Menu

George Orwell’in Okumanız Gereken 6 Kitabı

Asıl adı Eric Arthur Blair olan kitaplarını yazarken kullandığı adıyla George Orwell, Hindistan sömürge yönetiminde görevli bir İngiliz ailenin çocuğu olarak 25 Haziran 1903 yılında Hindistan’da doğdu.

george orwell cocuklugu

Aileden sömürge yerleşimcisi bir geçmişe sahip olan George Orwell, eğitimini İngiltere’de tamamladıktan sonra Hindistan İmparatorluk Polisi’nde bölge müfettiş yardımcısı oldu. 1922 – 1928 yılları arasında Birmanya’da (Myanmar) polislik yaptı. Kendi anlatımına göre, bu görevi sırasında sömürgeciliğin ve emperyalizmin kötü şeyler olduğu düşüncesine vardı, yaptığı işten utanmaya başladı ve mümkün olduğu kadar kısa bir sürede görevden ayrılması gerektiğine karar verdi. Ne var ki Orwell, kuramsal olarak sömürgecilikten nefret ederken bile, sömürge yönetimine karşı koyarak günlük görevi sırasında kendisine ister istemez zorluk çıkaran yerli halka karşı öfke duymaktan kendisini alamadığını da açık kalplilikle belirtiyordu.

george orwell ailesi

Annesi, babası ve kızkardeşiyle, 1916

1928 yılında polislikten istifa etti. Zaten çocukluğundan beri yazar olmak istiyordu. Londra’nın yoksul kesiminde kendisine ucuz bir oda tuttu. Yoksul ve toplum dışına itilmiş insanlar arasına karıştı. Paris’te bulaşıkçılık yaptı. Bu dönemdeki gözlemlerini dile getiren ilk kitabı Paris ve Londra’da Beş Parasız (Down and Out in Paris and London) 1933’te yayımlandı. George Orwell’in Hayvan Çiftliği ve 1984’ü ne kadar ideolojik metinlerse Paris ve Londra’da Beş Parasız romanı da bir o kadar ideolojiden uzak. Paris’in ve Londra’nın 1930’lardaki görünümünü, modern Avrupa’nın da nasıl yoksulların terleri üzerinde yükseldiğini yalın bir dille anlatıyor. Hiçbir medeniyetin ezilenlerin üzerinden başka yerde yükselmediğini okura gösteren roman, yazarların hayatlarının ne geçmişte ne de bugün kolay olmadığını da anlatıyor.

“Otelde antika karakterler vardı. Paris’in varoşları antika insanların toplanma yeridir: ıssız, yarı kaçık hayatlar süren ve normal ya da saygın olma çabalarından vazgeçmiş insanlar. Yoksulluk onları beylik davranış kurallarından muaf kılıyor, tıpkı paranın insanları çalışmaktan muaf kılması gibi. Otelimizdeki pansiyonerlerin bir kısmının, kelimelere dökülemeyecek denli tuhaf yaşantıları vardı.Sözgelimi kısa boylu, derbeder bir çift olan Rougier’ ler acayip bir iş yapıyordu. Boulevard St. Michel’de kartpostal satıyorlardı. İşin acayip yanı, kartpostalların müstehcen olanlar gibi kapalı paketlerde satılmasına rağmen aslında Loire’daki şatonun fotoğraflarını içermesiydi; müşteriler bu durumu çok geç fark ediyor ve elbette asla şikayetçi olmuyorlardı.”

george orwell genclik

14 yaşındaki Orwell okul arkadaşlarıyla birlikte

Ertesi yıl ilk romanı Birmanya Günleri (Burmese Days) çıktı. Yavaş yavaş kendine özgü bir sosyalizmi benimseyen Orwell, bununla birlikte, İngiltere’deki örgütlü sosyalist hareketten uzak duruyor ve bu hareketi sert bir dille eleştiriyordu.

Ocak 1937’de Cumhuriyetçiler safında İspanya İç Savaşı’na katılarak kralcı faşistlere karşı savaştı. Farklı görüşlerdeki Cumhuriyetçiler arasında çıkan çatışmada komünistlere karşı tavır aldı. İçinde bulunduğu grup yasadışı ilan edilince 1937’de İspanya’dan ayrılarak İngiltere’ye döndü. İspanya deneyimini anlatan Katalonya’ya Selam (Homage to Catalonia) adlı eseri 1938’de yayınlandı. Katalonya’ya Selam, Orwell’in İspanya İç Savaşı’ndaki izlenimlerini aktardığı bir eser. Savaşa milis olarak katılan yazar, görüp yaşadıklarını kağıda dökerken İspanya’daki hareketliliği, Cumhuriyetçi Cephe’de anarşistlerle komünistler arasındaki çekişmeleri tarihe not düşüyor. Bu kitabıyla, zaten hep uzak durduğu geleneksel sol çevrelerden kesin olarak koptu ve siyasal alanda açıkça komünizm düşmanı bir çizgiye geldi.

“Kocaman kanlı bir savaşın ortasında tek bir bireyin ölümü üstüne fazla lakırdı etmenin faydasız olduğunu biliyorum. Kalabalık bir caddenin ortasına düşen uçak bombası, bir sürü siyasi zulüm ve işkenceden çok daha fazla acı doğurur. Bir çarpışmada ölmeye evet; böyle bir şey normal karşılanır ama hayali bir suçlama nedeni bile olmadan, sırf işgüzarlık olsun diye kodese atılmak ve yalnız başına ölüme terk edilmek, bu bambaşka bir mesele.”

george orwell savasta

1936

Orwell, İkinci Dünya Savaşı başlayınca İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin Hindistan yayınları bölümünün başına getirildi. Savaş ortamını fırsat bilerek İngiliz sömürge yönetimine son vermek için bağımsızlık savaşımını yoğunlaştıran Hindistan yurtseverlerine karşı, İngiltere adına propaganda yürüttü. Daha sonraları belirttiğine göre, bozguncu olarak tanımladığı gruplara karşı canla başla savaşım verirken Hindistan’a yönelik propagandayı yine de kendince makul sınırlar içinde tutmaya çalışıyordu.

george orwell oglu

Oğlu Richard ile

1945’te yayımlanan fabl türünde bir hiciv eseri olan Hayvan Çiftliği‘nde (Animal Farm), bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanların yönetimini alaşağı edip eşitlikçi bir toplum oluştururlar, ama zamanla hayvanların daha zeki ve iktidar düşkünü önderleri olan domuzlar devrimi yolundan saptırarak daha da baskıcı ve acımasız bir diktatörlük kurarlar. Fakat Soğuk Savaş’ın boy atıp gelişmesiyle birlikte, Batı dünyası, özellikle de ABD’nin en tutucu çevreleri, Hayvan Çiftliği’ni Sovyetler Birliği’ne karşı kullanabilecekleri düşünsel bir araç olarak görmekte gecikmedi. Onların gözünde Orwell, nedamet getirmiş bir komünistti. Gel gör ki, Sovyetler Birliği’nin yöneticileri ve onlara bağlı komünistler de, Orwell’ı dönek ya da ajan olmakla suçluyorlar; Hayvan Çiftliği’ni de karşı devrimci, komünizm karşıtı bir yapıt olarak yerden yere vuruyorlardı. Burada ilginç olan, Hayvan Çiftliği’ni iki tarafın da, kendi politikalarına yarar sağlayacak biçimde değerlendirmesidir.

“İnsan’a karşı savaşırken sonunda ona benzememeliyiz. Onu alt ettiğiniz zaman bile, onun kötü alışkanlıklarını benimsemeye kalkmayın. Hiçbir hayvan asla bir evde yaşamamalı, yatakta yatmamalı, giysi giymemeli, içki ve sigara içmemeli, paraya el sürmemeli, ticaretle uğraşmamalı. İnsan’ın bütün alışkanlıkları kötüdür. Ve en önemlisi, hiçbir hayvan kendi türünden olanlara zorbalık etmemeli. Güçlüsü güçsüzü, akıllısı akılsızı, hepimiz kardeşiz. Hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmemeli. Bütün hayvanlar eşittir.”

george orwell oglu

Orwell, Hayvan Çiftliği’nden kazandığı parayla, İskoçya’nın batı kıyısı açıklarında, Hebridler’deki Jura Adası’nda bir ev alır. 1946 yazında Bin Dokuz Yüz Seksen Dört‘ü bu evde yazmaya başladığında, bir yandan da verem tedavisi görüyor, sık sık hastaneye yatıyordu. Romanın ilk taslağını 1947 güzünün başlarında tamamlamış, sağlığının adamakıllı kötülediği ve acı çektiği 1948’in yaz ve güzü boyunca kitabın tümünü gözden geçirerek yeniden daktiloya çeker. Orwell, başlangıçta öykünün geçtiği yıl olarak 1980’i seçer, kitabın tamamlanması biraz da hastalığı yüzünden uzadıkça ilkin 1980’i 1982 olarak değiştirmiş, daha sonra da 1984’te karar kılar. Sonradan, romanına 1984 yılını tarih biçmesinin nedenini yakın dostu, yazar Julian Symons’a açıklarken, “Kitabın yazımını 1948 yılında tamamladığım için, 1948’in son iki rakamının yerlerini değiştirmeye karar verdim” diyecektir.

george orwell

Bir distopya olan 1984’ü çeviren Celal Üster “Bana kalırsa, Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, kuşkusuz insanlığı bekleyen bir total totalitarizm tehlikesine karşı edebiyatın bağrından yükselen bir uyarı çığlığıdır. Ama aynı zamanda, günümüz toplumlarında gücü elinde tutmak iktidarı sürdürmek uğruna uygulanan yönetsel, dinsel, dilsel, ulusal, budunsal, ahlaksal, eğitsel baskılar, zorbalıklar, dayatmaların karanlığı içinden kulağımıza çalınan bir sis çanıdır.” der.

“İç Parti üyesi, kolları aşırı uzun, kocaman kel kafasında birkaç tel saç kalmış, ufak tefek, bir deri bir kemik bir hatip, kızıl kumaşla kaplanmış bir kürsüde kalabalığa tirat atıyordu. Bu eciş bücüş mezar kaçkını, bir eliyle mikrofonu yakalamış, kemikli kolunun ucundaki öbür pençesini de gözdağı verircesine savururken, düpedüz nefret kusuyordu. Amplifikatörlerin madenileştirdiği bir sesle cıyak cıyak bağırarak vahşetlerden, kıyımlardan, sürgünlerden, yağmalamalardan, ırza geçmelerden, tutsaklara yapılan işkencelerden, sivillerin bombalanmasından, yalan propagandalardan, haksız saldırılardan, çiğnenen antlaşmalardan dem vurmaktaydı. Onu dinleyenler bir kere bütün söylediklerine inanıyorlar, sonra da giderek öfkeden kuduruyorlardı.”

george orwell time dergisi

George Orwell, 2008 yılında Time Dergisi’nin 1945’den Günümüze En İyi 50 İngiliz Yazar seçkisinde Philip Larkin’den sonra en iyi 2. İngiliz yazar seçildi.

George Orwell, 1930’ların başlarından 1950’de ölümüne dek, evrensel ve yerel her türlü politik, toplumsal ve edebi mesele üzerine sayısız yazı kaleme alır. Faşizm Kehanetleri (Prophecies of Fascism) başlığıyla derlenen bu metinler on iki bölümden oluşur. Faşizm Kehanetleri’nde George Orwell emperyalizmi, milliyetçiliği, pozitif milliyetçiliği, negatif milliyetçiliği, sınıf duygusunu, dünya devleti olgusunu ve bu paralellikte ilerleyecek yönetim biçimlerinin insanları peşine takıp istediği yere götürmesini gayet açık ve anlaşılır tanımlamalarla anlatıyor. Bütün bunları anlatırken Hitler’den, Goebbels’den, proleter yazar olmaktan bahsediyor. Fakat aynı zamanda İngiliz mutfağından, güzel bir fincan çaydan, toz pembe bir gözlükten ve Gandi’den de bahsediyor.

“Milliyetçilikle, öncelikle insanların böcekler gibi sınıflandırılabileceğini ve milyonlarca, on milyonlarca insanın rahatlıkla bloklar halinde iyi veya kötü diye etiketlenebileceğini varsayma alışkanlığını kastediyorum. Ama ikinci olarak –ki bu çok daha önemli- insanın kendini tek bir ulusla veya başka bir birimle özdeşleştirerek, onu iyinin ve kötünün ötesine yerleştirip, onun çıkarlarına hizmet etmekten başka görev tanımamasını kastediyorum.”

sonia brownell ve george orwell

George Orwell ve Sonia Brownell

İlk eşi Eileen O’Shaughnessy’i kaybettikten sonra ikinci kez veremle boğuşurken Sonia Brownell ile evlendi. Ne yazık ki, evliliğinin üzerinden daha bir yıl geçmeden, henüz kırk yedi yaşında 21 Ocak 1950’de yaşama veda eder.

george orwell ve ilk esi

George Orwell ve Eileen O’Shaughnessy

Kaynak
George Orwell: Sömürge Polisi, Sosyalist, MuhbirYoksul Orwell’in Acımasız AvrupasıOrwell’in Ekonomi-Politik Mirası1984’ün Çevirmeni Celal ÜsterFaşizmin Kehanetleri


Facebook Yorumları

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir