (Oleaceae)

Marc Dalessio, Woman Reading Under An Olive Tree, 2014

Marc Dalessio, Woman Reading Under An Olive Tree, 2014

Akdeniz ülkelerinde yetişmekte olan, 10-20 metre arasında değişen yüksekliklere sahip, dalları dikensiz ve yaprakları karşılıklı olan küçük ve gümüş renginde uzun ömürlü bir ağaçtır. Boylu bir çalı olarak da karşımıza çıkabilen zeytin ağacı, sık dallı, yayvan tepeli ve her mevsim yeşil yapraklara sahip olan bir ağaçtır. Geniş, kıvrımlı ve yamru yumru bir gövdeye sahip olan ağaç yaşlandıkça düzgün gri renkli gövde kabuğunun giderek çatlaması söz konusudur. Ağacın tepesi ise her sene yaklaşık olarak artan boyu kadar genişlemektedir. Uzun ömürlü bir ağaç olan zeytin ağacı yaklaşık 2000 yıl yaşayabilmektedir. Bu meyvenin etli kısmı ve sert çekirdek kısmı kullanılarak elde edilen zeytinyağı oldukça değerlidir.

Sitem

Önde zeytin ağaçları arkasında yar
Sene 1946
Mevsim
Sonbahar
Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
Dalları neyleyim
Yar yoluna dökülmedik dilleri neyleyim
Yar yar… Seni karasaplı bıçak gibi sineme sapladılar
Değirmen misali döner başım
Sevda değil bu bir hışım
Gel gör beni darmadağın
Tel tel çözülüp kalmışım
Yar yar… Canımın çekirdeğinde diken
Gözümün bebeğinde sitem var

Bedri Rahmi Eyüboğlu

7. Gürgen Ağacı, Carpinus sp. (Betulaceae)

Christiane Kubrick, Hornbeam in Bluebell Wood

Christiane Kubrick, Hornbeam In Bluebell Wood

Gürgengillerden, kerestesi çok tutulan bir ağaç türüdür. Yurdumuzda Karadeniz Bölgesi’nde pek çok gürgen ormanı mevcuttur. Kerestecilikte çok kullanılır. Yakıt olarak da kullanılır. Gürgen, kurak ve kötü topraklarda olgunlaşabilir, gölgeyi sever. Başlıca çeşitleri, Akgürgen, Amerikan gürgeni, yürek yapraklı gürgen ve Japon gürgenidir. Yurdumuzda en fazla Akgürgen yetişir. Gürgen cinsinin halen Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika’da doğal olarak olgunlaşan 26 kadar çeşidi vardır. Bunlardan sadece ikisine Türkiye’nin farklı orman bölgelerinde rastlanır. Gürgen ağacının kerestesi çok sağlam olduğu için mobilya imalatında oldukça yaygın bir şekilde kullanılır.

Yurt

Tokat’la Niksar arasında
Bir küçük ev görünür uzaktan
Kütükten duvarlı, önünden çeşme akar
Yeşermiş gibi topraktar

Yağmur yağar camlarına dökülür
Benim yüzümdür çizilen camlarda
Yalnızlığın sesidir, rüzgar değil
Gürgen ağaçlarında.

Cahit Külebi

8. Kayın Ağacı, Fagus sp. L. (Fagaceae)

Paul Sandby, An Ancient Beech Tree, 1794

Paul Sandby, An Ancient Beech Tree, 1794

Kış aylarında yapraklarını döken bir orman ağacı türüdür. Sürgünleri tomurcuklu yapıya sahiptir ve yan ikili sıralı sarmallardan oluşmuştur. Açık gri veya koyu gri renkte kabuklara sahiptir, bu kabuklar ağaçların yaşamı boyunca çatlamadan düz ve pürüzsüz bir şekilde kalır. Üç köşeye sahip kızıl kestane renginde sert kabuklara sahip bir meyve verir, bu meyvenin adı nus diye bilinir. Yeteri olgunluğa ulaşınca her kabuktan iki adet meyve dökülür, meyvelerin tohumları yağlı bir yapıya sahiptir. Mobilya, araba, parke, ayakkabı kalıbı, ambalaj sandığı, oyuncak, sandal, alet sapları gibi çeşitli alanlarda kullanılır. On tane türü vardır: Japon kayını, Çin kayını, Amerika kayını, Tayvan kayını, Mavi Japon kayını, Güney Çin kayını, Parıltılı kayın, Meksika kayını, Doğu kayını, Avrupa kayınıdır.

Karlı Kayın Ormanında

Karlı kayın ormanında
yürüyorum geceleyin.
Efkârlıyım, efkârlıyım,
elini ver, nerde elin?
Ayışığı renginde kar,
keçe çizmelerim ağır.
İçimde çalınan ıslık
beni nereye çağırır?
Memleket mi, yıldızlar mı,
gençliğim mi daha uzak?
Kayınların arasında
bir pencere, sarı, sıcak.

Nazım Hikmet

9. Servi Ağacı, Cupressus spp. L. (Cupressaceae)

John Singer Sargent, Cypress Trees At San Vigilio, 1913

John Singer Sargent, Cypress Trees At San Vigilio, 1913

Servi ağacı, genel olarak Akdeniz Bölgesi’nden Himalayalar’a kadar uzanan bölgede yetişen bir ağaç türüdür. Dört mevsim yeşil kalan ağaç yapraklarını hiç dökmez. İlk çıkış zamanı iğne şeklinde olan yapraklar daha sonra pul şekline döner. Yavaş büyüyen bir ağaçtır, ancak zamanla 30-35 metre boyuna ulaşabilir. Servi ağacı, 2000 yıl yaşama özelliğiyle dikkat çeken bir türdür. Kendine özgü çok güzel bir aroması, ağaç içinde reçine ve sakız türü maddeleri vardır. Servi, yapılarda iç ve dış kısımlarda, köprü ve iskele gibi yapıların ayak kısımlarında kullanılır. Mobilya ve dolap yapımında da sıklıkla tercih edilir. Servinin dalları ve yapraklarıyla birlikte kozalakları da toplanarak kullanılmaktadır. Kozalakları tam olgunlaşmadan toplanır.

Servi

Bir servi dedi ki bana;
“Rahat benim altımdadır.
Başını vurma dört yana,
Rahat benim altımdadır.

Çok koşup çok yorulmuşsun,
Yollarda yalnız kalmışsın,
Güvenip bana gelmişsin,
Rahat benim altımdadır.

Sana kökümde yer versem
Gölgemi üstüne gersem…
Hey rahat isteyen sersem!
Rahat benim altımdadır.

Serin serin uzanırsın,
Çiçeklerle bezenirsin,
Yat burada, kazanırsın,
Rahat benim altımdadır.

Yârin de gezer dolaşır,
Bir gün buraya ulaşır;
Hasretler burda buluşur,
Rahat benim altımdadır.”

Sabahattin Ali

10. Kestane Ağacı, Castanea sativa (Fagaceae)

Vincent van Gogh, Avenue With Flowering Chestnut Trees, 1889

Vincent van Gogh, Avenue With Flowering Chestnut Trees, 1889

Kestane ağacı, mevsimsel olarak yapraklarını döken ve çalı formuna sahip orman ağaçlarıdır. Kabuğu çatlaklıdır, yaprağının yanında çıkan tomurcukları ve yalancı uç tomurcukları vardır. Tomurcuklar üst üste binmiş ve üzerileri pul ile örtülmüş şekildedir. Ağacın yaprakları sarmal şekildedir, sert dişli ve kılçıklı bir yapıya sahiptir. Oldukça dayanıklı olduğu için bazı ahşap mobilyalarda kestane ağacından elde edilen keresteler kullanılır. Kestane ağacından elde edilen kestaneler eski zamanlardan beri insanların beslenmesinde önemli bir yer tutmuştur. Doğada kolaylıkla yetiştirilebilen ağaçlardan biridir.

Yol Türküleri

Ada yolu kestane
Aman dökülür tane tane.
Ada demek, Adapazarı demek;
Kadehler şişe olur Çark’ın başında;
Zaten efkârlısın, Ayağını denk al, şekerim.

Orhan Veli Kanık

11. Akasya Ağacı, Robinia pseudoacacia (Fabaceae)

Sharon Farber, Acacia Tree

Sharon Farber, Acacia Tree

Baklagiller familyasından olan, sürekli yeşil yapraklı ve dikenli olan ağaç ya da ağaç türlerine verilen isimdir. Kimi yapraklar kışın dökülürken, kimisi de yaz-kış yeşil kalmaktadır. Çiçekleri hoş kokuludur, çoğu kez sarı olup beyaz ve kırmızı renkte olanları da vardır. Akasya sert bir ağaç türüdür. Doku yapısı sıkı ve güçlüdür. Ayrıca esnektir. Yedi çeşidi vardır.

Titrek Bir Damladır

Titrek bir damladır aksi sevincin
Yüzünün sararmış yapraklarında
Ne zaman kederden taşarsa için
Şarkılar taşırsın dudaklarında.
İşlerken hülyama sesten örgüler
Bir çini vazodan dökülen güller
Gibi hülyada fecirler güler
Buruşmuş bir çiçek parmaklarında.

Gözlerin kararan yollarda üzgün,
Ve bir zambak kadar beyazdı yüzün;
Süzülüp akasya dallarından gün
Erir damla damla ayaklarında.

Sesin perde perde genişledikçe
Solan gözlerinden yağarken gece
Sürür eteğini silik ve ince
Bir gölge bahçenin uzaklarında.

Sen böyle kederden taştığın akşam
Derim dudağında şarkı ben olsam
Gözlerinde damla, içinde gam
Eriyen renk olsam ayaklarında

Ahmet Muhip Dıranas

12. Ceviz Ağacı, Juglans regia (Juglandaceae)

Alfred Sisley, Walnut Tree in A Thomery Field, 1880

Alfred Sisley, Walnut Tree In A Thomery Field, 1880

Ceviz ağacı, anavatanı dünya üzerinde oldukça yaygın bir alanı kapsayan bir ağaçtır. Karpat Dağları’ndan başlayarak, Türkiye, İran, Irak, Afganistan, Mançurya, Hindistan, Kore ceviz ağacının doğal olarak yetişebildiği alanlardır. Ceviz ağacı kışın ve baharda soğuklama ihtiyacını karşılayabilecek, yazın ve baharda büyümeyi ve olgunlaşmayı sağlayacak kadar sıcak iklimleri sever. Halk arasındaki bir inanışa göre, ceviz ağacının altında oturulmamalıdır. Bu yaygın inanışın kaynağı ceviz ağacının sülfür gazı salgılamasıdır. Çünkü sülfür gazı ağır olduğundan dibe çöker. Ağacın dibinde oturulursa, kişide sersemleme hali ortaya çıkar. Bunun ceviz ağacının altında oturanlar açısından böyle bir zarar olsa da, aslında sülfür gazı ozon tabakasını tamir eden bir gazdır.

Ceviz Ağacı

Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda,
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril.
Koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil
Yapraklarım ellerimdir tam yüz bin elim var,
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul’a.
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul’u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda,
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Nazım Hikmet

Kaynak
Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Orman AtlasıKavak AğacıBitki VeritabanıEncyclopedia of Stanford Trees, Shrubs & VinesBotanikte İsimlendirme (Nomenklatür)


Facebook Yorumları

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir